Admin

KASIM, HEM ŞAİR, HEM ÖLÜM AYI!

Admin

Kasım, Sonbaharın en hüzünlü ayı…

Sararan, dize dize dökülen yapraklar kişioğluna melankoli olarak yansıyor çokça. Yalnızlık ıslık çalar, güneşin gücü yok, deniz dalgalı mı dalgalı. Rüzgar hırçın mı hırçın..

“Kapımı çalar vakitli vakitsiz

“Rüzgâr üşür gecenin karanlığında.

“Sobanın başında anam üşür meraktan,

“Bekâr odamın perişanlığında

“Bir fotoğraf üşür bakılmaktan.

(Gökyüzü Mahallesi- A.Rıdvan Bülbül)

***

Hüzünlü bir şiirdir Sonbahar! Her sonbahar bir gözyaşıdır. Kırık dökük duyguların anısal geçididir Sonbahar; hüzün,firak ve özlem var

Umutlar almış gitmiş başını; düşen yapraklar gibi, savrulmuş, sağa ve sola. Beklemek, hep beklemek! Bu bağlamda

Sonbahar beklemek, hep beklemek demek.

Gece –gündüz  kasvetli ve telaşlı. İnsanların da sonbaharları vardır.

Benim

Şiirlerimde de sonbahar olguları dize dize içgüdüsel olarak dışa yansır durur hep… Aynalar Sustu, Güdümlü Mermi, Gökyüzü Mahallesi ve Milattan Önce de böyleydi Sevgi adlarında dört kitapta topladığım şiirlerin çoğunluğu, diğer şairlere koşut, hüzün, ayrılık, özlem duygularıyla örülmüştür çokça. Doğa’yı işlerken bile, yağmuru işlerken bile, kara kışı işler bile. Kapıları hep firak (ayrılık” çalar. Mutluluk yerine, mutsuzluğu çağrıştır, hep.  Çınar ve çamlar yerine selvi ağaçları, girer düşlere. Şiirimizin mayasında sevinçten çok ıstırap vardır.

Eylül - Ekim bitti şimdi Kasım’ı yaşıyoruz.   Duyguların şaha kalktığı bir süreç içindeyiz.

Güneşin aydınlığından çok gecenin karanlığını yaşıyoruz çokça. Bu mevsimde  gelme değil, gitmedir yolların yasası. Yaşama sevincini işlerken bile, Kaf Dağlarından ölüm el eder, selvi ağaçları girer düşlere. Şiirin mayası ıstırapla yoğrulur. Şarkılar hüzünlüdür,

türküler dokunaklı; gözler derseniz ağlamaklı.

Yahya Kemal’de Sonbahar vurgusu ölüm yolunun başlangıç noktasıdır;

■ Fani ömür biter, bir uzun sonbahar olur.

Yaprak, çiçek ve kus dağılır, tarümar olur.

Mevsim boyunca kendini hissettirir veda;

Artik bu dagdağayla uğuldar deniz ve dağ.

Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.

Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir;

Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere.

Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere.

...

■ Saksıda incilendi yapraklar senin için,

Söylendi gelmez diye uzaklar senin için...

Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,

Saatler son gecenin geçti cenazesiyle,

Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü,

Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü.

( Faruk Nafiz Çamlıbel)

...

Ümit Yaşar Oğuzcan  “Son Bahar’la” “ölümü” özdeyleştiren şairlerden;

■ Kervansaray uzaklarda, yol uzun

Bütün kuvvetiyle esiyor rüzgar

Manası küçüldü artık sonsuzun

Bu mevsim, bu mevsim ilk ve sonbahar.

Attila İlhan “ Adım Sonbahar” diyor;

■ nasıl iş bu

her yanına çiçek yağmış

erik ağacının

ışık içinde yüzüyor

neresinden baksan

gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum

yapraklarım dökülüyor

usul usul

adım sonbahar.

Dostum Konyalı Şair Bekir Sıdkı Erdoğan’ın sonbahar fotoğrafı şöyle;

■ Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun,

Daha bir dumanlı,

Daha bir derin!

Su anda, omzumdan tanıdık bir el,

Tutup silkelese şöyle bir güzel,

Kurtulsam yükünden düsüncelerin.”

...

Bir türküdür yaşamak.

Her nağmesi bin burukluk.

Her nağmesi bin acı.

Her nağmesi bin mutluluk.

Ahmet Hamdi Tanpınar’da sonbaharla keder ve hicranı eş anlamdadır;

■ Durgun havuzları işlesin bırak

Yaprakların güneş ve ölüm rengi,

Sen kalbini dinle, ufkuna bak.

