Admin

Gül, Muhammet teridir...

Admin

Toprakta biten güller solar gider. Gönülde biten güller ise kalıcı ve hoştur. Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına tac olmaktan iyidir Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa. İnsanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin

Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez. Ayni dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur (Hz. Mevlana)

***

Gül mevsimi içreyiz. Gül hasadı 15 Mayıs’ta başlar, Temmuzun ikinci yarısına dek sürer.

Gül deyince aklımıza gelen ilk şehir Isparta, Akdeniz Bölgesi’nin batı bölümünde, dağlarla göllerin buluştuğu, “Göller Yöresi” denilen iç kesimde yer alıyor. Bu yüzden Ispartalılar “Hem gülümüz, hem gölümüz meşhur” diyor.

■ “Gülcülüğün tarihi eskilere dayanıyor, 1840-1915 yılları arasında yaşamış olan Gülcü İsmail Efendi’yle başlamış. Türkiye’de gül yetiştiriciliği ve endüstrisinin en çok geliştiği şehir olan Isparta, dünya gülyağı üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini karşılıyor.

Gül bahçelerinden toplanan gül yaprakları çuvallara doldurulup, gülyağı fabrikalarına götürülüyor. İşlenerek kozmetik, gıda, temizlik ve turizm sektörlerinde kullanılıyor.

■ Şebnem-i gülzar ruhsar-ı Resulullah’tır

Neşr-i ıtrıyle kılar her dem anı iş‘ar gül.

Hz. Ali’nin vefatından önce gül istediği ve gülleri kokladıktan sonra ruhunu Allah’a teslim ettiği söylenir. Anadolu’da kefenle beraber sandıklarda kurutulmuş tomurcuk güllerin saklanması da bir özlem ifadesidir.

Sultan Ahmed (Bahti) hüznünü dile getirir;

■ N’ola tacım gibi başımda götürsem daim

Kadem-i pâkini ol hazret-i şâh-ı Rüsûl’ün

Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir

Bahtiyâ durma yüz sür kademine o gülün.

Gül, kültür, folklor ve edebiyatta önemli yer tutar. Gül, şiirde, romanda, şarkıda, türküde, hatta eleştiri ve özeleştiri de bile var.

■ Şu illerin taşı hiç bana değmez.

İlle dostun gülü yaralar beni.

(Pir Sultan Abdal)

Yunus Emre, çiçekle söyleşisinde

Hz. Muhammed’in çiçeklerin değerini öğrenmek ister ve ondan şu yanıtı alır:

Çiçek eydür derviş baba

Gül Muhammed teridir.

Süleyman Çelebi’ye kulak verelim;

“Terlese güller olurdu her teri hoş direrlerdi terinden gülleri.”

Gül olgusu Fuzuli’nin dizelerinde bambaşka;

■ Suya versün bağban gülzârı zahmet çekmesün

Bir gül açılmaz yüzün-tek verse bin gülzâre su.

Gül üzerine özlü söz ve dizeler;

■ Bönlük edip konma gülün dalına,

Harı var pençeni kanatır bülbül.

(Kuloğlu)

■ Güle kıymet verilmezdi

Âşık ve maşuk olmasa.

(Âşık Veysel

■ Dikensiz gül nerde ki? (Hafız)

■ Ey gül, nazirin olmaz idi harın olmasa!(Riyazi)

■ Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır. (Çin Atasözü)

■ Biz güle başka bir şey deseydik, o gene güzel kokacaktı! (Shakespeare)

■ Hiçbir zaman gökten gül yağmaz, daha çok gül istersek daha çok fidan dikmemiz gerekir. (George Eliott)

■ Penceremizin dışında açan güllerin tadını çıkarmaktansa ufkun üzerinde sihirli gül

bahçesi görmeyi düşlüyoruz. (Shakespeare)

Gül konusundaki son sözü Seyit Nesimi’nin 600 önceki dizelerine bırakalım;

Gülden terazi tutarlar

Gülü gül ile tartarlar

Gül alırlar gül satarlar

Çarşısı pazarı güldür gül.

---

Toprağı güldür, taşı gül

Kurusu güldür, yaşı gül

Has bahçenin içinde

Servi çınarı güldür gül.

...

■ Gül dalında güzel. Herkes dalında hizmet ederse, hizmet nimet olur, yoksa hezimet! (Seyyid Haşemi)

***

■ Cahil kişi gülün güzelliğini görmez,

gider dikene takılır. (Hz. Mevlana)

,,,

Gül Farsça kökenli bir sözcüktür ve

çeşitli anlamlarla yüklüdür;

- Gülgillerin örnek bitkisi (Rosa).

