Feraset!
Admin
Feraset zihin uyanıklığı, bir şeyi çabukça anlayış kabiliyeti, bir insanın ahlakını, kabiliyetini yüzünden anlamak melekesi demektir.
İşlerin, hâdiselerin ve insanların içyüzünü dış belirtilerinden sezme, anlama ustalığı.
Görünenin ötesine geçebilmek demektir..
Ruh gözü demektir.
Düşüncede tutarlı olmak, bir şeyde düşünerek davranmak ve basiretli hareket etmek, bir şeyin gerçek mahiyetini görebilmek demektir.
Anadolu feraset sahibi insanların yaşadığı coğrafya olarak anlatılmıştır.
Feraset sahibi olmayanların, feraset sahibi gibi anlatıldığı, yüceltildiği, kabul edildiği, kabul gördüğü zamanları da yaşamıştır.
Feraset, insana Allah vergisidir.
Feraset, nasip kısmet işidir.
Ben feraset sahibiyim demekle, feraset sahibi olunmaz!
İstisnasız bütün darbe dönemlerinde ispiyoncuların, çamur at izi kalsın diyenlerin, iftiracıların gemilerini yürüttüğü görülür.
Bu işi yapanların feraset adına, doğruluk adına, gerçekleri paylaşma adına hareket etmeleri ise, hem ferasete, hem doğruluğa, hemde gerçeklere yapılmış en büyük hakarettir.
Feraset böyle durumlarda ortaya çıkabilmeli, gerçekleri ortaya koyabilmelidir.
Haklının hakkını teslim eden yüce adalete, yardımcı olacak feraset sahibi insanların şahitliğine her dönemde ihtiyaç duyulmuştur.
Darbe dönemleri ispiyoncuların gemilerini yüzdürdüğü...
İftiracıların yalan yere şehadetlerinin zirve yaptığı!
Haset, fesat ve kıskançların sevmediği herkese karalar çaldığı dönemler olmaktan çıkarılmalıdır.
Feraset, doğruları ve gerçekleri yerinde ve zamanında konuşma böyle zamanlar için geçerlidir.
Böyle zamanlarda konuşmayanlar, masum insanları ateşe attıklarının farkında değiller mi, diye sorulan soruların muhatabı olmuşlar, geçmişte, bir çok masum, ben suçsuz değilim diye diye, ömrünü heder edip bu dünyadan ayrılmıştır.
Suçsuz insanların suçsuzluğunun ispatı için aylarca beklenmemelidir.
Görevlerinden uzaklaştırılan yani açığa alınan insanlara, işten atmışlar yakıştırmalarının yapıldığı bir ülkedeyiz.
Kimse de çıkıpta, bu insanlar bunu yapmaz, yalandır, iftiradır neden diyemiyor soruları, geçmişte çok soruldu.
Bir çok masum ve suçsuz insanın çoluk-çocuğu var. Aileleri, akrabaları, eşi-dostu var.
Bu bir süreçtir, bunlar olacak, yaşanacak denmesiyle işler hallolmuyor.
Sevgili okurlar; Üzerinde durduğumuz suçsuz ve masum insanların yaşamakta olduklarıdır. Tahkikatlar, soruşturmalar, alınan savunmalar ne kadar erken sonuçlandırılırsa, masum ve suçsuz insanların üzerindeki kara bulutlar o kadar erken dağılacaktır.
Toplumun;
En kestirme bir şekilde....
Anlayıp-dinlemeden...
Sorgulamadan ortaya koyduğu bakış açısı...
Mahalle dedikodusu...
Laf taşıması, laf getirip-götürmesi...
Hemen her dönemde bir çok suçsuz ve masum insanı otırduğu mahalle de zor durumlarda bıraktı.
Çocuklarının mahalle de diğer çocuklarla oynarken yaşadıkları...
Arkadaşlarının babasını işten atmışlar diye laf çarpıtmaları...
Evlerinde söylenen laflarla, alay etmeleri...
Çocuklarını hayata küstürdü, psikolojilerini bozuldu.
En önemlisi de, dost bildikleri kim varsa, herkesin selamı-sabahı kesmesiydi.
Ferasetli bilinenler dahi, yönlerini çevirip bakmamışlardı.
Bugün de ne yazık benzer olayları yaşamaya devam ediyoruz.
Suçsuz ve masum insanların eşlerini, çocuklarını hiç bir şey belli değilken, korkutmak, dedikodu ile yıpratmak, dışlamak nasıl bir ferasettir? Yorum sizin sevgili okurlar!