DİPLOMASİ
Admin
Fransızca’dan dilimize geçmiş (Latince kökenli) diplomasi kelimesinin sözlük anlamı, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde, 5 madde halinde belirtilmiş. Bence en anlamlı ve günümüze uygun olanı, 5. maddedeki anlamdır. O da şöyle, “Güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve beceriklilik.” Latince sözlükte ise diplomasi tarifi şöyle, “Uluslararası görüşmelerde, resmi kurallar ve şekiller ve barışçıl görüşmeler yapma sanatı.”
İçinde bulunduğumuz bu zamanda, ülkemizin diplomasiye ihtiyacı her zamandan daha fazla. Güney komşumuz Suriye iç savaş yaşıyor. ABD ve yardımcıları sınırımızdaki terörcü ve Suriye’yi bölüp ayrı devlet kurmak amaçlı grupları, silahlandırdı ve 60 bin kişilik bir ordu kurmak üzere eğitiyor. Bunu yaparken müttefiki ve üzerinde bir çok askeri üssü bulunan Türkiye’nin açıkladığı kaygılarını hiç umursamıyor. Bu ülkenin bunları yaparken, BOP denilen, Büyük Ortadoğu Projesine yönelik niyetleri olduğu biliniyor.
Buna karşılık Türkiye, sınırları boyunca böyle bir oluşuma şiddetle karşı çıkıyor ve açık bir şekilde Suriye’nin birliğini ve topraklarının bölünmezliğini savunuyor. Bu amaçla da Fırat Nehri’nin batısındaki, Elbab ve Afrin Bölgelerine Mehmetçiği göndererek oralarda bu terörcü ve ayrılıkçı grupların önünü kesti. Ülkemizin güvenliği için şehitler verdik ve büyük masraflara girildi.
Olaylar ne biçim şekillendi, nasıl bir diplomasi yaşandı ki, daha dün (2011) kardeş gibi iki komşu iken, devlet başkanlarımız kolkola dostluk ve güven manzarası verirken, bugün, ülkemizde hükümeti destekleyen medya, Suriye Devlet Başkanı’nı her defasında “katil Esad” diyerek anlatıyor. Keza Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmalarda, Esad’ı sivillerin, hatta çocukların katili olarak ifade ediyor. Buradan şu düşünceye varıyoruz ki, nasıl bir diplomatik faaliyet göstermişiz ve o durumdan bu duruma nasıl gelmişiz, diyerek diplomasimizi sorgulamalıyız. Dış güçlerden Rusya ve İran, Esad’ın davetiyle Suriye’de bulunuyorlar ve ona yardım ediyorlar. Biz ise, sınır güvenliğimiz ve göç tehlikesi sebebiyle bu ülkeye girmişiz. Bu arada, yerinde bir diplomasi yoluyla Rusya ve İran’la işbirliği içine girerek, doğru bir karar vermiş ve o ülkenin toprak bütünlüğünü savunmaya başlamışız. Öte yandan, gelin görün ki, toprak bütünlüğünü savunduğumuz ülkenin resmi başkanına her gün katil demeye devam ediyoruz. Buradaki diplomasiyi anlamakta zorlanıyoruz.
En son olayda, emperyalist ülkeler ABD, İngiltere ve Fransa, kimyasal silah kullandı iddiasıyla Esad güçlerini füzelerle bombaladılar. Kendilerince kimyasal silah kullanma olayını cezalandırdılar. Rusya ve İran bu bombalamayı şiddetle kınarken, Türkiye yerinde bir iş dedi. Bu devletlerle (Rusya ve İran) sık sık bir araya gelmeye ve işbirliğine devam ediyoruz, beri yanda tamamen zıt görüş bildiriyoruz. Buyurun, buradaki diplomasiyi anlamak kolay mı? Böyle zıt görüş yerine, taraflara itidal tavsiyesiyle yetinilseydi daha doğru olmaz mıydı?
Zorlu günler yaşıyoruz değerli okuyucularım. Her tarafımızda, emperyalistlerin entrikaları var. Ülkece dayanışma içinde olmalıyız, kırıcı ifadelere son vermeliyiz, birbirimize bağırmamalıyız. Vatandaş, haklı olanın bağırmadığını iyi bilir.
Diplomasi, sözlük anlamında da belirtildiği gibi, ustalık ve beceriklilik ister. Diplomat da bu niteliklere sahip kişidir. Ayrı bir diplomat tarifi ise şöyle, “DİPLOMAT, KADINLARIN DOĞUM GÜNLERİNİ HATIRLAYAN AMA YAŞLARINI UNUTAN ADAMDIR.”
Saygılarımla.