Admin

Hüzün Mevsimi Ya Da 'Üşüyorum, üşüyorsun, üşüyorlar'

Admin

■ Çınar ağacı üşür yolun ortasında,

Gurbet elde ben üşürüm kimsesiz.

Sevdiğim üşür, bir Anadolu kasabasında

Yuvasından uzaklarda öter çaresiz,

Telgraf direğindeki serçe üşür.

( A.Rıdvan Bülbül)

….

Hüzünlü bir şiirdir Sonbahar! Her sonbahar bir gözyaşıdır. Kırık dökük duyguların anı geçididir Sonbahar; hüzün var, özlem var. Umutlar bitmiş, yere düşen yapraklar gibi, savrulmuş, sağa ve sola. Sonbahar beklemek, hep beklemek demek. Gündüzler kasvetli, gündüzler telaşlı. Şiirlerim genelde hüzün, ayrılık ve özlem duygularıyla örülü. Doğa’yı işlerken bile, yağmuru işlerken bile, karı- kışı işlerken bile … Kapıları hep firak(ayrılık) çalar; mutluluğu değil, mutsuzluğu çağrıştır,.

Eylül bitti, Ekimi yaşıyoruz. Sonbaharın tam ortasındayız; duyguların şaha kalktığı bir süreç içindeyiz. Güneşten çok karanlıktır pencerede gördüklerimiz, yaşadıklarımız. Gelme değil hep gitmedir yolların bu mevsim değişmez yasası. Yaşama sevincini işlerken bile, Kaf Dağlarından yalnızlık ve hüzün el eder. Çınar ve çamlar yerine selvi ağaçları, girer düşlere. Şiirin mayasında sevinçten çok ıstırap var.

■ Fani ömür biter, bir uzun sonbahar olur.

Yaprak, çiçek ve kus dağılır, tarümar olur.

Mevsim boyunca kendini hissettirir veda;

Artık bu dagdağayla uğuldar deniz ve dağ.

Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.

Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir;

Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere.

Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere.

( Yahya Kemal Beyatlı)

Ümit Yaşar Oğuzcan “Son Bahar’la” “ölümü” özdeşleştiren şairlerden;

■ Kervansaray uzaklarda, yol uzun

Bütün kuvvetiyle esiyor rüzgar

Manası küçüldü artık sonsuzun

Bu mevsim, bu mevsim ilk ve sonbahar.

Attila İlhan, “ Adım Sonbahar” diyor;

■ nasıl iş bu

her yanına çiçek yağmış

erik ağacının

ışık içinde yüzüyor

neresinden baksan

gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum

yapraklarım dökülüyor

usul usul

adım sonbahar.

Ahmet Hamdi Tanpınar’da sonbaharla keder ve hicranı eş anlamdadır;

■ Durgun havuzları işlesin bırak

Yaprakların güneş ve ölüm rengi,

Sen kalbini dinle, ufkuna bak.

Cahit Külebi’nin sonbaharında insanlar mutlu, ancak mahzun olanlar şairler;

■ Hava bugün de bulutlu

Rüzgâr daha serin esecek.

Bütün insanlar umutlu,

Şairler mahzun gezecek.

Oktay Rifat’ın “Güz Türküsü “adlı şiiri;

■ Bir anahtar geçti elime

Bütün kilitlere soktum

Yel değirmenleri buldum uzun saçlı

Kutularda badem gözlü gemiler.

Özcesi hüzünlü bir şiirdir sonbahar; öznesi insan olan, bir şiir!

Sonbahar, şiiri şiirce yazanların esin kaynağı , şiirlerin harman şair mevsim. Sararmış yapraklar birer ikişer döküle dursun dizeler birbiri izlesin, Şairler çıksın meydana..

Ümit Yaşar Oğuzcan “Son Bahar’la” “ölümü” özdeyleştiren şairlerden;

■ Kervansaray uzaklarda, yol uzun

Bütün kuvvetiyle esiyor rüzgar

Manası küçüldü artık sonsuzun

Bu mevsim, bu mevsim ilk ve sonbahar.

...

Attila İlhan “ Adım Sonbahar” diyor;

■ nasıl iş bu

her yanına çiçek yağmış

erik ağacının

ışık içinde yüzüyor

neresinden baksan

gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum

yapraklarım dökülüyor

usul usul

adım sonbahar.

...

Merhum Şair Bekir Sıdkı Erdoğan’ın sonbahar fotoğrafı şöyle;

■ Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun,

Daha bir dumanlı,

Daha bir derin!

Su anda, omzumdan tanıdık bir el,

Tutup silkelese şöyle bir güzel,

Kurtulsam yükünden düsüncelerin.”

...

Cahit Külebi’nin sonbaharında insanlar mutlu, ancak mahzun olanlar şairler;

■ Hava bugün de bulutlu

Rüzgâr daha serin esecek.

Bütün insanlar umutlu,

Şairler mahzun gezecek.

...

■ Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,

Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,

Sararıp dökülürken güz rüzgarlarında

Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.

(Özdemir Asaf)

...

Oktay Rifat’tan Güz Türküsü;

■ Bir anahtar geçti elime

Bütün kilitlere soktum

Yel değirmenleri buldum uzun saçlı

Kutularda badem gözlü gemiler.

...

Üşüyorum, üşüyorsun, üşüyorlar)

■ Çınar ağacı üşür yolun ortasında,

Gurbet elde ben üşürüm kimsesiz.

Sevdiğim üşür, bir Anadolu kasabasında

Yuvasından uzaklarda öter çaresiz,

Telgraf direğindeki serçe üşür.

Kapımı çalar vakitli vakitsiz

Rüzgâr üşür gecenin karanlığında.

Sobanın başında anam üşür meraktan,

Bekâr odamın perişanlığında

Bir fotoğraf üşür bakılmaktan.

Siz asıl üşümeyi gökyüzünde görün.

Nasıl beyaz beyaz ağlatır bulutları

Yeryüzüne salkım saçak dökülür

Buz tutar yemyeşil umutları

Takvimde, 18 Ekim sabahı üşür.

(A.Rıdvan Bülbül)

Yazarın Diğer Yazıları