Admin

Hafta Sonu Esintileri

Admin

■ Yükün dürüstlükse gücün düşer belki ama, başım düşmez. (Kızılderili Atasözü)

***

■ İlla birini seveceksen, dışını değil içini seveceksin!

Gördüğünü herkes sever,ama sen “göremediklerini seveceksin.”

Sözde “değil” “özde” istiyorsan şayet, “Ten’e” değil “Can’a ” değeceksin..

(Hz.Mevlana)

■ Ey Sevgili…

Güneşte benden uzakta, ay'da...

Ama hiçbir sabahım güneşsiz, hiçbir gecem ay'sız geçmiyor...

Tıpkı yüreğimin Senden vazgeçemediği gibi...

Tesbih gibi çektim, Seni...

Gelir, gelir, gelir diye...

(Hz.Mevlana)

---

Şems-i Tebrizi ve Aşk

■ Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca.

Dağı bile taşır insan âşık olup inanınca.

(Şems-i Tebrizi)

■ Sevmek bu kadar güzelse, kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir.

(Şems-i Tebrizi)

...

Âşıkların dizelerin de aşk;

■ Maharet güzeli görmektir,

Sevmenin sırrına erebilmektir.

Cihan, âlem herkes bilsin ki,

En büyük ibadet sevebilmektir.

(Yunus Emre

■ Benim sana verebileceğim

çok bir şey yok aslında…

Çay var içersen,

Ben var seversen,

Yol var gidersen…

(Aşık Veysel)

■ Sevgi dünyasına yalan giremez

Gönülden sevmeyen hakka eremez

Bakar ama perdelidir görmez

Perdeyi yok eden sevgidir sevgi.

(Neşet Ertaş)

■ Gönül çalamazsan aşkın sazını

Ne perdeye dokun, ne teli incit,

Eğer çekemezsen gülün nazını

Ne dikene dokun, ne gülü incit...

(Aşık Hüdai)

---

Kim kimi sever?

■ Beyaz karayı, sinek yarayı

Zengin parayı sever.

Yemek tuzu, rakı buzu,

Maymun muzu sever

---

■ Ördek kazı, güzel nazı

Aşık sazı sever

Kuş darıyı, çiçek arıyı

Erkek karıyı sever

---

■ Ana çocuğu, çoban gocuğu

Yumurta sucuğu sever

Ocak közü, kirpik gözü

Ozan sözü sever.

---

■ Garip sılayı,yiğit halayı,

Tencere kalayı sever

Davul zurnayı, avcı turnayı

Deve hurmayı sever.

---

■ Alın kelini, cömert elini

Cimri dilini sever.

Çöl yağmuru, çizme çamuru,

Oklava hamuru sever.

---

■ Tembel yatmayı, geveze atmayı,

Pazarcı sakmayı sever

Şişe tıpayı, şarap kupayı,

Eşek sopayı sever.

---

■ Ebe bebeği, kahve dibeği,

Çengi göbeği sever.

Memur masayı, ermiş asayı,

Hakim yasayı sever.

---

■ Haylaz döveni, dalkavuk öveni,

Hergele seveni sever.

Sarhoş dostunu, ayı postunu,

Yaşlı bastonu sever.

■ Hatip lafı, suçlu affı,

Açıkgöz safı sever

Mektup pulu, zampara dulu

Tanrı kulu sever.

---

Dize dize aşk;

■ Sevmek devam eden en güzel huyum.

Cahit Sıtkı Tarancı

■ Sevmek nokta almaz çocuklar,

Sevmeye nokta koyan sınıfta kalır.

Onun virgülleri vardır çocuklar,

Sevmek noktalanmaz; o noktadır...

(Özdemir Asaf)

■ Sen yeter ki içinden de olsa bir 'Seni seviyorum' de;

benim kulaklarım çınlasın kâfi."

(Cemal Süreya)

■ Ben aşk nedir bilmem eski kafalıyım. Bir seni bilirim, bir de adın geçince sıkışan kalbimi. (Attila İlhan)

■ Çiçek Sulandığı kadar güzeldir

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli

Bebek ağladığı kadar bebektir.

Ve her şeyi

Öğrendiğin kadar bilirsin,

Bunu da öğren.

Sevdiğin kadar sevilirsin.

---

Biliyorum suçluyum ve razıyım cezama.

Çalmadım, öldürmedim..

Ama daha kötüsünü yaptım.

Ne yaptım biliyor musunuz?

Tuttum insanları sevdim.

(Can Yücel)

■ Sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev”

(Turgut Uyar)

---

Sevmek ve sevilmek

Sacha Guitry'e sordular:

"Dünyada en güzel şey nedir?"

"Sevmek..."

"Ondan sonra?"

"Sevilmek..."

"Neden sevmek, sevilmekten güzel?"

