Admin

DEMEK Kİ HER ŞEY ÇOK GÜZEL!

Admin

Şehre şöyle bir bakıyorsunuz, nutkunuz tutuluyor, yazacak bir şey bulamıyorsunuz, haliyle konuşacakta.

Nisan ayı gelmiş az biraz soğuk, rüzgarlı bir gün olsa da, varsın olsun, Mart kazma-kürek yaktırmamış. Faturalar, bir önceki ayın aynısı gibi.

Az biraz KOSKİ faturaları yüksek olsa da, için için gönül koyulsa da, şimdilik kaydıyla sineye çekmiş gibi yapılıyor.

Daha ne mi diyelim?

Güvendiğiniz dağlara kar filan da yağmamış belli.

Demek ki, her şey çok güzel!

Trafik bildiğiniz gibi, her şey yerli yerinde, memnuniyet diz boyu!

Köprülü kavşaklar, üst geçitler yapılıyor, yapılacak, trafik daha bir ferahlayacak…

Az biraz, kapanan yollardan, ulaşım sıkıntısından çekeceğiz amma sonu iyi olur diyoruz, seviniyoruz.

Nisan geldi demiştik ya…

Çayır-çimen şenlendi, ağaçlar çiçek açtı, beklenen yağmurlar yağmaya başladı.

Çarşı Pazar şenlikli, renkli mi, renkli, en rahat para harcayanlar Suriyeli sığınmacılar.

Hayat onlara mı daha güzel bilmem!

Vatandaşın tabiri ile, “Bizim Suriyeliler” yani, kendi fakirlerimiz, Suriyeliler gelmeden önce durumları neyse aynen öyle!

Espri kabiliyeti olanlar, Abi, bizim fakirleri de, Suriyeli ilan etsek ya… Yemin olsun, hiçbir dertleri kalmaz deyiveriyorlar!

Henüz oralara kadar gelmiş görünmüyoruz!

Demek ki, her şey çok güzel!

Kaldırımlar bildiğiniz gibi…

Yayasız!

Varsa da tek-tük…

Kaldırımları yayalar için pardon, araçlar, reklam tabelaları ve esnaf kardeşlerimiz için yaptığını bir türlü söylemeyen büyüklerimiz, yaya kaldırımlarını yenilediklerini, yenileyeceklerini her fırsatta söylemeye devam ediyorlar.

Neredeyse, niye şikayet ediyorsunuz anlayamıyoruz diyecekler, diyemiyorlar.

Demek ki, her şey çok güzel!

Şehrin büyük bir bölümü Direniş Karatay filmini seyretti. Konya sekiz yüz yıla yakın bir süre için, Moğollara direnmiş, direnirken de, iç dinamiklerinin çalışması için hiçbir fedakarlıktan çekinmemiş.

Buradan nereye mi geleceğiz?

Direnç göstermeye…

Direnç önemli bir konu…

Oturup konuşulmalı…

Üzerinde düşünülmeli…

Birkaç komisyon kurulmalı…

Dinamikler, nasıl çalışır, nasıl çalıştırılır diye beyin jimnastikleri yapıp, beyin fırtınaları estirilmeli!

Sonra, başlangıç noktasına geri dönülmeli…

Neden mi?

Nedeni basit!

Ne dirence gerek var, nede dinamiklerin çalışmasına ve çalıştırılmasına!

O zaman hep bir ağızdan ne mi diyeceğiz?

Demek ki her şey çok güzel!

Bakın sağımız solumuz, önümüz arkamız her taraf lale oldu.

Lale üretiminde kanatlandık uçtuk ve birinciliğe oturduk.

Anadolu’da Nevşehir Lalesi hikaye oldu.

Artık, Konya Lalesi var.

Hem de her renkten…

Parklar, bahçeler, laleden geçilmiyor.

Lale, güzel bir çiçek, Konya’yı pek sevdi…

Şimdi soracaksınız..

Bizim mahirliğimiz, kolayları zorlaştırma üstüne mi, yoksa zor olanları kolaylaştırma üstüne mi?

Her iki durumda da, kimse elimize su dökemez diye övünenlerimiz var!

Demek ki, her şey çok güzel sevgili okurlar!

Cevvaliyet arasanız bizde….

Cevahirlikte üstümüze yok!

Samimiyet deseniz, her konuşan, her atan-tutan, her mangalda kül bırakmayan, her küçük dağları ben yarattım havalarında olan samimi olmanın özü de benim, sözü de benim havalarında.

Özveri konusunda herkes yarış halinde, göze girecekler, göze batacaklar, göz önünde olacaklar, birilerinin gözünün önünden ayrılmayacaklar, pervane olacaklar, çevre olacaklar, saf tutacaklar, özveri benim işim diye koşuşturup duruyorlar!

Dostluk denildiğinde, dost aramadığınız kadar çok. Hem de kıyamet gibi! Herkes iyi gün dostu. Dost diye sarıldıkları, yapıştıkları, hiç bırakmadıkları, bırakmayacaklarına dair yeminler, şartlar verip, antlar içtikleri dostlarını ilk zor durumda, daha ilk dönemeçte bırakıp gitmeyi akıllarının bir kenarına yazanlara dost denilmeye başlanmış!

İşte böyle sevgili okurlar, şöyle bir manzarayı baktık, ortalık güllük gülistanlık. Şehriniz ha gül bahçesi olmuş, ha lale bahçesi. Az biraz daha geçsin millet mangal yapacak, düğün mevsimi başladı başlıyor, pilavlar dökülecek, etli ekmekler duble duble götürülecek.

Bu duruma, bu bakış açısına, bu anlayışa ve bu duruşa göre;

Demek ki her şey çok güzel!

Yazarın Diğer Yazıları