KURUYAN TOPRAKLARA YAĞDIR MEVLAM SU
Admin
Kuraklık ülkemizin yazgısı olsa gerek, özellikle hububat ve pancar ambarı Konya bölgesinin fıtratına kuraklık yıllar yazılmış gibi.. Karadeniz bölgesinde aşırı yağmur sellere neden oluşturup mali, mülkü ve canları sürükleyip götürüyor ama, Konya yöresinde yine eller havada, yağmur duasında.. İlkbahar, yaz kurak geçti, sonbaharda da sona gelindi,
yine yağış yok;
■
Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.(Ayet)
…
■ Yağmuru sadece kuraklığı giderdiği için değil ruhumuzu yıkayıp, arındırdığı için de özlüyoruz. Yağmayınca duaya çıkıyoruz. Bu Anadolu'nun hiçbir yerinde değişmiyor. Yağmurun Anadolu kültürüne olduğu kadar edebiyatımıza da etkisi büyük. Özellikle şiirimizi en çok etkileyen metafor.
…
Yaşamın vazgeçilmez en önemli nimetlerinden biridir,su… Tarihte tüm uygarlıklar suyu bol yerlerde kuruldu. Açlık birkaç gün sürebilir ancak susuz yaşanmaz.
Su öylesine önemli ki.. İçinde “su” sözcüğü bulunmayan, suyu barındıran oluşumlar “göl”, “deniz”, “derya”, “umman”, “engin”, “ırmak”, “dere” vs. günlük yaşamımızda hep vardır ve var olacaklardır. Bir çok deyim, atasözü, şarkı, türkü, şiir, roman, öykü çoğu kez “su” üzerine kurgulanmıştır. Su, yeni doğan çocuklara ad konulurken de ilk akla gelendir;
Cansu, Nehir, Deniz, Derya, Engin, Irmak, Yağmur gibi. Kimi yerleşim birimlerinin adı “su” sözcüğüyle bütünleşmiştir; Suşehri, Suluova, Denizli, Güneysu, Aksu, Dereli, Yağlıdere, Gölcük, Gölyaka, Arpa-çay, gibi… …
Su üstüne atasözü ve deyimlerden;
*Su içene yılan bile dokunmaz.
*Su küçüğün,söz büyüğün.
*Sular kadar ömrün olsun.
*Suya sabuna dokunmaksızın.
*Su gibi aziz ol.
*Su testisi su yolunda kırılır.
*Su gibi ezberinde
*Paralar suyunu çekti.
*Su şakırtısı ile akçe şakırtısı merak dağıtırmış.
*Su eyersiz aslan gibidir.
*Suya düşen yılana sarılır.
*Suyun akıntısına gitmeyen yorulur.
*Suların padişahı Çamlıca’dır.
*Su koyvermek.
*Su dökünmek.
*Su katılmamış.
*Susuz ağaç meyve vermez.
*Suyun ımıl ımıl akanından,insanın yere bakanından sakın.
*Susuz çöl,ormansız dağ.
*Su bulanmayınca,durulmaz.
Bunlar da türkü ve şarkılarımızdan bir demet:
*Suya gider allı gelin has gelin.
*Sular başından bulanır.
*Adaköy Deresi taşmış geliyor/Eminem kırandan aşmış geliyor.
*Yeşil ördek gibi daldım göllere.
*Oy dereler dereler,neler bilirim neler
*Derdimi ummana döktüm,asumana inledim.
*Aman bre deryalar.
*Ay beyaz, deniz mavi,eğlenir kızlar.
*Bir deniz ki gözlerin,ölürcesine derin.
*Denizler durulmaz dalgalanmadan.
*Bir deniz ki aşk dolu,dalgalar vardı.
*Denize dalayım mı,bir balık alayım mı.
*İn dereye dereye,al dereden taşları.
*Gözlerin bir içim su
*Haram sudan atladım.
*Enginde yavaş yavaş,günün minesi soldu.
*Su akar güldür güldür.
*Pınarın başında su verdin içtim.
*Derenin kıyısında yılanın kemikleri.
*Dere kenarında taş ben olaydım.
*Gel ey denizin nazlı kızı,nuşi şarab et.
*Deniz ve mehtap sordular seni.
*Deniz kıyısında çakıl taşları gibi/Karışmışım kumlara arayan yok,soran yok.
…
Birleşmiş Milletlerin yayınladığı rapora göre dünyada 1.5 milyar insanın içtiği, kullandığı su çok mikroplu. 2.5 milyar insanın suyu orta derecede mikroplu. Yılda 5 milyon dünyalı kirli suların taşıdığı mikroplardan ölüyor. Sayı savaşta ölenlerin sayısının on misli. Temiz su, dünyada mevcut bütün suyun %3'ünden az. Araştırmalara göre 2020 senesinde 3 milyar kadar insanın ihtiyaçları için lazım gelen suyu bulamayacakları yerlerde, 2.5 milyar insanın da suyun çok zor bulunabileceği yerlerde yaşayacakları tahmin ediliyor...
…
“Çatlayan dudaklara sararan yapraklara
Kuruyan topraklara yağdır Mevlam su
Alev saracak kadar yandım yanacak kadar
Suya kanacak kadar yağdır mevlam su
Toz duman savrulurken gül çimen kavrulurken
Can tenden ayrılırken yağdır Mevlam su
Suya hasret güllere sana açık ellere
Tutuşan gönüllere yağdır Mevlam su!”
(Söz:
Erol Martul,
Beste:
Mahmut Oğul,
Makam:
Hüseyni
)
...