- Gülgiller (Rosaceae) familyasından, reseptakulumu olgunlukta etlenen ve fındıksı meyveleri saran, genellikle yapraklarını döken dikenli çalılar hâlinde olan, ülkemizde 24 tür ile temsil edilen bir cins.

- Katmerli, kokulu çiçekleri olan, pek çok türleri bulunan gülgillerin örnek bitkisi, çiçek.

- Bilinen çiçek, gül çiçeği, gülağacı.

- Tasavvufta Allah'ın birliğinin remzi. 4. başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir.

- Küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile ünlüdür.

■ Gül mitoloji tarihinde önemli yere sahiptir.

Eski Yunanlıların güzellik tanrıçası Afrodit’in çiçeğidir. Afrodit’in, yaşamı güller gibi kısa süren Adonis adında bir oğlu vardır. Adonis, yaz mevsiminin sonunda görünmez bir âleme gitmektedir. Yaban domuzunu kovalarken domuz tarafından vücudu parçalanır. Oğlunun acı feryadını duyan Afrodit yardıma koşar. Bu sırada yanlışlıkla bastığı gül fidanındaki dikenler ayağını kanatır. O zamana dek beyaz olan güller artık kırmızı açmaya başlarlar.

■ Düşünürlere göre, gül, gönülde meydana gelen bilginin sonucudur. Gül-zar / gül-şen ise “mutlak olarak kalbin fethi ve gönlünün marifete ve irfana açılmasıdır.

■ Gülün, Türk kültür hayatında önemli bir yeri vardır. Karşılaştığı her türlü güzellikten faydalanmakta mahir olan milletimiz, gül ile ilgili birçok atasözü üretmiştir: Gül bülbülden ziyade insan elinden neler çeker. Gül çengelsiz yar engelsiz olmaz. Gül dalında odun, çingeneden kadın olmaz. Gül dikenli ağaçta biter. Gül güdük amma kokusu güzel, servi büyük yapısı güzel. Gülü seven dikenine katlanır. Gülün kadrini bülbül bilir. Gülü yad ettikçe bülbülün feryadı artar. Gülüne bak, goncasını al tarif gerekmez; çiçektir biliriz.

■ Boynu bükük ve yetim bir çocuk gördük hemen ona sesleniriz;

Gül, ağlama gül bize

Ele diken gül bize

Gül olanın yüzünde

Gül açılır gül bize!

Her mevsim bahçemizde renk cümbüşü örneği çeşit çeşit güller vardır; kırmızı, beyaz, sarı hatta mavi güller.Beyaz gül saflığı, pembe gül, nezaketi, siyah gül, hüznü ve ıstırabı, kırmızı gül aşkı ya da Allah aşkıyla vatan toprağına akan şehidimizin kanını yansıtır.

■ Şairlere göre bülbülün sevgilisidir.“Gül, kendisine yöneltilen kişiye beslenen sevgiyi barındıran seslenme sözcüğüdür;

Gülüm şöyle gülüm böyle demektir yâre mu’tadım/ Seni ey gül sever canım ki canana hitabımsın.(Nedim)

Gül’den kimi atasözleri de üretilmiştir;

Gül dalından odun, beslemeden kadın olmaz.

Gülü seven dikenine katlanır.

Gül ve türevlerinden üretilen kız adları;;

Gül, Gülce, Gülistan, Gülizar, Güllü, Gülgün, Yazgülü, Şengül, İlkgül, Songül, Ayşegül, Goncagül, Gülseren, Gülderen, Gülsevin, Birgül, Gülbin, Gülben, Gülay, Gülbahar, Gülçin, Gülnaz, Gülperi..

Gül, halk, Divan ve tasavvuf edebiyatımızda hem betimleyen hem de betimlenendir;

Beyaz gül yanakların,

Sarı gül dağınık saçlarındır.

Ve mahzun kalbim ateş gibi

Yanan dudaklarındır.

(Cahit Külebi)

Güle bir de Yahya Kemal gözüyle bakalım;

“Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;

Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.

Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış

Eski Şîrâz’ı hayâl ettiren âhengiyle.”

■ Sultan Ahmed hüznünü dile getirir;

N’ola tacım gibi başımda götürsem daim

Kadem-i pâkini ol hazret-i şâh-ı Rüsûl’ün

Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir

Bahtiyâ durma yüz sür kademine o gülün.

Her yaşın, kendine özgü bir güzelliği olduğu gibi her mevsimin de çekici yönleri vardır. Bu gerçek doğanın insanlığa sunduğu değişmez bir yasadır. Her ne kadar baharlar kışa ve yaza karışsa da yine en süslü, en görkemli, en şiir, en çoşkulu, en umut dolu bir mevsim içreyiz.

Yazarın Diğer Yazıları