Admin

İBRAHİM AŞÇIGİL (1919-1997)

Admin

Ben Konya 1939 yılında Konya’da doğdum. Konya Lisesi 1957 doğumluyum.

Mezun olduğum yılları ve eskileri düşündükçe teknik okullarda büyük

bir gelişim olduğunu görüyorum. Bu seviyeye ilk öncü ağabeylerimiz

sayesinde geldiğine inanıyorum. Yaşımın seksene geldiği bu günlerde

kafamdaki bilgilerim benimle öbür yakaya gitmesini istemediğimden öncü

teknik adamları yazmaya kararlıyım.

İbrahim Aşçıgil Konya toprağından çıkan ilk İTÜ (İstanbul Teknik

Üniversitesi) Mimarlık Fakültesinden 1946 yılında mezun olmuştur.

Aşçıgil Yüksek Mühendislik Mektebine girmiş ve İTÜ den mezun olmuştur.

Zira Yüksek Mühendislik Mektebi 1945 yılında İTÜ ye dönüşmüştür.

Türkiye’de teknik eğitim veren ilk üniversitedir.

Benim tespitime göre Konyalı olarak İTÜ den Yüksek Mühendis Mimar olan

ilk kişidir.

Aşçıgil 1954-1956 yılları arası Konya Belediye başkanlığına getirilmiştir.

Aşçıgil 1957 yılından itibaren yakınları ile İnşaat şirketi kurarak

Konya’da ve Konya dışında pek çok baraj ve alt yapı inşaatları

yüklendiler. Kurdukları Şirket 1983 yılında TİSAN ismini aldı.

Aşçıgil Şirketi benim ilk çalıştığım iş yeri olup benim ilk

patronumdur. 1962 yılında henüz mezun olmadan önce Afyon Çay ilçesinde

Baraj inşaatında harita alımı işinde 6 ay çalıştım.

İşin Müteahhidi İbrahim Aşçıgil ve ortağı Rifat Oturanç idi. Baraj

inşaatı henüz başlamamış harita alımı yapılıyordu. Harita işi ile

ilgili Rifat Oturanç idi, bir de topoğraf vardı. Rifat Bey her gün

arardı.

İbrahim Aşçıgil, ara ara arardı. Çok güler yüzlü, sempatik, hiç

kimseyi kırmayan bir kişi, Ağzından hayır çıkmazdı, ama prensip

sahibiydi. Eğer evetlerden bir sonuç çıkmazsa o iş olmazdı.

İş yeni başlıyordu. İlerisi çok parlaktı. Ben İstanbul’a vurulmuştum,

tiyatroya sinemaya gidiyor, İstanbul’un kültür etkinliklerinde

yararlanıyordum. Çay’da yaşamak bana bir kuyuya düşmek gibi oldu, çok

uzun düşündüm, Çay’dan üzülerek ayrıldım.

Bu arada İbrahim Aşçıgil Ömer İnönü (1924-2004) ile sınıf arkadaşıydı.

Fakülteleri ayrıydı, sanıyorum yurtta beraber kalıyorlardı.

Bir akşam Beyoğlu’nda bira içiyorlar, sekiz on kişiler biraz gürültülü

bir şekilde Gümüşsuyu’nda yurda dönüyorlar. Bunlar normal gençlik

halleri

Bir bekçi çok gürültü yaptıkları için onları karakola götürüyor. Ömer

İnönü’nden hiç ses yok.

Karakolda tek tek hüviyet tespit ediliyor. Sıra Ömer’e gelip adı ve

soyadı sorulunca Ömer İnönü diye cevaplıyor. Karakol amiri şaşırıyor,

irkiliyor zavallı bekçiyi çağırıyor ona hışımla bağırıyor. Ne biçim

adamsın onu bunu, İnönü’yü bilmiyorsun? Sen haddini aşıyorsun diye?

İbrahim Aşçıgil’in anlattığı bu hikâye beni çok etkiledi. Ben Ömer

İnönü’yü hiç görmedim. Efendiliği, alçak gönüllüğü hakkında pek çok

şey okudum.

Ayrıca babasının yurt dışında, Avrupa’da, Amerika’da okutması

mümkünken mühendislik öğrenimini İTÜ de yapması ne kadar olumlu.

Bir şey daha dikkatimi çekti Ömer İnönü İbrahim Aşçıgil’den 5 yaş

küçük, Aşçıgil sonradan okumaya yönelmiş gibi geliyor.

Kimseyi incitmemiş ve ülkeye pek yapı armağan etmiş ağabeyim, patronum

Aşçıgil’in manevi huzurunda saygı ile eğiliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları