Hayat, nefes almaktır-2...
Admin
Yaşam içerisinde, kendi kendimize hep kararlar alıp, fakat kriz anlarında tekrar başa dönüyorsak ve teorik olarak çok iyi bildiğimiz halde, yaşananlar karşısında pozitif bir bakış açısı geliştirip, akışın getirdiklerine bir türlü uyum sağlayamıyorsak, bir anda öfkemize yenik düşüp, sonrasında pişmanlıklar yaşıyorsak, endişelerimiz ve varsayımlarımızla yaşamaktan bir türlü kurtulamıyorsak, kendimizi güvende hissetmek için zihnimiz çok fazla mesai yapıyorsa artık, sevmek yerine hep ne kadar sevilip sayıldığımıza odaklanıyorsak, kırılmamız an meselesiyse, yaşam enerjimiz sıkça inip çıkıyorsa, kısaca kendimizi kurban rolünde yakaladığımız anlar fazlalaştıysa, burun nefesi egzersizleri, EFT (duygusal özgürleşme tekniği) gibi, enerjimizi köklü bir şekilde dönüştürüp yükselten yöntemler bize çok iyi gelecektir.
Fakat hangi yöntemi uygularsak uygulayalım, emek, istikrar ve kararlılık içinde devam etmek, en yüksek verimi sağlayacaktır kuşkusuz. Bu yöntemlerin içinde, karın (diyafram) nefesinin, sayısız yararları olduğu, bugün defalarca ispatlanmış bir gerçektir. Sadece ana başlıklarıyla bunları özetlersek eğer ; nefes; içten dışarıya doğru sağlığımızı geliştirir. Tüm iyileşme ve tedavi türlerini destekler.
Hastalık; zihin/bedenin bilince bir mesajıdır. Yani hastalık, önce zihinde başlar, Zihnimiz olumsuz düşünce üretmeye devam ettikçe de hastalık olarak ortaya çıkar ve bedende herhangi bir organla bize işaret verir ve bizim bilinç seviyemize göre ya ilerler ya da iyileşir. Bilinç; mesajı alıp anladığında, semptomlar aniden kaybolabilir. Bilincin mesajı alması demek; konuyla ilgili ürettiğimiz olumsuz düşünceye odaklanıp, o düşünce yapımızı dönüştürmeyi sağlamaktır. Önce mesajın hangi organdan geldiğine dikkatimizi vermek ve ne söylemek istediğini fark edebilmek çok önemlidir. O rahatsızlıkla ilgili mesajı fark ettiğimizde, genellikle o durum hemen kaybolur. Baş ağrımız geçer, mide ağrımız diner, ya da daha ciddi hastalıklar, kronik rahatsızlıklar da kaybolabilir.
Midemiz ağrıdığında hemen bir ağrı kesici almak yerine, ağrımızın sebebine odaklanmak daha kalıcı bir çözüm yaratacaktır. Yani o an neyi ve kimi kabullenmek istemediğimizi, hangi olayı hazmedemediğimiz için midemizin hazımsızlık yaşadığını ya da neye ve kime direnç gösterdiğimizi fark etmek gibi… Buna klasik öğrenmeden, yaratıcı öğrenmeye geçmek diyoruz.
Tıp, oluşan semptomların tedavisi içindir ve her zaman gereklidir. Bununla birlikte daha öncesinde ve eşzamanlı olarak yapılan nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri, gerginliklerimizin sebebine yönelik farkındalık çalışmaları, kökten iyileşmeyi, dinçliği, kaliteli ve yüksek yaşam enerjisini de beraberinde getirecektir.
Günde 10-15 dakikalık burun nefesi çalışması, bize; sağlıklı bir beden hediye eder. Bedenimizle ve kendimizle daha derin bir iletişime geçeriz. Hayatı daha fark ederek yaşamaya başlarız. Önce kendimizle, sonra da başkalarıyla olan ilişkilerimiz daha sağlıklı hale gelir. Zira diğerleriyle olan iletişim kalitemiz, aslında kendimizle olan iletişim kalitemizin göstergesidir. Kendimizi ne kadar çok olduğumuz gibi kabul ediyor, onaylıyor ve tüm seçimlerimizle seviyor ve hoş görüyorsak, diğer insanları da o oranda, o kadar kolay sever ve kabul ederiz. Ve o oranda da kabul görürüz. Hiçbir koşul öne sürmeden, beklentisizce birini sevebilmek iç barışımızın ilk adımıdır. Tıpkı çocuğumuzu ya da annemizi sever gibi. Tabii önce kendimizden başlayarak. Zira kendini koşulsuzca sevemeyen, hiç kimseyi ve hiç bir varlığı sevemez.
İşte nefes, koşulsuz sevme yeteneğimizi de geliştirir. İlişkilerimiz içten, güçlü ve doyumlu hale gelir. Bu bakış açısı ve farkında nefesler ile canlı, dinamik, bereketli bir yaşamın yolu açılır. Farkında olarak aldığımız her bir nefesle, bir ucu bizde, bir ucu sonsuz kaynakta olan “nefes köprüsü” kurulur. Ve O köprü ile varoluşun nefesine bağlanmak kendiliğinden mümkün hale gelir.
Mutlu günler…