Admin

Duyguları akort etmek!

Admin

Akort, saza düzen vermektir. Seslerin ahengidir. Notaların kulağa hoş gelen bir şarkıya, türküye ya da melodiye dönüşmesidir. Akordu yerinde olan bir saz o sazı çalanında marifetiyle kendini dinletir, söyleyeni söyletir, dinleyenleri mest eder.

Akortsuz bir sazı dinleyen olur mu?

Akort, geniş anlamlı bir kelimedir aslında.

Dil akortsuzsa, sövmekle, bağırmakla, öfkelenmekle, hakaretler yağdırmakla kendine yol bulmaya çalışır, ancak bulamaz!

Göz akortsuzsa, kıvılcım saçar o gözler, kini, nefreti, acımasızlığı, sevgisizliği bir bakışta okursunuz o gözlerden.

Kulak akortsuzsa, iyiyi, doğruyu, makulü, makbulü duymaz, bir kulağından girer, diğerinden çıkar diye bunun için denmiştir.

Elin akordu yoksa,

vuran el, kalkan el, yumruk olup, bir başkasının yüzünde patlayan eldir sizinkisi. Acımasızlık, merhametsizlik ve vicdansızlık emrine girer de, anladığında iş işten geçer!.

Ayaklar akortsuzsa,

muhatabınız tekmelerden nasibini alır. Ayaklar çiğnemeye, dümdüz etmeye, yıkmaya doğru ilerlerken insani bütün duyguları unutur. Pek tabi ki, kendini ve kim olduğunu da...

Kalp akortsuzsa, sevgisizlik baş köşeye oturmuş demektir.

Kendinden başka kimseyi sevemeyen, sevmek istemeyen ancak herkes beni sevmeye mecbur diye düşünen zirvelerde gezinen bir ego düşünün.

O ben miyim diye sormayacak, aynalara bakmaktan sürekli kaçınacaktır.

Duygularınızı akort etmişseniz, kem söz çıkmaz ağzınızdan. Hareketleriniz, fiilleriniz, davranışlarınız nezaket üzerine olur. Kırıcı olmazsınız, yapıcı olursunuz. Ben konuşayım da herkes beni dinlesin demez, dinleyen olursunuz. Hoşgörülü davranırsanız herkese, anlayışınız, tatlı diliniz ve güleryüzünüz kılavuzunuz olur.

Kin tutamazsınız kimseye...

Aklınızın ucundan fesatlık geçmez!

Haset etmezsiniz, aklınızdan dahi geçirmezsiniz!

Kıskançlık yanınızdan geçmez!

Ne gururla işiniz olur, ne de kibirle!

Sesinizi yükseltmezsiniz konuşurken!

Muhatabınız incinmesin diye, öyle bir karşılarsınız ki, art niyetle yanınıza gelenler dahi, ben ne yapıyorum, beni dolduruşa getirenlere yazıklar olsun der içinden!

Duygulardaki ahenk, duyguların akordu, ne kadar iyi olursa o tatlılık ve ahenk yansır her tarafa!

Duyguları akort olmuş bir insanın yanında çalışanlar için, o işyerinde, o kurumda, o mekanda huzur vardır. Sevgi ve saygı vardır. Anlayış vardır. İş yeri baskıdan bir cendereye dönüşmemiş, bu dünyada cehennemi yaşayan olaylara sahne olmamıştır.

Bağıran, çağıran, masaları yumruklayan, ne istediğini kendinin bile bildiği meçhul insanların en az iki saat bağırıp, çağırdığı, çalışan insanların bütün şevkini kırdığı, çalışma temposu diye ortada hiç bir şey bırakmadığı mekanlardan kimsenin bir verim aldığı görülmemiştir.

Duyguların akordu onun için önemlidir.

Haftaya nasıl başlarsanız öyle gider demekten ziyade, haftaya nasıl başladığınız, nasıl başlamak istediğinizdir önemli olan.

Hırsını, öfkesini, açmazlarını, yanlışlarını, başarısızlıklarını bir başkasından ya da başkalarından çıkarmak duyguların en akortsuz halidir.

Duyguların tökezlediği, yere kapaklandığı, debelendiği, ayağa kalmak için yardım kabul etmediği, saçmaladığı hallerdir bu haller.

Sanatta, siyasette, ticarette, bürokraside, yaşadığımız şehirde var olan akortsuzluklar, akort bozuklukları, akordun yapılmasının geciktirilmesi, acilen duyguların akort edilmesini gerektiriyor.

Duyguların akort olmasıyla oluşacak ahenge o kadar çok ihtiyacımız var ki,  anlatamadığımız, duyuramadığımız, muhatap bulamadığımız asıl mesele, işte bu!

Yazarın Diğer Yazıları