Admin

Hafta Sonu Esintileri

Admin

■ Hükümdar yanlışlık yaparsa cezasını Halk çeker. (Çin Atasözü)

■ Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür.

(Jean Paul Sartre)

■ İnsanın ilkeleri uğruna savaşması, onlara bağlı kalmasından daha kolaydır. (Allen)

...

Kapalı çarşı İstanbul’un simgelerinden.

Kaç yıldır İstanbul’u hep “pas1 geçtiğimden Kapalı Çarşı ne alemde, bilmiyorum. Ancak basına yansıdığına göre ekonomik durgunluk ve Turizm getirisinin duraksaması nedeniyle kötü günler geçiriyormuş. Çoğu iş yerleri günü “tık” etmeden geçiriyor, çoğunun kapısına kilit vuruyormuş. Acı bir haber, üzülmemek elde değil.. Kaplı Çarşı’yı ne zaman anımsasam, Orhan Veli’nin dizleri dudaklarımdan dökülür;

“Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar.

Sandık odalarında Senin de dükkanın öyle kokar işte. Ablamı tanımazsın

Hürriyette gelin olacaktı, yaşasaydı

Bu teller onun telleri Bu duvaklar onun duvağı işte Ya çamurdaki kadınlar?

Bu mavi mavi Bu yeşil fistanlı Geceleri ayakta dururlar mı böyle?

Ya bu pembezar gömlek?

Onun da bir hikayesi yok mu?

Kapalı Çarşı deyip geçme Kapalı Çarşı kapalı kutu...”

Bir dörtlük;

Edepsizlikte tekleriz

Kimi görsek etekleriz

Hakk'tan da yardım bekleriz

Ne utanmaz köpekleriz. (Namık Kemal)

***

Victor Emanuel;

İtalyan sınır kapılarından birindeki bir subay, Fransız sınırı civarında numarası olmayan bir otomobili durdurdu.

"Nereden geliyorsunuz?"

İçindeki adam, sakin sesle yanıt verdi;

"Turin'den!"

"Otomobilinizin numarası kaç?"

"Numarası yok..."

"Ya demek ki numarasız araçla İtalya'da dolaşıp duruyorsunuz? Adınız ne?"

"Victor..."

"Soyadınız?"

"Emanuel..."

"Ne iş yaparsınız?"

"Kral olduğumu söylüyorlar."

Ağyâre nigâh etmediğin nâz sanırdım

Çok lutf imiş ol âşıka ben az sanırdım

Gamzen dili rüsvâ-yı cihân eyledi

Billâh ben ol âfeti hem-râz sanırdım

Seyr eylemesem âyînede aks-i cemâlin

Hüsn ile seni meh gibi mümtâz sanırdım

Ma'mûr idügin bilmez idim böyle harâbât

Mestâneleri hâne-ber-endâz sanırdım

Sihr etdiğini senden işitdim yine Nef'î

Yoksa sözünü hep senin i'câz sanırdım.

(Nef’i)

Temel'in yeri

■ Temel, karısı Fadime ve tek çocukları Dursun'la deniz kenarına gitmişlerdi.

Bir süre sonra Temel yüzmek için denize girmiş, bir hayli açılmış ve denizin üstünde sadece başı kalmıştı. Dursun ise ortalıkta yoktu. Fadime telaşla Temel'e bağırdı:

"Temeeeel... Dursun yok. Dursun..."

"Meraklanma..." diye yanıt verdi ve ekledi:

"Bir yere gidemez. Elinden sıkı sıkı tuttum.”

■ Fadime Temel’e seslenir;

- Temeel, şu kuzuyu kes de, akşama sana nefis yemekler yapayum.

- Niçin?

- Evliliğimizin 10. yılı da.

- Benim hatamı kuzu niye çeksin ki?)

Haftanın Bercesteleri

■ Canana can olan bilmez cananın kıymetini,

Canan da bilmez, canana can olanın kıymetini.

(Cem Sultan)

■ Bed asla necabet mi verir hiç üniforma

Zerdüz palan ursan eşek yine eşektir

(Ziya Paşa)

■ Mey biter saki kalır, her renk solar haki kalır;

Diploma insanın cehlini alsa da,

Hamurunda varsa eşeklik, baki kalır.

(Fuzuli)

■ Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dide-i ekvân olan âdemsin sen

- Zatına (kendine) hoşça (iyece) bak; zira sen yartılmışların gözbebeği ve alemin çekirdeği (özü) olan insansın. (Şeyh Galib)

Haftanın Rubaisi;

Ahvâl-i cihânı her zaman söyleşelim

Amma gam-ı aşkımız nihân söyleşelim

Ey vâkıf-ı râz-ı aşk olan ârif-i cân

Ney gibi seninle bî-zebân söyleşelim

(Azmizâde Halefi)

Belli Olmayanlar

Bir vakte erdi ki bizim günümüz

Yiğit belli değil, mert belli değil

Herkes yarasına derman arıyor

Deva belli değil, dert belli değil

...

Adalet kalmadı hep zulüm doldu

Geçti şu baharın gülleri soldu

Dünyanın gidişi acayip oldu

Koyun belli değil kurt belli değil.

...

Çarh bozulmuş dünya ıslah olmuyor

Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor

Ruhsati de dediğini bilmiyor

Yazı belli değil hat belli değil.

(Ruhsati)

Değişik üç insan

■ Zayıf insanlar intikam alır

Güçlü insanlar Affeder!

Zeki insanlar umursamaz.

Haftanın Fıkrası;

Kibiri ile tanınmış biri, yoksul bir köylünün bostanından geçiyordu. Kuyunun etrafında gözleri bağlı bir eşeğin dolabı döndürdüğünü görünce durdu. Köylüye sordu:

"Zavallı hayvanın gözlerini neden bağladın?"

Köylü:

"Ağam, gözleri bağlı olunca eşek düz bir yolda yürüdüğünü zanneder. Yoksa başı döner.

"Eeee, boynunu bir de çıngırak takmışsın ya?"

"Çıngıraktan ses kesilince, eşeğin durduğunu anlarız."

"Peki, ya eşek durur da, başını sallayıp seni aldatırsa?"

Köylü:

"Aman ağam. Sizin kadar akıllı eşek nerede?"

Sözün bittiği yer;;

■ Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum.(Adnan Menderes)

Eşek Şakası:

Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının yıldönümü kutlanırken, halkın çok ilgisinden büyük izdiham olur. Tören alanıyla hükümet konağının önünde hareketin zorlaştığını gören Vali pencereden mırıldanır;

“Bu eşek millet!”

Şair Eşref bunu duyuna Valiye yanıt verir;

“Millete erbab-ı mansıbtan biri eşşek demiş,

Reddedilmez böyle bir söz amma ki pek can sıkar,

Olsa da millet eşek, eşşek diyen bilmez mi ki,

Sadr-ı âzamlarla Valiler de milletten çıkar.”

Laf Salatası;

* Evreşe'nin yollarını duble yol yaptık. Artık arazisinin icabına bilahare bakacağız. Villa olur, spa merkezi olur. Allah verdikçe verir hani!

* Şahsen erkekler bir içim su denilebilecek kadınlar yerine damacana hatunlar arar!

* Aman avcı vurma beni. Avlanma yasağı var. Hem senin cezalardan haberin yok sanırım!

* Başkası olma kendin ol. Ama makyajsız da çekilmezsin!

* Sayın büyüklerimiz, lütfen vatandaşı da insandan sayın!

* Düşünüyorum öyleyse varım diyebilsem keşke. Düşünüyorum, düşünüyorum... İşin içinden çıkamıyorum yahu!

(İbrahim Ormancı)

Yazarın Diğer Yazıları