Admin

DÜN DÜNDÜR BUGÜN YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK GEREK

Admin

Toplumsal yozlaşa ivme kazanarak devam ediyor. Dünle bugün arasındaki çizgi ve makas giderek büyüyor ve kalınlaşıyor. Bugün dünü özlemek bir nostalji değil yaşamın gerçeğidir.

...

Yavuz Bahadıroğlu’nun “Biz Osmanlıyız” adlı yapıtını yeniden bir kez daha okuyor ve değerlendirme bulunuyor ve diyoruz ki,

Dün ne idik, bugün ne hale geldik!

...

İşte “Biz Osmanlıyız” yansımaları;

■ Du Loir,1950’de yayınladığı “Türkiye Seyahatnamesi “adlı yapıttan alıntılar;

■ Hiç şüphesiz ki, ahlak bakımından Türk siyasetiyle, medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir.

Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde bir tavsiye levhası asılı duruyor;

■ Türk’lerle alışveriş et, yanılmazsın!

...

■ Hollanda Ticaret Odası toplantılarında oylar eşit çıkınca, Osmanlılarla alışveriş yapanların oyu iki sayılır, ne derlerse onlar olurdu.

İngiliz Sefiri Sör James Porter 1740'ların Türkiye’si için şunları yazıyor;

■Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok uygar insanlardır..

Fransız generali Comte de Bonneval’in değer yargısı göğsümüzü bir kez daha kabartıyor;

■ Haksızlık, murabahacılık, tekelcilik ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür. Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türkler'in doğruluklarına hayran kalır.

Edmondo de Amicis adlı İtalyan gezgini de 1880'lerin bizi şöyle anlatıyor;

■ İstanbul Türk halkı, Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan işitilir. Öylesine sıcak ve hoşgörü sahibidirler ki, ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz.

Takvim yaprakları1830’ları gösterirken Fransız yazar Dr. Brayer İstanbul’u açık yüreklilikle dile getiriyor;

■ Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumi ahlaka güvenilerek açık bırakıldığı İstanbul'da her yıl en çok beş-altı hırsızlık olayı ancak görülür.

Ubicini adlı yazar da Dr. Brayer'a vurgu yapıyor;

■ Bu muazzam payitahtta esnaflar namaz saatlerinde dükkanlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet olaylarının meydana gelmediği gün yoktur.

İşte dün. İşte bugün.

Dün öyleydik, bugün böyleyiz.

Böyle bir dünü bugünün gerçeklerinde nasıl özlemezsiniz? Bu özlem, bir nostalji olmakla birlikte, aynı zamanda bir kıssadan hissedir.

...

■ Dün geçti, yarın daha gelmedi; hesabını bir nefes üzerine yap. (Şeyh Sadi)

■ Yarın dünyanın yok olacağını bilsem, bugün dahi bir elma ağacı dikerdim.

(Martin Luther)

...

Ziya Paşa’nın Ünlü Terkib-i Bendinden; ■ Milliyyeti nisyan ederek her işimizde

Efkâr-ı Firenge tebaiyyet yeni çıktı .

( İşimizde millî benliğimizi unutarak Batı düşüncesine körü körüne bağlılık yeni çıktı)

Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık

Zîra ki ziyan ortada bilmem ne kazandık

(Eyvah oyunda bizler yine yandık, çünkü zarar ortada bu konuda bilmem biz ne kazandık.)

......

■ Bugün dünün meyvesi, yarının çekirdeğidir (Şibi)

■ Düne bakmak, bugün aldanmamak

İçindir. (G.Greene)

...

Günümüzde başta siyasal aktörler, her

alanda yöneticiler sürekli birbirini suçlar. Hoşgörü, uzlaşı, danışma gibi kavramlar sanki buzdolabına kaldırılmış gibi...

Ülke sorunlarında, en önemli konularımızı oluşturan örneğin Anayasa ve diğer Yasa değişiklikleri söz konusu olduğunda bile bir araya gelip asgari müştereklerde anlaşmayı denemezler. Sancılı dönemlerin faturası hep halka çıkar. Havan da su dövmeler de uzar ve gider. Sonuçta birilerinin ak dediğine diğerlerinin kara itirazları temel sorunların çözümünde engel oluşturmayı sürdürür.

...

Dünle bugünü oranlamak bağlamında bir Mevlana anlatısını dile getireceğiz.