Yağmuru sadece kuraklığı giderdiği için değil ruhumuzu yıkayıp, arıttığı için de özlüyoruz. Yağmayınca duaya çıkıyoruz. Bu Anadolu'nun hiçbir yerinde değişmiyor. Yağmurun Anadolu kültürüne olduğu kadar edebiyatımıza da etkisi büyüktür.
Yağmura çoğu kez “rahmet” deriz.
(
Selçuklu Belediyesi oluşturduğu bir ormanlığın adını da rahmet koydu.)
Yağmurun benim şiir dünyamda da özel bir yeri vardır;
“Ben yağmurlu havaları severim
Onun için bakışlarım ıslaktır.”
…
Yağmur, her bir damlasını, özenle yer yüzüne indirdiği bir armağandır. Türkçe'de yağmur diğer dillerden daha farklı bir özellik gösteriyor. Diğer dünya dillerinde yağmur, bildiğimiz yağmur anlamında kullanılırken bizde köy ortamında karşılığı bereket, kent ortamında karşılığı bir anlamda rahmet, bir anlamda hüzün.
Küresel ısınmanın da etkisiyle yağmur özlemimiz uzun süredir devam ediyor.
…
■ Yağmur adil olanın da olmayanın da üstüne eşit miktarda yağar.
(Hopi)
...
Yağmur Duası;
Barajlarımızdaki su seviyesinin normalin altına düşmesi, yerleşim yerlerindeki su sıkıntısı ve küresel ısınma yağmurla birlikte “duasını” da gündeme getirdi; yağmur duaları birbirini izlemeye başladı. Yağmur duası Peygamberimizin sünnetidir. Başlamadan önce sadaka dağıtılır, yağmur duası için özel bir alanda toplanılır, Peygamber Efendimiz elbiselerini ters giyer, insanlar zengin fakir, büyük küçük, genç yaşlı demeden eski elbise giymeye ve yalın ayak olmaya dikkat ederler, duayla birlikte pişmanlık ve nedamet duyguları da gözyaşları ile gösterilmeye çalışılırdı.
Yağmur Duası, Anadolu'da benzer temel motifler taşımasına karşın, illere, hatta köylere göre değişiklik gösterebiliyor. Ancak taş yalama, bezden bebek yapma, asma dalı çubuğu düğümlenerek suya koyma, at kafasına ayet yazarak suya atma gibi gelenekler İslamiyet öncesinden günümüze dek geldiği düşünülüyor. Yağmur duası gelenekleri halkın ve çocukların yaptığı dualar olarak ikiye ayrılıyor.
Anadolu'da yapılan ilginç yağmur dualarından kimileri şöyledir;
■
Erzurum'da kel olan ancak adları birbirine benzemeyen kırk kişinin adı saptanır. Ekşi hamur yapılarak ufak parçalara ayrılır. Kıbleye bakan bir duvara iliştirilirken kırk kelin her birinin adı söylenirken bu parçalardan biri yapıştırılır. Böylece kırk hamur parçasından bir tümsek meydana gelir.
■
Çorum'da ihtiyar bir eşek mahallenin en yaşlı kadınının gelinliği ile süslenir. Allah'ın kullarının kendinden cömert olduğunu düşünüp, gazaba gelerek yeri göğü suya gark etmesi için yedi yolun tam ortasında kadınlar tarafından yufka yapılarak gelene gidene dağıtılır.
■
Adana'da Karalar Aşireti'nde çıplak bir çocuğun üzerine yapraklı ağaç dalları örtülerek, sokak sokak dolaştırılır. Bu esnada evlerden üzerine su dökülür .
■
Yumurtalık ilçesinde ise bir kadın kaplumbağayı ayağından ağaca asar. Kaplumbağa çırpındıkça yağmurun yağacağına inanılır.
■
Soma'da erkek üyesi bulunmayan bir evden çalınan oklava yetim bir çocuk tarafından kuyuya atılır.
■
Ankara Horan'da at kafasına dualar yazılır.
■
Uluborlu'da 41 boğumlu yaş bir asma çubuğunun her boğumuna Yasin-i Şerif okunur ve safiyeti ile bilinen bir kişi bunu suya atar.
■
Balıkesir'de bir annenin ilk oğlu, eski bir hasıra sarılır, başına tencere geçirilir. Çocuğun adı 'kepçecik'tir. Kepçebaşı adı verilen çocuk 'kepçecik'i yanına alıp mahalle çocukları arasında ev ev dolaştırır. Her evde kepçecik'in başına su dökülür.
■
Eski Türk topluluklarında yada taşının suya konulduğunda yağmur yağdırdığına inanılır. Bu taşa Kazaklarda cay taş, özbeklerde yada taş, Altaylılarda cada, Yakutlarda sata denir. Bu inancın ilk olarak Oğuzlarda görüldüğü tahmin edilmektedir.
■
Dağıstan ve İran'da Türkiye ile benzer şekillerde yağmur duası yapılmaktadır.
■
Hristiyan olan Çuvaşlar her evden yumurta, tereyağı, darı, ekmek ve tuz toplanır. Bunlarla bir yemek yapılır, dua edilir. Daha sonra bu yemek yenilerek elbiselerle suya atlanır.
...
Fidel Castro’yu anmak
Küba’nın efsane Lideri Fidel Castro 90 yaşında yaşamını yitirdi. Onu bir özdeyişiyle anıyorum;
■
Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye, neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorundadır?
Kıssadan hisse….