Kalkışma, Cadı Avı, Masumiyet Karinesi, Kuru ve Yaş
Admin
Adalet olmadıkça, yönetimin
Edep olmadıkça, asaletin
Cömertlik olmadıkça, zenginliğin
Güven olmadıkça, sevincin
Kanaat olmadıkça, yoksulluğun
Alçak gönüllülük olmadıkça yükselmenin faydası olmaz. (Hz. Ömer)
***
15 Temmuz kalkışmasında Demokrasimiz uçumundan döndü. Geri dönüşe 2. Kurtuluş Destanı diyenler az değil. Şurası bir gerçek ki
Halkın bütünleşik iradesi, iktidar, muhalefet, basın, Sivil Toplum örgütleri, tüm kurum ve kuruluşlar birlik - beraberlik şemsiyesi altında toplanınca karşı güçlerin yazdığı yıkıcı, bölücü senaryoları yaşama geçemedi ve böylece de hevesleri kursaklarında kaldık.
Etkili ve yetkililer her ne kadar “tehlikenin geçmediği “ konusunda uyarılarını sürdürseler de “bir ve diri oldukça “ art niyetli kalkışmalar bugün de yarın da hüsranla sonuçlanacaktır.
...
Kalkışma sonrası sıkça yinelenen “Cadı Avı, Kurunun yanında yaşların yanması” deyim ve algınlarını değerlendirdik. Şimdi dillendirilen “masumiyet karinesini” irdeleyeceğiz.
Öncelikle bu terimin yanlış kullandığına işaret edelim, doğrusunu yazıp düzeltelim;
Masumiyet karinesi (Masuniyet) değil; masuniyet, dokunulmazlık demektir, hukukta
dokunulmazlık belirtisi diye bir terim yoktur.
...
■ Bir saat adaletle karar vermek, bin saatlik ibadetten hayırlıdır. (Hz.Muhammed)
...
Masumiyet karinesinin kökeni Eski Roma’ya dek uzanıyor. Ancak kavram gerçek değerini, 18. yüzyıl Avrupa’sında buluyor. Avrupa'da, düşünce suçlarının cezalandırılması kanıtların
ikrar yoluyla elde edilmesi yargılama öncesi
işkence yapılmasına duyulan tepki; kavramın oluşmasının düşünsel temelini oluşturdu.
...
Buna göre, Masumiyet karinesi, suçsuzluk ilkesi ya da uluslararası hukuk bağlamında presumption of innocence; suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü görülemeyeceğini ifade eden, temel hukuk doktrinidir. Evrensel hukuk kurallarına gören kişinin masumiyetini kanıtlanmasına gerek yoktur; suçluluğunun kanıtlanamamış olması yeterlidir.Bu nedenle masumiyet karinesinin temelini, hukukta hüküm giydirmenin yalnızca iddia edilen suçların kanıtlanmasıyla mümkün olduğu gerçeği oluşturur. Hüküm giymemiş kimsenin suçlu sayılamayacağı veya suçlu olarak lanse edilemeyeceği ilkesini; masumiyet karinesini doğurur. Bu karine evrensel yargı doktrinidir; İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde yer alırken buna bağlı bildiriye taraf ülkeler, yasalarında doktrine yer ayırmak zorundadırlar.
...
Temel Haklar Bildirgesinin 48.Maddesi de
suçsuzluk ilkesinden söz etmektedir. Kavram,
TCK’da “masumiyet karinesi” adıyla anılır. Masumiyetin sözlük anlamı suçsuzlu, Karine ise ipucu demektir. Masumiyet karinesi, yalnızca bağımsız yargı organlarını değil; idari makamları da kapsar. Ancak kanaate bağlı kararlar veren, kimi özerk hukuklar bunun istisnasıdır. Ayrılık, yargı organlarının yalnızca suça ceza verebilmesinden kaynaklı şüphelinin masum olup olmadığı araştırılmaz, kişi suçlu olsa bile suçu delillendirilemedikçe
hükümlü olamaz. Kanaate bağlı idari ceza veren kurumlarda suçun işlendiğinin alenen görülüyor olması; ceza için yeterlidir.
