Admin

DİNLE NEYDEN…

Admin

■ Can tende var oldukça kulum Kur’an’a,

Yol toprağıyım Peygamber-i zişana,

Hakkımda bunun zıddına söz etse biri,

Vay bu söze, vay böyle diyen insana.

(Hz. Mevlana- Çeviri-Hasan Ali Yüce)

***

■ Ya götür geri kalanımı ya da gel tamamla eksik yanımı.(Hz. Mevlana)

■ Gerek yok her sözü, laf ile beyana… Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana…

(Hz. Mevlana

■ Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı ki

Dünyanın da sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne, bilmemeli! (Hz Mevlana)

■ Kişinin değeri nedir?

– Aradığı şeydir!

Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki.. Aradığın ancak sensin, sen.

Madendeki inciyi aradıkça madensin.

Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.

Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi;

Neyi arıyorsun, sen osun.

Senin canın içinde bir can var, o canı ara!

Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!

A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;

Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara.

***

Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.

Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.

Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da, bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.

Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur? Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır.

Alem O’nunla kaimdir ve O’nsuz olan hiçbir şey yoktur. O’nun rızası, rahmeti, bereketi ve tecellisi olmayan hiçbir şeyin değeri yoktur.

***

Mevlâna, Sadreddin Konevi ve bir kişi oturuyorlarmış. O kişi, Hz. Mevlana’ya sormuş:

– Muhtaç olmanın gerçeği nedir?

Hz. Mevlana susmuş, bir şey dememiş. Kişi bir kez daha sorusunu yinelemiş, ama o yine soruyu suskunlukla karşılamış. Yeniden ısrar

edince de yine hiçbir şey söylemeksizin orayı terk etmiş. Sadreddin Konevi çıkışmış;

“Ey pîr-i hâm! Ey çiğ adam! Ne sorup durursun, hiç mi hâlden anlamazsın?”

“ Kızmana gerek yok! zaten sorularıma hiçbir yanıt vermedi ki!”

Konevi daha da hiddetlenmiş ve demiş ki:

“Yanıt vermez olur mu, o sana, hem de açıkça, dedi ki:

“ Muhtaç olmak Hakkı görünce dili tutulmaktır! Ama sen anlamadın!”

***

Mevlana Hz. Celaleddin Rumi’ye kimi kişiler ağızlarına ne gelirse söyler ve ona hakaret ederlermiş. Buna koşut bir adam da hakaret içeren mektup göndermiş;

“Sen inançsızlara bile kucak açıyorsun, onlarla bir araya geliyorsun; günah işleyenlere dahi ‘gel’ diyorsun. Böyle yapmakla dinin izzetine dokunuyor İslam’ın onurunu iki paralık ediyorsun.”

Hz. Mevlana mektubu açıp okumuş, tebessümle kâğıdın arka tarafını çevirmiş ve tek cümle yazıp geri göndermiş;

“Sen de gel, sana da bağrımı açıyorum.”

***

Geçim darlığından yakınan kimseye

Hz. Mevlana, sordu;

” Sana organlarından birini kesip yerine bin altın verelim deseler razı olur musun?”

O da; yanıt verdi;

“Hayır razı olmam.”

“Ey kardeşim! Mademki razı olmazsın niçin geçim sıkıntısından şikâyette bulunursun? Yoksulum diyorsun bu kadar altından daha değerli organların var iken vücudun sağlık ve afiyette iken niçin bunları sana bedavadan ihsan eden Allahü teâlâya şükretmiyorsun?”

Bir damla:

■ Nimetlerimin değerini bilir emrettiğim gibi kullanırsanız onları arttırırım.

(İbrâhim sûresi: 7)

Yazarın Diğer Yazıları