Admin

Kayıkçı Kavgaları ve Siyaset

Admin

Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır.

(Eflatun)

Bir insanın elindeki en büyük güç, seçebilme gücüdür.  (

Martin Kone)

***

Sürekli dile getirdiğim  bir  öngörü var;

Derler ki; üç şey bir arada olmaz.

Bunlar; Akıl, dürüstlük ve siyaset.

Akıllı ve dürüst bir insan siyasetçi olmazmış.

Akıllı bir siyasetçi, muvaffak olmak için

dürüst olamazmış. Dürüst bir siyasetçi, akıllı olarak kabul edilmezmiş.

Bu öz sözün arkasından İsmet  İnönü’nün

tarihi sözünü anımsarım;

“Bir ülkede namuslular da namussuzlar kadar cesur olmazsa o memleket batar. “

...

Ortada yine erken seçim lafları telaffuz edilmeye başlayınca siyasal arenadaki kirlilik

Daha da artmaya başladı. Bel altı  vurmalar almış başını gidiyor.

Sen-ben kavgaları da gittikçe kayıkçı kavgasına dönüşmeye başladı... Kayıkçı kavgası neydi, bir kez daha anımsatalım:

Haydarpaşa-Kadıköy arasında yolcu taşıyan kayıkçılar, müşteri yüzünden öyle bir kapışırlarmış ki, görenler şimdi birbirlerinin boğazına sarılacak ya da denize atıp boğacak derlermiş. Ancak kayıkçılar bağırdıklarıyla, seyredenler de umduklarıyla kalırlarmış.

Günümüzde de benzer olaylarda sıkça yinelenen “Kayıkçı Kavgası”nın aslı işte budur.

---

Sırtı yere geldikten sonra kazanmış olmak yalnız siyaset alanında görülür.

(Edgar Fause)

...

Ne demişti şair Eşref;

“Âsiyâb-ı devleti bir har da olsa döndürür”

(Devlet çarkına eşek de koşsanız döndürür).

Neyzen Tevfik aynı zamanda hocası olan Eşref’e yanıt vermekten geri durmaz;

“ Ol kadar har koştular ki âsiyâb-ı devlete,

Çiğnemekten birbirin, dolab-ı devlet dönmüyor.  (Bu çarkı döndürmek için o kadar çok eşek koştular ki, eşekler birbirini çiğnemekten çarkı döndüremiyor.)

...

Siyasette, doğru her zaman biraz geç söylenir.

(Yahya Kemal Beyatlı)

...

Geçmiş dönemlerde bir Paşa Neyzen Tevfik’e öneride bulunur;

“Gel seni bir yere memur yapalım!’”

Neyzen Tevfik bu açık çağrıya yanıt verir;

“Memur olacağım da ne olacak?”

Paşa’nın yanıtı;

“Çalışırsın şef olursun!”

Aralarındaki konuşma devam edip gider;

“Sonra?”

“Müdür olursun!”

“ Sonra?

“Paşa olursun, vezir olursun!”

“Sonra?”

“Hatta sadrazam bile olursun!”

“Sonra?”

“Sonrası yok!”

Çaresiz paşa, “hiç” deyince Neyzen de taşı gediğine koyar;:

“Paşam, zaten şimdiden hiç'im. Tekrar hiç olmak için o kadar uğraşmaya ne gerek var.”

...

Memuru süslü avrat, zengini hayırsız evlat, siyasetçiyi kuru inat batırır.

(Osman Bölükbaşı)

...

Dört kişi toplanmış, en eski mesleğin hangisi olduğunu tartışıyorlarmış,

Doktor;

-Benim mesleğim tüm mesleklerden önce vardı. Havva anamız- Âdem babamızdan çıkarılan göğüs kemiğinden yaratılmış olması, tıbbi operasyon sayılmaz mı? En eski meslek benimki işte.

Mimar;

- Hayır, önce dünyayı inşa etmek gerekiyordu. Bu da mimarlık işiydi. En eski meslek Benimkidir.

Düşünür;

-Hepiniz yanılıyorsunuz, dünyayı inşa etmeden önce, “kaos” hakkında bir fikir sahibi olmak gerekiyordu. Bu da “düşünce” işlevi düşünürünerdemiydi.

Politikacı; -

Öyle mi, bak hele, söylesenize o “kaos”u kim yaratmıştı önce?

...

Gandhi ise bizi yok edecekleri sıralıyor;

“İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence;

Çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; Ahlâktan yoksun iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; Her sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veririm: Dünya üzerinde vicdanımdan başka kimseden korkmayacak kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle yıkmada mukavemet etmekte ısrar ederse bütün mevcudiyetimle karşılayacağım. Sevgi her zaman ıstırap çeker, Hiçbir zaman ne gücenir ne de intikam almaya çalışır. Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur. Sevginin olduğu yerde hayat vardır. Sıkılmış yumruklarla el sıkışamazsınız.”

...

■ Dürüstlük en iyi siyasettir.

(Japon Atasözü)

...

■ Ve bir siyaset şakası

Ünlü siyasetçi Doğu'da konuşma yapacaktı ama halkı Türkçe bilmiyordu. Uyarıldılar; “Yine anlamayacaksınız. Bari önemli siyasetçi ne derse desin, alkışlayıp eledir (öyledir) diyeceksiniz”

Siyasetçi geldi, kürsüye çıktı ve konuştu:

“Size yol yapmadık mı?”

Toplananlar anlamadılar ama alkışladılar:

“Eledir.”

“Tarım kredisi vermedik mi?”

“Eledir.”

“Tohumluk buğday dağıtmadık mı?”

“Eledir.”

“Kömür vermedik mi?”

“Eledir...”

“ Nohut, makarna yardımı gelmedi mi?”

“Eledir...”

“Üçlü kanepe göndermedik mi size?”

“Eledir...”

Önemli siyasetçi yakınarak lafı bağladı:

“Bir de bize hırsız diyorlar...”

İlçe halkı alkışını sürdürdü.

“Eledir.”

...

Gerektiğinde aslan postundan çıkıp tilki postuna bürünmesini biliyorum.

(Napoleon)

...

Aday, seçmenlerin dileklerini Yenice sigarası paketinin ardına yazıp, not alıyordu. Aday seçmenlere sormuş;

-Niye gülüyorsunuz?

- Dört yıl önce gelen aday  dileklerimizi Yenice paketi ardına yazmış, gitmişti.

...

Devlet adamı merhum Süleyman Demirel ile karşılaştığınız zaman " Nasılsınız" diye sormuyor, "Eyi misiniz " diyordu. Sonra yanıtı beklemeden kendi ekliyordu;

- Eyisiniz, eyi!

Yazarın Diğer Yazıları