Admin

Dün ve bugün

Admin

Mustafa Kemal Atatürk’ün anneleri maddi sıkıntı içindeydi. Telgraf çekip yardım ister;

“Oğlum Mustafa! Paramız bitti...”

Yaveri Salih Bozuk annesinin telgrafı üzerine Atatürk’e sorar;

“Mevcut paradan biraz göndereli mi?”

Atatürk’ün yanıtı tam bir kıssadan hissedir;

“Hayır! O para Milli Mücadeleye aittir!”

Bu kesin yanıt karşısında Zübeyde hanıma ne yapması gerektiğine telgraf çekilir;

“Evdeki halı ve kilimleri satın!”

...

Bir Cumhuriyet Hanımefendisi;

Mevhibe İnönü”

Teşvikiye Caddesi’ndeki Moda Akademisi’nde, İnönü Vakfı’nın desteğiyle açılan sergide hem Başbakan, hem de Cumhurbaşkanı eşi olan merhum Mevhibe İnönü’nün giydiği elbiseler, kıyafetler sergileniyor, bugünkü kıyafetlerle karşılaştırınca nereden nereye geldiğimizi anlıyorsunuz. Duvarda bir faturanın da fotokopisi var, “Madame Mustafa Kemal” adına kesilmiş. İnönü, Lozan Konferansı için gittiği İsviçre’de hem kendi eşi, hem de Atatürk’ün eşi için alışveriş yapmış, elbiseler almış. Atatürk’ün eşi için aldığı elbiselerin faturasını onun adına kestirmiş, dönünce faturayı Mustafa Kemal Paşa’ya vermiş...

İnönü’nün kızı Özden Toker, şöyle diyor;

“Aralarında böyle bir şey olmaz tabii, ama babam faturayı göstermiş, Atatürk de ödemek istemiş. Bu, birbirlerine gösterdikleri nezakettir. aslında. Babam bu faturayı anı olarak saklamış.”

...

İsmet Paşa’nın “fatura merakı” vardır...

1950’den sonra da Demokrat Partili bir milletvekili Meclis kürsüsünden, bir devlet kurumundan Mevhibe İnönü için alınan 3 İsmet Paşa’nın “fatura merakı” vardır; o akşam özel muhasebecisini eve çağırır, 3 metre kumaşın faturasını bulmasını söyler.

Evet, İsmet Paşa, eşine o fabrikadan 3 metre kumaş almıştır ama bedelini de ödemiştir.

İsmet Paşa ertesi gün Meclis’te kürsüye çıkmış, faturayı kişinin suratına çarpmıştır.12 Eylül 1929 günü Paris Büyükelçisi Fethi Okyar’a Cumhurbaşkanlığı’ndan bir telgraf çekilir. Cumhurbaşkanı Atatürk, Fransız hukuk fakültelerinden, okutulan ders kitapları ile ayrıntılı dünya tarihi kitaplarını ister. Büyükelçi hemen aldırır ve postayla gönderir.

Bir süre sonra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Tevfik Bıyıklıoğlu, Okyar’a bir mektup yazar, Atatürk çok memnundur, hatta minnettardır, yalnız bu kitapların bedelini ödemek istemekte ve şöyle demektedir:

“Paşa hazretleri, bu kitapların bedelinin bildirilmesini istiyor, sonra bir daha kitap istemeye yüzümüz olmaz, diyorlar.”

...

Fethi Okyar, arkadaşı Mustafa Kemal’in huyunu bildiği için faturayı gönderir, yokta kitapların parasını kendisi de ödeyebilir, ama Atatürk fatura istemektedir, kitapların parasını bizzat ödeyecektir.

Fethi Okyar,1930’da merkeze döner, Münir Ertegün Paris’e gelir. Atatürk ondan da iki tarih kitabı ister. Yeni büyükelçi, kitapların faturasını Dışişleri Bakanlığı’na gönderir.

Genel Sekreter “Kitapların parası ne oldu?” diye sorunca da “Faturaları bakanlığa gönderdim” yanıtını verir. Çankaya’da gelen karşı yanıtta“Olmaz böyle şey!” denilmekte;

“Atatürk’ün özel harcamaları Dışişleri Bakanlığı bütçesinden karşılanamaz.”

Faturalar, bakanlıktan geri istenir ve İş Bankası aracılığı ile Büyükelçi’ye transfer edilir. Fatura bedeli de nedir:

“571 frank, 80 santim!”

...

Dün böyleydi...

Bugün nasıl?

Sorunun yanıtı, sessiz, durgun

yorgun ve suskun kalabalıklarda.

Yazarın Diğer Yazıları