Admin

FİDEL CASTRO TARTIŞMALARI

Admin

Küba’nın efsane Lideri  Fidel  Castro 90 yaşında yaşama veda etmesiyle  birlikte  dünya arenasında bu kez rüzgarı esmeye başladı. Bu rüzgarda, bayramla matem bir arada yaşıyor. Onu sevmeyen ve ABD’ye göç eden Kübalılar,  ihtiyar- genç, erkek- bayan- çoluk çocuk sokaklara ve meydanlara  döküldü  ölümü kutluyorlar, şarkılı, sazlı ve sözlü.Bu da ölüm sevinci mitingi (açık hava toplantısı) demek de doğrudur.Madalyonun öteki yüzüne baktığımızda Küba’da yaşayan Kübalılar Castro için matem havasındalar.

Şimdiye değin dünya, bir ölümde bunca   çelişkili fotoğraf yansıtmadı; bir barış, bir değil.. Bir şenlik ve bir matem..

Castro artık yaşamıyor ama, tartışmaları da

sür-git devam edip gidecek gibi görünüyor.

Geçtiğimiz yıllarda TRT'de yayınlanan Fidel Castro belgeselinde Castro'nun 1959'da yaptığı konuşmada Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta sulh dünyada sulh' sözlerini  dile getirdiği ardından Havana'ya Atatürk'ün büstünün dikildiği anlatılıyor...

….

■ Liderlik; halkı ayrıştırmak değil, kaynaştırmak ve bu arada tutmayı başarmaktır

.(Mustafa Kemal Atatürk)

Castro’dan satır başları;

■ Bugün politikacılaɾ halkın cehalet içinde kalmasıyla ilgilenmiyoɾ; cahil halk, fanatizm ve ön yaɾgı ekicileɾinin kapitalizmden çıkaɾı olanlaɾın, en iyi müttefiki,  ileɾlemenin ise en büyük düşmanıdıɾ.

■ Kapitalizmi iğrenç buluyorum.. Kirli, hantal ve yabancı.. Çünkü savaşlara, iki yüzlülüğe ve rekabete yol açıyor.”

■ Devrim, gelecek ile geçmiş arasında ölümüne mücadeledir.

■ Küba devlet kuruluşlarının tamamı onların sahibi olan halk için kullanılacaktır.

■ Kapitalist sistem ne ABD, ne de dünyanın iyiliği için çalışmaktadır. Dünyayı krizden krize sürüklüyor, krizler gittikçe ağırlaşıyor.

■ Sosyalizmin başarısızlığından  da söz ediyorlar.. Peki kapitalizmin Afrika, Asya ve Güney Amerika’daki başarısı nedir?

■ Devrime 81 kişiyle başladım, bugün tekrar

yapacak olsam inanmış 10 - 15 kişiyle başlardım. Hareket planınız ve inancınız varsa sayınızın azlığı önemli değildir.

■ Kaderi insan şekillendirmez, kader insanı üretir.

■ Amerikalılar anlamıyor; ülkemiz sadece Küba değil ülkemiz insanlıktır.

■ Yenilirsek kalkar yine deneriz, diktatörler yenilirse bu onların sonları olur..

Fidel Castro, 13 Ağustos 1926, Mayarí’ de doğdu,  25 Kasım 2016’da Havana’da öldü. Yaşamı boyunca ve ölümünden sonra çeşitli lider ve muhalif kesimlerce diktatör olarak da nitelendirildi. Devrim sonrasında, 1959-76 arasında Küba Başbakanlığı, 1976-2008 arasında da Küba devlet Başkanlığı yaptı. Uluslararası alanda ise 1979-1983 ve 2006-2008 yılları arasında Bağlantısızlar Hareketi Genel Sekreterliğini yaptı.  İspanya'nın kuzeybatısındaki Galiçya'da dünyaya gelen babası Ángel Castro Küba Bağımsızlık Savaşı sırasında Küba'ya gelen İspanyol askerlerinden biriydi. Savaş bittikten sonra adadan ayrıldı, sonra Küba'ya döndü.

Fidel Castro, United Fruit Company'nin denetimi altındaki yoksul yöre Mayarí'de yetişti. Santiago'daki Katolik okullarında ve Havana'daki Cizvit lisesi Belén İlahiyat Okulu'nda öğrenim gördü. 1945'te eğitime başladığı Havana Üniversitesi'nden 1950'de hukuk doktoru olarak mezun oldu.

Castro, 26 Temmuz 1953’de Santiago'daki Moncada Kışlası'na 165 arkadaşıyla baskın düzenledi; başarısızlığa uğradı,  tutuklandı; 16 Ekim 1953'te Santiago'daki Küba Yüksek Mahkemesi'ndeki yargılamada 'Sayın yargıç siz beni mahkûm edin! Tarih beni haklı çıkaracaktır!' (La Historia Me Absolvera) cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı; 16 yıla mahkûm oldu. Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra Batista'nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü bağışlandı.