Günlerden bir gün, adamın biri eline geçen haram bir paradan vicdan azabı duymaya başlar. Bu azap dayanılmaz hal almaya başlayınca, gidip bu parayla bir tane sığır alır ve Mevlana'nın dergâhının yolunu tutar.

Hz. Mevlana’ huzuruna çıkar ve derki;

“ Ben bunu haram bir kazanca karşılık aldım günahımın affı için size bağışlamak istiyorum''

Hz. Mevlana yanıt verir;

''Bunu biz alamayız sen bunu Hacı Bayram Veliye götür''

Adam bunun üzerine sığırı alıp hacı bayram velinin huzuruna çıkar olayı anlatır. Hacı Bayram Veli de şöyle konuşur;

''Bunu ben de kabul edemem ama sen bunu yeniden üstat Mevlana’ya götür ama bu sefer benim yolladığımı söyle!”

Adam Hz. Mevlana’nın yanına tekrar döner ve olanı anlatır. Hz. Mevlana kurbanı bu kez kabul eder. Adam merakla sorar;

''İlk size geldim kabul etmediniz ama Hacı Bayram Veli yollayınca kabul ettiniz neden? ''

Hz. Mevlana şöyle söyler;

'' Hacı Bayram Veli şahindir, bizim gibi her leşe konan bir karga sanmayın onu''

Adam şaşırır bu cevaptan tatmin olmaz ve tekrar Hacı Bayram Velinin huzuruna çıkar aynı soruyu ona sorar.

Hacı Bayram Veli derki;

“ Gönlümüz su birikintisidir bir damla pislikle bulanır ama Hz Mevlana’nın gönlü okyanustur, bu pisliği bir kerede temizler.'

Adam gördüğü hoşgörü ve aldığı ders

sonucunda gözyaşlarını tutmaz.

...

■ Ne kadar az yüksekten uçarsan, düştüğün zaman o kadar az incinirsin. Kibri bırak, alçakgönüllü ol.■ İyi ki geçiyorsun zaman! Ya acının en derinime işlediği anda, donsaydın?

(Hz Mevlâna)

---

Dünde gezindik, bu güne geldik. Merhum Demirel’in tarihi sözlerinden bir demek;

■ Demirel, 1973-75 yıllarında ana muhalefet lideriydi. 1973 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, dönemin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ile gizlice görüştü. Lâkin görüşmeyi inkâr etti. TRT ertesi gün Sancar’a dayanarak görüşmeyi duyurunca, uzatılan mikrofonlara şöyle konuştu;

"Dün dündür, bugün de bugün."

■ Herkes benim gibi 'Dün dündür bugün bugündür' deyip işin içinden çıkamaz!"

(Cumhurbaşkanıyken yaptığı son basın toplantısında)

■ Gazeteci: Sayın Demirel, Türkiye'nin durumunu tek kelimeyle özetler misiniz?

Demirel: İyi. Ama iki kelimeyle özetlememi isterseniz iyi değil.

■ Türkiye'de petrol vardı da, tankerlerin hortumuna ağzımızı dayayarak biz mi içtik?

■ Ya neresini sıksaydım?

(İngiltere Dışişleri Temsilcisi'nin tepki gördüğü dönemde, temsilcinin elini sıktığı zaman sorularına verdiği karşılık)

■ Kim ne veriyorsa, beş lira fazlasını vereceğim.

■ Ege bir Yunan gölü değildir. Ege bir Türk gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl de değildir."

■ İcabı olup olmadığı tartışılabilir. Ama icabı varsa feminizm güzel şeydir.

■ Elektriğin komünisti mi olur?"

■ Türkiye'nin altı çürüktür, altımız çürüktür diye bırakıp gidecek değil bununla yaşamasını öğreneceğiz. (17 Ağustos deprem sabahı)

■ Bulut buluttur, bulutun akı da buluttur garası da; binaaneleyh, üzerine konuşmaya değmez. (Demirel, Yıldırım Akbulut için ne düşünüyorsunuz? Sorusu üzerine)

...

■ Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş; dünle beraber gitti cancağızım. Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

■ Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim,

Her türlü amelde çok ahesteyim, kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim.Uyandır aYa Rab, belki son nefesteyim! (Hz. Mevlana)

---

Yazarın Diğer Yazıları