"İnsan sevdiğine, sevildiğinden ziyade emindir de ondan."

---

■ Yorgunum, hiçbir şey biImiyorum, tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde doIaşan eIini hissetmek ve sonsuza dek öyIe kaImak.. (Franz Kafka)

...

Hz. Mevlana şems-i Tebrizi’ye söylemiş;

■ Ya al götür geriye kalanımı ya da gel tamamla eksik yanımı

■ Ah be Dünya sen dönüyorsun onu anladık da, bu insanlar senden daha hızlı dönüyor hem de ortada hiçbir yörünge yokken.

(Can Yücel)

■ Eşeğe semer seçilirken fikri değil ölçüsü alınır. Eşek olursan ölçünü, insan olursan fikrini alırlar. (Anonim)

...

Haftanın Bercestesi;

İki Berceste: Laf Salatası

* Çıktııık açık alınla. Bu ayın sonunu da getirdik hanım!

* Evreşe'nin yolları daaaar. Adam gibi yürüsene. Ne çarpıyorsun sağa sola hıyaar!

* Sabreden derviş... İstanbul trafiğinde delirmiş!

* Taş gibi hatun diye peşinde koşturdun. Tek taş yüzüğe gelince neden mızmızlanıyorsun?

* Zenginin malı, züğürdün çenesini

yorsun ki. Vergi memurlarının kulağına gitsin hacıııı! (İbrahim Ormancı)

....

Temel ile dursun Amerika’da;

Temel ile Dursun Amerika’ya gitmişler, hemşerilerinin bir kasabada belediye Başkanı olduğunu öğrenmişler. Belediye Başkanı onları uyarmış:

- Kaç kat olursa dikin, kimse karışmaz, burası serbesttir, isteyen istediği kadar kat çıkabilir!

- Yani bir üst kat da çıkabilir miyiz?

Çok sevinmişler, sarmaş dolaş dışarı çıkarlarken Dursun Temel’e sormuş:

“ - Ya kaçak katı sormadık, bir kaçak kat çıkabilir miyiz?”

Dönmüşler sormuşlar, Başkan yanıtlamış,

-Evet çıkabilirsiniz.

...

Neyzen Tevfik’ten

Neyzen Tevfik’in Doktorların yakındığı ve "Bir hazakat-zedeyim, midemi tıp tepti benim..." dizesini yazdığı sıralar. Bir doktor tanıdığı, karşılaştıklarında konuştu;

"Hala iyileşmedin mi? Muayenehaneye uğra da, bir reçete yazıyım!"

Neyzen'den doktora yanıt verdi;

"Beni azad et! Reçetesiz de ölürüm."

---

Bütün ömrünü neyle barışık geçiren Neyzen Tevfik'e sordular:

"Üstad, çalarken mi neşelenirsiniz, yoksa neşeli olduğunuz zaman mı çalarsınız?"

Üstat Neyzence yanıt verdi;

"Ben hırsız mıyım ki, çaldığım zaman neşeleneyim?"

---

Eşreften taşlamalar;

Şair Eşref’e sorarlar:

- Hicivlerinde niçin isim vermiyorsun,

Kime yazdığın bilinmiyor.

Yanıt çok öz,

- Numarasız gözlük gibi bütün alçaklara tatbik edilsin diye.

......

■ Bazen ağlamak gerekir, açılmak için, bazen anmak gerekir, anılmak için, bazen susmak gerekir, duymak için.

(Şems-i Tebrizi)

...

Ünlü gülmece ustası ve düşünür Nasrettin Hoca, Konya- Akşehir’de kadılık görevini de yürütürken bir hemşehrisi davası sıfatıyla gelir ve şikayetini anlatır.

Hoca konuyu en ince ayrıntısına varınca dek irdeleyip karara varır;

“Sen haklısın!”

Davacı huzurdan sevinerek ayrılır. Arkasından davalı gelir. Savunmasını dilinin döndüğünce yapar. Hoca kararını verir;

“Sen de haklısın!”

Hocanın katibi şaşırır;

“ Hem davasını hem de davalıyı haklı çıkardın, bunun hikmeti var mı? Hem davalı, hem de davacının birlikte, haklı oldukları acaba nerede görülmüştür?

Hoca gülümseyerek katibine döner ve der ki;

“Ne desem bilmem, sen de haklısın galiba! ”

Ol hesap! İktidarla muhalefet arasında söz düelloları seçime çeyrek kala ivme kazandı. İki taraf da birbirlerini acımazsızca suçlarken, kim davacı- kim suçlu? İki kavram birbiri birinin içine girdi. Sorunu çözmek yine Nasrettin Hoca’ya düştü ki tarihin penceresinden seslendi;

“İki taraf da haklı galiba!”

Yazarın Diğer Yazıları