...
■ Ölçü ve tartıyı tam yapın. İnsanlara mal ve ücretlerini eksik vermeyiniz.(A'râf, 7/85)
...
AİHM’in 10 Şubat 1995 tarihli kararı;
"Sanık için bir güvence olarak kabul edilen masumiyet karinesinin yalnız ceza yargılaması sırasında değil; aynı zamanda bütün resmi makamlar düzeyinde de gözetilmesi kabul edilmektedir. Ceza yargılaması mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmamış kişiye karşı, başka resmi görevlilerin suçlu gözüyle bakıp bu şekilde davranmaları “masumiyet karinesi”nin çiğnenmesi anlamına gelir."
...
tutuklama süresinin uzunluğunun masumiyet karinesini ihlal edip etmediği konusunda çeşitli tartışmalar yapılmaktadır. Bunun tersi bir durum kamu vicdanında suçlu görülen kişilerin zaman aşımıyla serbest kalmaları da; çeşitli tartışmaları doğurmuştur. Kamuoyunun basının yakından ilgilendiği davalarda; kamu vicdanının bağımsız yargı organlarından ayrı olarak gelişmesi ve hüküm giymemiş kişilerin toplumda suçlugibi algılanması da suçsuzluk ilkesinin sorgulandığı durumlardan biridir.
...
■ Söylediğiniz zaman akrabanız da olsa
adalet yapın ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun(Kur'an-ı Kerim 6/152)
...
Başta basın kimi kişi, kurum ve kuruluşlar “masumiyet karinesine” ne derece uyuyorlar? Sorunun yanıtı maalesef “hiçtir. Kişi ya da kişiler, kimi operasyonlarda ev ve işyerleri baskınlarında, henüz her yer didik didik arandığı sırada kimi basın (artık kimi basın demek zorundayız), kişi, kurum ve kuruluşlar o kişi/kişileri derhal suçlu ilan etmekten kaçınmıyorlar.Yargısız infaz bile yapıyorlar.
...
■ Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. (Hadis)
...
Urfa Milletvekili Ali Saip, Atatürk’e suikasttan argılanıyor. Adliye Vekili Şükrü
Saracoğlu her duruşma sonrası Cumhuriyet Başsavcısı Baha Arıkan’la Çankaya’ya çıkıyor davanın gidişini ve duruşmayı anlatıyorlar.
Atatürk her defasında Başsavcıya diyor ki;
- Meslek görevin neyi emrediyorsa onu yaparsın!
Atatürk, bir gün Başsavcıyı yalnız çağırır ve doğrudan sorar;
- Ali Saip davasının sonu ne olacak?
Baha Arıkan yanıt verir;
- Mahkemenin kararını beklemeliyiz.
Atatürk sinirlenerek, konuşur;
-Mahkemenin kararı ne demek? Mahkemeyi de kapatırım, hâkimleri de, seni de atarım!
Başsavcıbeklenmedik çıkıştan heyecanlanır; Atatürk’ün huzurunda doğruları konuşmanın da gerekliliğine inanır. Ayağa kalkar ve der ki;
- Mahkemeyi kapatabilir, hâkimleri de, beni de atarsınız, ama adınız tarihe Mustafa Kemal olarak geçmez!
Başsavcı Baha Arıkan’ın tutumu karşısında Atatürk heyecanlanır ve gözlerinden yaşlar akmaya başlar, Başsavcıya dönerek konuşur;
Ben de senden bunu bekliyordum!
Yargılamadan sonra dava sonuçlanır ve Ali Saip de aklanır. Atatürk, kararını saygıyla karşılar yargı güvencesi ve bağımsızlığına gösterdiği önemi ve özeni her zaman ve yerde ortaya koyan tutum izler. Bunun içindir ki, Türk Yargısı ayaktadır. adildir ve bağımsızdır!
...
■ Adaletli sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesi ve mızrağıdır. (Hz. Muhammed)
■ Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır.(Hadis)