1955'te Küba'dan ayrılarak Amerika'ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi örgütünü kurdu.

Castro 1959'un ilk günlerinde Havana'ya girdi. Hukukçu Doktor Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi. Castro Hükümeti, ilk olarak fiyatlar ve kiraları düşürdü; toprak reformu başlattı.

15 Nisan 1959’da kamulaştırmadan zarar görenlerin baskısıyla ABD’de  Küba'ya ekonomik ambargo uygulamaya başladı;

1959'dan sonra ilk kez yerel seçimlerin yapıldı. Devlet yapısında düzenlemelerin geliştirildiği 1976'da Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu başkanlığını üstlenen Castro,  merkezi bürokrasiye dayanarak toplumsal ve ekonomik yönlendirici rolünü sürdürdü. Devlet ve parti organlarında eski mücadele arkadaşlarına ağırlık verdi. Silahlı kuvvetlerden sorumlu Devlet bakanı kardeşi

Raul Castro,  ikinci adam konumu kazandı.

Fidel Castro, 31 Temmuz 2006’de sağlık sorunları nedeniyle yetkilerini geçici olarak başkan yardımcısı ve kardeşi Raúl Castro'ya devretti; 19 Şubat 2008'de de, bir açıklama yaparak, 1976 yılından beri yürüttüğü en yüksek yönetim organı  Devlet Konseyi Başkanlığı görevini de  bıraktı.

Liderlikten söz edilince konuyu en azından özet olarak irdelemeliyiz;

“Liderlik bir yaşam felsefesidir, icra kurulu başkanları, yöneticiler büyük liderler olabilecekleri gibi, yardımsever öğretmenler, bilim adamları, şefkatli anneler de liderler olabilirler. Liderlerin alanı gelecektir, mirası, zaman içinde ayakta kalan kuruluşlardır. Her zaman olduğu gibi, ya iyi yapmayı ya da hiç yapmamayı bilmek gerekir.  Lider ardından gelenlere saygılı olmalı, tevazuyu  elden bırakmamalı, kendisine inananları yanlış yola sürükleyeceğinde orada durmalı, liderliği başkasına bırakmalı. Kendine tapan, zirvedeki yerini sürdürmek için diktatörlüğe, yalana, haksızlığa başvuran adamdan lider olmaz. Olursa o liderden fayda gelmez, zarar gelir.

(Sevinç Engin’in yapıtından alıntı)

...

M.Ö 400’de lider tanımlaması “Politikayı erdemliler yönetirse toplum iyi yönetilir “ şeklindeydi. 16. yüzyılın başlarında İtalyan düşünürü Niccolo Machiavelli yeni bir lider tanımıyla ortaya çıktı;  “ Hükümdar olmak için değerli insan olmaya gerek yok, şanslı olmak da gerekmez. Kurnaz olmak yeterli.”

Machiavelli’nin bu saptaması, siyasette bir çığır  açtı. Bir perde aralandı ve siyaseti ahlâktan ayırdı. Artık politikacılar, “ iyi- kötü, değerli-değersiz” diye ayrılmayacak, başarı tek kıstas olacaktı.

Machiavelli “Hükümdar” adlı yapıtında bu başarının da  anahtarını verdi;

“ Hükümdarın başarısı için iyi niteliklere sahip olması şart değildir. Ama onlara sahipmiş gibi görünmesi şarttır

.

Sokrates’in bakış açısı ise şöyleydi;

“ İnsan, kendisiyle, evrenle ve toplumla ilişkisinin ne olması gerektiğini araştırmalı  yaşamının da  toplumsal, kişisel ve ahlaksal boyutunu ön plana çıkarmalıdır.”

Buna karşın Machiavellin saptamaları hala ne yazık ki geçerliliğini koruyor.

■ Liderler rüzgârı arkasına alır ama rüzgâra kapılmaz.

D. Deloit

■ Sıradan yönetici işleri doğru yapmaya çalışır, lider ise doğru işleri yapar. (

Bennis)

■ Liderlik güç kullanmak değil, altında çalışanları güçlü kılmaktır.(

Warren Bennis)

Gerçek liderin liderlik etmesi gerekmez; yolu göstermek ona yeter. (Henry Mıller)

Liderliğin işlevi daha çok takipçi değil, daha çok lider yetiştirmektir. (R.Nader)

■Liderlik, kişileri heyecanlandırmaktır.

(Valeria A. Zeitham)

Bu açıklama ve örneklerden sonra yorumu okuyanlara bırakmak en doğrusu olacak.

Yazarın Diğer Yazıları