Komşu!..
Admin
Atalarımız komşu komşunun külüne muhtaçtır demişler. Gülme komşuna gelir başına demişler. Komşuda pişer bize düşer demişler. Ev alma komşu al demişler. Kötü komşu insanı mal sahibi eder demişler.
Demişlerde bu deyimler bizim komşularımıza gerçekten uymuyor. Türkiye olarak komşu zengini bir ülkeyiz.
Bu zenginlik dünyada bazı ülkeler için artı sayılabilir. Bizim için eksiden artıya dönebilmesi neredeyse imkansız bir durum.
Komşularımız bizi dalamak, yaralamak, hıncını almak, taviz koparmak, üstünlük sağlamak gibi havalardalar.
Aç kurt bile komşusunu dalamaz deseler de, bizim komşularımız bu sözü lugatlarından atalı çok olmuş.
İşte onun içindir ki...
Üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili bir coğrafya olarak en klasik bir biçimde anlatılır yaşadığımız toprak parçası!
Komşularımız dediğimiz ülkelerle problemlerimiz ne eksildi, ne tükendi. Az biraz zayıflasak, ejderha olmaya kalkıyorlar!
Yarım asrı aşan sürede az şey mi, yaşadık?
Yunanistan’la soydaşlarımıza zulmettiği Batı Trakya başta olmak üzere, Ege krizleri, Kıta sahanlığı krizleri, Kardak Krizi ve en büyük kriz olan Kıbrıs az uğraştırmadı.
KKTC kurulduktan sonra da dünya bir türlü tanımak istemedi bu yeni devleti.
Bulgaristan, Belene yani ölüm kamplarında soydaşlarımıza soykırım yaptı. Demirperde döneminde, sırtını Rusya'ya dayadı, az kafa tutmadı Türkiye'ye...
İran, Şah Pehlevi döneminde bölgenin en güçlü ordusuna sahip olmakla övünüyor, Türkiye ile tatlı-sert bir politika takip ediyordu.
Şahlık yıkılıp Humeyni rejimi iktidar olduğunda da, İran ve Türkiye ilişkileri inişli-çıkışlı bazen zikzaklı dönemler yaşadı.
Rusya, rahmetli Atatürk döneminden beri Kars ve Ardahan'ı istiyordu. Soğuk savaş döneminde oldukça aktif rol oynadı. Bugün gelinen noktada iki ülke arasında esen sert rüzgarlar, yerini bahar havasına bırakmış görünüyor.
Suriye Hafız Esad döneminde, İskenderun ve Hatay 'ı kendi haritası içerisinde göstermekten çekinmedi. Bütün bayramlarında Türkiye aleyhinde söylemlerini hiç değiştirmeye gerek görmediği gibi, Bekaa Vadisini elinde bir koz olarak kullandı.
İç savaş sonrasında Hafız Esad'ın oğlu Beşar Esad'ın ülkesi Suriye, kuzeyine terör örgütlerinin konuşlandığı, kendine mevziler bulduğu, oldukça karışık bir coğrafya haline geldi. Ölümden, kan ve baruttan kaçan milyonlarca Suriyeli sığınmacı başta Türkiye olmak üzere, yakın ülkelere sığındılar.
Türkiye'nin güney sınırı, terör örgütlerinin Türkiye ile komşu olduğu bir alan haline geldi.
Irak'ta Saddam Hüseyin 24 yıllık iktidarıyla bölgenin en güçlü ordusunu kurarak komşularına gözdağı veriyordu. Kuveyt'e ve Suudi Arabistan'a girmesi, daha sonra yapacakları için atılan tehlikeli adımlar şeklinde okundu. O çok güvendiği ordusu, tek bir kurşun atmadan, Amerikalılara teslim olunca, Irak üç parçaya bölündü.
Dört tarafımız
"ne sevdiğin belli, ne sevmediğin"
diyebileceğimiz komşularla çevrili.
Böyle komşularınız varsa ne yaparsınız?
Komşu demişken, şöyle yıllar bazında az gerilere gittiğimizde,
Yunanistan'da Atina, Pire, Selanik, Girit ve Kıbrıs dahil adaların tamamı Osmanlı toprağı, Bulgaristan'da Sofya, Filibe, Varna, Bulgaristan'ın tamamı Osmanlı Toprağı...
Rusya'nın hak iddia ettiği topraklar ve ötesi yani Ermenistan'ın Başkenti Erivan, Batum, Gence, Tiflis Osmanlı toprağı...
İran'ın kuzeyi, Tebriz dahil Osmanlı toprağı...
Musul, Kerkük, Erbil, Bağdat, Basra Osmanlı toprağı...
Halep, Hama, Humus, Lazkiye, Şam Osmanlı toprağı...
Sultan II.Abdülhamidin Yahudilere vermediği Kudüs, Telaviv, Hayfa, Akka Osmanlı toprağı...
Osmanlı'nın 6 asrı aşkın bir zamandır hüküm sürdüğü topraklar üzerinde sonradan kurulan ve kurdurulan devletler ve devletçikler şimdi komşumuz!
Üzerinde yaşadığımız coğrafya'da gözü olmayan komşu yok ve komşu olmak isteyen aramadığınız kadar çok!
Komşu zengini olmak böyle bir şey galiba, sevgili okurlar. Komşun var, derdin var derler ya, aynen öyle!