Yan yana sessizce mevsimle keder

Hicrana aldanmış kalbimde gezin

Esen rüzğarlara sen kendini ver.

Cahit Külebi’nin sonbaharında insanlar mutlu, ancak mahzun olanlar şairler;

■ Hava bugün de bulutlu

Rüzgâr daha serin esecek.

Bütün insanlar umutlu,

Şairler mahzun gezecek.

Özdemir Asaf,  olumlu yaklaşanlardan;

■ Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,

Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,

Sararıp dökülürken güz rüzgarlarında

Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.

...

Oktay Rifat’ın “Güz Türküsü “adlı şiiri;

■ Bir anahtar geçti elime

Bütün kilitlere soktum

Yel değirmenleri buldum uzun saçlı

...

Daha önce de vurgulamıştım,dost

yazar Havva Lakudoğlu yazıyordu;

“ Değerli insanlar hep Kasımda ölür!” diyor

ve devam ediyordu:

“Kış, karamsarlığı insanlara yüklediği için Kasımda ayrılıkları beraberinde getirir. Kasım ayının asıl hüznü 10 Kasım’dır. Bu puslu, acılı sonbahar günü Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu gündür. Atatürk’ün unutulanlar listesine gönderilmek istenmesi Kasımı bu günlerde çok daha zor bir ay haline getiriyor.10 Kasım bayrağımızın bile boynunu büktüğü yarıya indiği hüznün günüdür.”

Babam Halil Bülbül’ü 10 Kasım sabahı yitirdik. Atatürk’ü çok severdi. Aynı ay ve gün sonsuzluğa yürümüş acılar içinde kalmıştık.

10 Kasım’da ölen ünlüler;

Mustafa Kemal Atatürk,

Bülent Ecevit;

Muzaffer Erdost (1980) yayıncı; Abel Gence(1981) yönetmen, Brejnev( 1982) Rus Lider; Osman Serdengeçti (1983) gazeteci, Emin Kalafat(1984) siyasetçi- bakan; Chuck Connors (1992) ABD oyuncu,

Ken Kesey (2001) yazar, Görkey(2004) sporcu-yönetici. 11 Kasım Filistin lideri

Yaser Arafat (2004), 16 Kasım oyucu

Clark Gable(1960), 19 Kasım Schubert besteci(1828).yaşama veda ettiler.

Kasım ayında hep değerli insanlar ölür dedik gazeteci, şair ve sanatçılarımızdan kronolojik bir dizi izleyerek yazalım;

01 Kasım Yahya Kemal Beyatlı (1958) şair. 04 Kasım Doğan Avcıoğlu (1983) yazar

05 Kasım Bülent Ecevit (2006) siyasetçi

06 Kasım Ahmet Altümsek (1989) Şair

07 Kasım Aka Gündüz (1958) yazar

08 Kasım Faruk Nafiz Çamlıbel(1973) şair

09 Kasım Yılmaz Zafer (1995) sanatçı

09 Kasım Savaş Ay (2013) gazeteci.

11 Kasım) Fikret Arıt(1987) yazar

12 Kasım Prof. Dr. Ş.Raşit Hatipoğlu (1973)

12 Kasım Nahit Ulvi Akgün (1996) şair

14 Kasım C.E.Arseven (1971) sanat tarihçisi

15 Kasım Ercüment Behzat Lav (1903) Şair,

17 Kasım yazar Suat Taşer (1982) şair-yazar

17 Kasım Neşet Çağatay (1989) Tarihçi

18 Kasım Eşref Üren(1984) Ressam

18 Kasım Nejat Uygur(2013) sanatçı.

19 Kasım Ö. Lütfi Akad(2011) yönetmen

21 Kasım Muzaffer Arabul1997 şair

22 Kasım Sevgi Soysal (1976) yazar

23 Kasım Vasfi Rıza Zobu (1992) Tiyatro ve sinema oyuncusu

25 Kasım Mehmet Baydur (200) yazarı

27 Kasım Feriha Aktan(1983) şair.

28 Kasım Aziz Çalışlar (1995) çevirmen

28 Kasım Melih Cevdet Anday (2002) şair

29 Kasım Dr. A. Cevdet (1932) düşünür

30 Kasım Günay Akarsu(1982) eleştirmen

30 Kasım Aydın Gün (2007) sanatçı.

Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin.

(Nazım Hikmet)

...

Yaşam, çatlak bardaktaki suya benzer. İçsen de tükenir içmesen de. Bu nedenle yaşamdan tat almaya bak. Çünkü yaşasan da bitecek, yaşamasan da.

( NeyzenTevfik)

Yazarın Diğer Yazıları