Admin

ENERJİ KORİDORU OLMAK

Admin

Gün geçmiyor ki dünyada bir şeyler değişmesin. Hele ki koronanın icadından sonraki pandemi döneminde nelere şahit olduk, neler öğrenmedik ki? Enerjinin ne denli etkili ve güdümlü bir füze olduğunu da anlamış olduk.

Sayın Cumhurbaşkanımız geçen hafta içindeki Üçlü Devlet Başkanları Zirvesi’nde çok önemli açıklamalarda bulundu. Günlük yaşantımızı ve ekonomimizi yakından etkileyen enerji ile ilgili saptamalar. Bu mübarek, enerji dokunulmazlıkları olan milletin vekillerini dahi parlamento binasında battaniye ile oturtmuyor mu?

Çifte standardı en iyi uygulamakta “vahşi Batı”nın nükleer enerji konusundaki tavırları, söylemleri ne oldu? Türkiye’yi Çernobil faciasını örnek gösterip nükleer santral kurulması noktasında eleştiren Batı, şu anda istediği yere, istediği sayıda nükleer enerji santrali kurmuyor mu? Akkuyu Nükleer Santrali’nin kurulmaması için yöre insanını sivil itaatsizliğe yönlendiren “çevreci yoldaşlar” neredesiniz? Belki de onların kurduğu nükleer santraller, size dokunmuyordur?

Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarından Türkiye’nin enerjide kurulu gücünün 100 bin megavatın üzerinde olduğu görülüyor. Bu gücümüzle Avrupa’da 5., dünyada da 12. Sıraya yükseldik. İnsanımız geçen yıl ile bu seneyi karşılaştırdığında doğal gaz ve elektrik giderlerinden şikayetçi, haklı olarak. Ancak şu satırlara dikkat edelim lütfen. Devlet elektrik faturalarını yüzde 50, doğal gaz faturalarını da yüzde 75 sübvanse ediyor. Yani elektrik faturalarının yarısı, doğal gaz faturalarının da ¾’ü devlet tarafından karşılanıyor.

Avrupa’da birçok ülkede doğal gaz fiyatları yüzde 860 civarında artmış durumda. Enerji noktasında bir de üstüne üstlük Rusya- Ukrayna savaşı eklenince enerjide kriz üstüne kriz yaşandı. Rusya’da enerjinin iki önemli unsurunu elinde bulunduruyor. Doğal gaz ve petrol ve nüfus gücü olarak Ukrayna ile mukayese dahi edilemeyecek bir Rusya, enerji ve gıda konusunu da elinde bulundurmasına rağmen savaşı hala bitiremedi. Tuhaf olan da işgal ettikleri bazı yerleşim birimlerinden geri çekiliyorlar.

Rusya ve Batı arasındaki savaş sonrası uzaklaşma Türkiye’nin işine yarayacağının işaretini verdi. Başkan Putin, “Avrupa için Türkiye’de büyük bir gaz merkezi kurulabilir.” dedi. Gazprom yöneticileri de yine çok değerli bir açıklamada bulundular. “Gaz ticareti merkezi Türkiye ile AB sınırı olabilir, oraya kurulabilir” dediler. Bu beyanları inceleyen ve işin duayeni insanlar Türkiye’nin “Barış Vanası” olabileceğini vurguluyorlar.

Dünya yenilebilir enerji noktasında çok ilgili duruyor. Hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerjisi bunların başında geliyor. Bu kaynaklardan elde edilen enerji için petrol gibi, doğal gaz gibi yer altı kaynağı tüketmiyorsunuz. Yenilenebilir enerji oluşturan kaynaklardan su akıyor, hamdolsun güneş ülkenin her yerinde doğuyor, rüzgâr tespit edilen bölgelerde esmekte. Türkiye’de tüm bunlar dikkate alındığında yenilenebilir enerji önümüzdeki 5 yıl içinde yüzde 64 büyüme kaydedecek. Bu büyümenin yüzde 75’i rüzgâr ve güneşten gelecek. Yenilenebilir enerji kaynaklarından jeotermal enerjiyi de unutmayalım. Kaplıca suyu ile ısınmasını sağlayan yerleşim birimlerimiz var.

Ne nadide bir ülkede yaşamaktayız. Deniz, petrol, rüzgâr, doğal gaz, rüzgâr vb. onlarca nimeti vermiş Rabbim. Şükretmek borcumuz. Gelelim son bulunan kaynaklara, Gabar Dağı’nda petrol bulundu. Türkiye’mizin farklı bölgelerinde çıkan petrol ile günlük petrol işleme kapasitemiz 100 bin varilin üzerine çıktı. Karadeniz’de üç farklı noktada bulunan doğal gaz yataklarının kapasitesi 710 milyar metreküptür. Türkiye’nin sanayi dahil yıllık doğal gaz tüketimi hava şartları da dikkate alındığında 55-60 milyar metreküp civarında.

Yapılan olumlu ya da olumsuz her şeyi eleştiren muhterem ülke muhalefeti, “Karadeniz’de bulunan doğal gaz, ülkenin ihtiyacını 12 sene karşılamakta. Bu doğal gazın ilk kullanımı da mart 2023’te olacak. Hani nerede bu gaz, ne zaman kullanacağız” diyenler. Gerçi aynı hazirun, Mavi Tünel, YHT ve Boğaz Köprüsü’nü de en çok eleştirenler, alaya alanlar ilk kullananlardan olmadı mı?

Şu erdeme bir ulaşabilsek, memleketin hayrına yapılan bir işi, kim yaparsa yapsın, yerel ya da genel yönetim fark etmez, takdir etmek, tebrik etmek gerekmez mi? Zira marifet iltifata tabidir.

Türkiye enerjide hızlı adımlarla ilerlemekte. Bir taraftan hidroelektrikli santraller, bir taraftan rüzgâr koridorlarında bir mantar gibi yükselen rüzgâr gülleri, bir taraftan nükleer enerji santralleri, Akdeniz’de doğal gaz arama ve inşallah bulma çalışmaları, AB’ye doğal gaz sevkinin Türkiye’den yapılması, yeni aranmakta olan petrol ve diğer kaynaklarımız…

Türkiye çalışıyor. Rabbim çalışana verir. Dünyada enerji problemi yaşamayan ve enerji koridoru olacak bir ülke olacağız.

Belki de sınırsız enerji sayesinde her ay ve yıllarda ihracat rekorları kırıyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları