Ders Veren Öyküler
Admin
Hazreti Muhammed’e mescidin avlusunda bir sepet turfanda hurma ikram edilir;
- Buyur Ya Resulallah turfanda hurma!
Hazreti Muhammed sorar;
- Komşularımız da şu anda böyle taze hurma yemeye başladılar mı?
Cemaat yanıtlar;
- Hayır, henüz kimsenin bahçesinde hurma olgunlaşmadı. Mevsimin ilk turfanda hurması bizim bahçede olgunlaşır. Önce siz tadasınız turfanda hurmadan diye düşündük.
Hz. Muhammed yolda oynayan çocukları görür, parmağıyla işaret ederek der ki;
- Götürün bu hurma dolu sepeti, şu çocuklara verin. Ben yiyemem.
Israr edilir;
- Ya Resulallah haram şüphesi yoktur. Tamamen kendi bahçemizin ürünüdür.
Peygamberimizin yanıtı, kesindir;
- Hurmanızı almayışım haram olma ihtimalinden dolayı değildir. Ben komşularımızın yemediklerini yiyerek, giymediklerini giyerek onlardan ayrı yaşamayı tercih etmem. Ne zaman çevremde konu komşu herkes turfanda hurma yemeye başlar, işte o zaman ben de taze hurmadan yiyebilirim
...
Hz. Musa zamanında çok yoksul biri vardı. O kadar yoksuldu ki, kum ile tesettür ederdi. Bir gün Hz. Musa’ya dedi ki;
- Rabbime benim için dua et de, beni zenginleştirsin.
Hz. Musa’nın duası üzerine, Allah (celle celâluhû) buyurdu;
- O kuluma söyle, bu hali onun için daha hayırlıdır..
Ancak ısrar edince, kendisine imkân verildi. Bir koyun aldı, bundan sürüler meydana geldi ve zengin oldu. Gel gör ki, zenginlik bu adamı azdırdı; içkiye başladı.
Hz. Musa, bir gün yolda giderken heyecanlı kalabalığı görünce sordu;
- Bu kalabalık neyin nesidir?
Yanıt verdiler;
- Birine kısas uygulanıyor. Adam, fakirin biriydi. Sonra zenginleşti; fakat, malıyla azdı, içkiye başladı tuttu birini öldürdü. Şimdi de, cezasını görüyor!
...
Hazreti Ömer, bir akşam maiyetiyle kente dolaşıyordu. Çevreye bakınarak yürürlerken, cılız mum ışığının yansıdığı bir eve doğru yürüdü.Yakınlaşınca bir de çocuk ağlaması duyuldu. Ömer iyice meraklandı ve kapıyı çaldı. Bir kadın açtı.Ömer, hayretle sordu;
- Bu saatte ışığın yanıyor, bir de ağlama sesi geliyor, bu durum neyin nesidir?
Kadın yanıt verdi;
- Çocuğum çok aç, günlerdir doğru dürüst bir şey yemediği için de hastalandı. O ağlıyor, ben de başında bekliyorum.
Ömer sordu;
- Neden?
- Neden olacak; şehirde Ömer diye bir zalim var. Savaş çıktı diye babasını askere aldı. Ben ancak iyiliksever konu komşudan kuru ekmek bulabiliyorum. Ömer yüzünden çocuk aç ve hasta.
Hazreti Ömer tekrar sordu;
- Ömer nereden bilsin senin halini?
Kadın hiç duraksamadan yanıt verdi:
- O zaman neden orada oturuyor?
Ömer oradan uzaklaştı, kilerden bir çuval buğday aldı, sırtına vurdu, kadının evine döndü, bir şey demeden çuvalı bırakıp çıktı.
Yanındakilerden biri seslendi;
- Ya Ömer; bari bize söyleseydin, birimiz çuvalı getirirdik.
- Hayır...çuvalı getirmek bana düşer, çünkü kadın kabahatimi yüzüme vurdu.
Birileri itiraz etti;
- Hiç öyle şey olur mu?
Ömer elini kaldırıp itiraz seslerini kesti;
- Kadın haklı. Hükümdar olan benim. Ordularımızdaki her asker gibi, o askerin ailesi de benim sorumluluğumdadır Dicle - Fırat kıyılarında bir keçinin ayağına diken batsa hesap vermesi gereken kişi benim.
...
Hz. Ömer, bir gün yeni ve temiz elbise giyerek evinden çıktı Camiye gidiyordu.
Ama gidemedi. Zira Hz.Abbas’ın evinin önünden geçerken yağmur oluğundan “kanlı sular” üzerine döküldü. Hz. Abbas damda yaralı bir kedi yavrusunu yıkamış ve kanlı suyunu oluğa vermişti Halife eve gitti.
Üstünü değişti.Derhal emir verip o oluğu oradan kaldırttı. Aynı yere gelip seslendi;
“Yâ Abbas!”
“Buyur yâ Ömer!”
“O oluğu kaldırttığım için özür dilerim. Başkasına da bir zarar vermesin diye öyle yaptım, beni mazur gör!”
Hz. Abbas:
“Yâ Ömer! O yağmur oluğunu oraya kimin koyduğunu biliyor musun?”
“Bilmiyorum.”
“O oluğu oraya, bizzat Efendimiz, hem de kendi mübarek eliyle koymuştu.”
Hz. Ömer titredi: Ne diyeceğini bilemedi;
“Eyvah! Ben ne yaptım?”
Başladı ağlamaya. Yaptığına pişmandı
“Yâ Abbas! Sırtıma bas da, o oluğu tekrar eski yerine sen koyuver!”
Hz. Abbas: “Peki olur” dedi ve Halifenin sırtına basarak, o oluğu eski yerine kendi eliyle yerleştirip indi;
“Ooh, elhamdülillah!”
Halife Hz. Ömer gerginliği - rahatlamıştı.
...
Bir kadın Hz. Ömer'in sevdiği gence aşık olmuş, olumsuz yanıt alınca bir kocakarıya gidip yalvarmıştı;
“Beni falan gençle buluştur!"
"Olur" yanıtı üzerine birlikte kadının evine gittiler. Genç yatsı namazını kılmış evine dönüyordu. Kadının evi önünden geçerken, kocakarı onu görüp seslendi:
"Oğlum, bakar mısın!"
"Buyur anne!"
"Koyunu kaçırdım. Yardım et de birlikte yakalayalım!"
Delikanlı bahçeye girince diğer kadın, kapıyı kilitleyip gence sarıldı ;
"Dediğimi yapmazsan bağırır çağırırım, herkese rezil olursun!"
O hiç aldırmadı. "Ahirette rezil olacağıma şimdi olayım" deyince kadın başladı feryada.
Sesi duyan koştu. Kadın genci gösterdi;
"Bu adam zorla bana tecavüze yeltendi!"
Genci dövüp Halifeye götürdüler. Halife "Bana doğrusunu anlat" deyince analattı.
Halife gence sordu:
"O kadını görsen tanır mısın?”
"Tanırım" deyince, şehirdeki bütün kadınları getirtti. Genç onu görüp: "İşte şu!" dedi.
Kadın korkup suçunu itiraf etti. Halife gencin alnından öpüp dedi ki;
"Aferin evladım! Senin bu davranışın, kıyamete kadar herkese örnek olsun!”