Admin

Laf gönül almadır, gülümsemedir!

Admin

Biz lafın gözüne gözüne vurma tabirini geliştirmişiz, gel de bir kaç lafın belini kıralım diye laflamaya çağırırız dostlarımızı.

Lafı sulandırmayı, lafı dolandırmayı, maksat hasıl oluncaya kadar kenara almayı, tozlu rafta tutmayı,  yerine göre ağzımızın içinde hapsetmeyi pek biliriz!

Her lafı her yerde söylemeyiz de, karşımızdakinin bir gaflet anında, söyler geçeriz lafımızı.

Oysa o laf ne bize yakışmıştır, ne de söz söylenen bizden böyle bir tepki geleceğini hesaba katmıştır

Lafımız ammalara, fakatlara, lakinlere, ancaklara ne kadar çok takılırsa, bir o kadar daha severiz lafı!

Laf meydanlar doldurur, meydanlar boşaltır.

Acı olanı adam dahi öldürür.

Tatlı lafa neden sıra gelmez, neden getirmeyiz, neden tatlı laflarla kurulu huzurlu bir dünya istemeyiz, o konu da çiğliğimize kadar uzanır.

İnatlar, hırslar, öfkeler, istediğimizin olmaması lafı ok yapar da, hedefi, her türlü engele rağmen vurur geçer.

Laf ola beri gele demişiz, çok laf yalansız olmaz demişiz!

Demişiz de, yalan lafın cilasıdır diye son noktayı koymuşuz! Yalanla cilalanan laf parlar, parıldar, gerçeğe yakın bir havaya bürünür, lafı gizlediniz mi, allı-pullu bir cümlenin içine, az biraz da nezaketle karışık, bir üslup içerisinde de söylediniz mi, bir bakmışsınız bütün kapılar ardına kadar açılmış.

Laf yerine göre nahiftir, hafiftir, taşıyana ağır gelmez deseler de, bu tabir, her laf için geçerli değildir. Özellikle laf taşıyanlar, laf satın alanlar, laf bekleyenler, bir çift laf konuşamadık diye, laftan muradını alamayanlar lafın alıcılarıdır.

Bu dünyada satıcısı ve alıcısı olan en iyi meta laftır.

Altından da, paradan da çok daha kıymetlidir diyenlere hak vermek lazım.

Laf beklemeleri, araları, yarınları, belirsiz tarihlere atılmayı değişik bir şekilde sever.

Buna lafın kıymetlenmesi, ballandırılması, daha da tatlı bir hale gelmesi diyebilirsiniz!

Laf yasakları sever...

Meydan okumalara bayılır!

Tehditvari hale dönüştü mü, önüne kimse geçemez!

Emir kelimesi ya da cümlesi içinde yer aldı mı, kraldan fazla kralcı olur.

Esnemez, esnetilmeyi sevmez diyenler, lafa duruş ve büyü katma eğiliminde olanlardır.

Oysa laf, ağulu aşları yağ ile bal edebilir.

Arabuluculuk yapabilir.

Şefkate, merhamete yol açabilir.

Filancanın lafı hiç kimseye batmaz da,  dokunmaz da denen lafları sanıyorum hatırlıyorsunuz.

Gülünen laflar, kızılan laflar, korkulan laflar vardır.

Laf vardır, savaşları durdurur.

Laf vardır, coğrafyaları kan gölü haline getirir.

Laf aslında barışa yakışır, sevgili okurlar!

Uzlaşmaya, anlaşmaya, huzura, sakinliğe, yaşadığımız dünyayı cennete çevirmeye birebirdir.

Laf gönül almadır, gönüllere sular serpmedir, gülümsemedir, el ele vermedir.

Yalansız, riyasız, övgüsüz olanına derman yetmez.

Laf sevgidir, aşktır.

Seven, sevdalanan, aşık olan kötü bir laf söyleyemez. Baştanbaşa sevgi kesilmiş insanların ağzından değil kötü bir laf, o lafı meydana getiren bir harf dahi duyamazsınız.

Laf ehemmiyetsiz, basit, işe yaramaz bir şey değildir.

Lafla ekmek-peynir gemilerini yürütenleri, laf ile dünyaya nizam vermeye çalışanları anlatmışlar şairler, yazarlar.

Laf avutma, uyutma, yanıltma olduğunda laf olmaktan çıkmış, lafa benzemeyen, lafla alakası olmayan, yalan zırhına bürünmüş yalana ait, yalancıya ait bir şey olmuştur ki, laf olma özelliğini tamamıyla kaybetmiştir.

Böyle bir laf, gönül yıkar, gönül kırar. Sonrada Yunus Emre'nin dediğine geliriz,

"Bir kez gönül kırdın ise/ Bu kıldığın namaz değil / Yetmiş iki millet dahi /Elin yüzün yumaz değil"

Yazarın Diğer Yazıları