Deliler ve Akıllılar
Admin
Başlığını tartışmaya açmak gerekiyor;
Öyle deliler vardır ki, deli değil, sanki akıllı gibi.. Elbette bunu tersinden okumak da olanaklıdır.Yaygın bir kanı var; her yerleşim yerinin mutlaka delisi/ delileri vardır. Sıkça duyduğumuz söylemdir bu;
Köyün delisi...
Deli konusu, edebiyat, sanat, kimi koşullarda folklor da oldu. Bu bağlamda
Eskiler iyi bilir, Konya’nın on sevimli delileri vardı.
---
Bir Sabile vardı;
Şimdiki Yapı Kredi Bankası Şubesinin bulunduğu binanın önünde (Bu bina CHP İl ve İlçe merkezleriydi.) yakasında altı ok rozetiyle sabahtan akşama dek dururdu. Koyu CHP’liydi İsmet Paşayı çok severdi. Ölünceye dek partisini değiştirmedi.
---
Bir Ali Hoca vardı;
Sevimli mi sevimli! Köşe başlarındaki kaldırımlara oturur, gün boyu durmadan Kuran- ı Kerim okurdu. Nur yüzlüydü.
---
Bir Silleli Mustafa vardı; kendisini Belediye Şehir Otobüsleri Yöneticisi sanar
kibrit kutusunu telefon olarak kulağına yanaştırır ve sürücülere emir yağdırırdı.
---
Bir hamal Halil (Helil) vardı; hep ağır yük taşır, ”Salma Helil” seslenişlerine alerji duyardı. Genelde genç ve çocuklar “Salma Helil” diye tempo tutunca o da sırtındaki yükleri atar onları kovalardı.
---
Öyle akıllı delilerimiz, vardır ki, tüm düğün yemeklerinden haberdar olur kaşıklarını yanlarına alır giderlerdi. Kolayına doymaz, yemeklere kaşık sallarlardı. Düğün sahibi iltifat eder, yemeklerin arkası kesilmezdi.
Görüntüler düğünlerin albenisi olur dahası folklorik bir kimliğe de evrilirdi.
---
Deliler hastanesinde doktor bir gün hastasını yanına çağırır ve der ki;
- Seni uzun süredir izliyorum, sen
düzeldin artık dışarı salalım!
Adam şu yanıtı verir;
- Allah razı olsun doktor bey, ben dışarıda ayakkabıcılık yapıyordum size bir çift ayakkabı yapıp getireceğim.
Aradan iki ay geçer; Doktor bahçede dolaşırken bakar ki, iki ay önce saldığı bankta düşünceli bir vaziyette oturuyor;
- Yahu der, ben seni yollamıştım ne oldu neden geri geldin?'
- Size bir ayakkabı yapacaktım ya..
- Eee!'
- İşte o ayakkabıyı yaptım ama topuğunu bir türlü nereye koyacağımı bulamadım, önüne mi arkasına mı?
…
Adamın biri kendini fare zannettiği için akıl hastanesine düşmüş. Tedavisi bittikten sonra doktor sormuş;
- Sen bir fare misin yoksa insan mı?
Deli;
- Fare olur mu doktor bey ben insanım!
Doktor;
- O zaman gidebilirsin iyileştin artık.
Deli kapıdan çıkmış ve imdaaaaaat diye bağırarak tekrar içeri girmiş.
Doktor;
“Ne oldu?” .
Deli;
- Bir kedi gördüm de ondan korktum.
- Sen hani artık kendini bir fare zannetmiyordun hani?
- Ben fare olmadığımı biliyorum da kedi nerden bilsin?
…
Akıl hastanesinden iki hasta taburcu olacakmış. Doktorlar aralarında konuşmuş;
”Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?”
İki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, ayrıca bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler;
'Buyurun beyler, yiyiniz!”
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, öteki araya girmiş;
- Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!
…
Akıl hastanesinin yatakhanesinde, aklından zoru olan biri, kendini elleriyle ayaklarından tavana bağlamış, öyle duruyormuş. Hastanenin Başhekimi, koğuşları denetlerken; kendini elleriyle ayaklarından tavana bağlamış olan deliyi görmüş ve “güllabici”ye sormuş;
- Bu da ne yapıyor orada öyle?
- O, kendini bir elektrik ampulü sanıyor.
Başhekim hemen emir vermiş;
- Onun orada öyle kalması çok tehlikeli, hemen indirin onu oradan...
Güllabici;
-Evet ben de istiyorum ya sonra hepten karanlıkta kalırsak diye korkuyorum.
…
Tımarhane bahçesinde bir deli ağaca tutunmuş sallanıyor, bir başkası da ağacın dibinde oturuyordu. Oradan geçmekte olan nöbetçi doktor, oturana sordu;
"O ne yapıyor öyle?"
"Boş ver doktor; kendini armut sanan delinin biridir o."
"Peki, sen niye bekliyorsun?"
Kurnazca gülümsedi oturan deli:
"Ben mi? Olmasını bekliyorum."
...
Akıl hastanesindeki günlük kontrol sırasında doktor, oldukça keyifsiz ve durgun görünen bir hastaya sordu;
"Bugün kendini nasıl hissediyorsun?
"Sormayın hiç iyi değilim doktor bey."
Doktor merakla tekrar sordu;
"Neden oldu ki?"
"Daha ne olsun doktorum. Bugün kendimi ne Napolyon, ne İsa ne de peygamber filan hissediyorum. Bugün sadece kendim gibiyim. Nasıl iyi olayım."
...
Doktor akıl hastasına sordu:
- Bir kulağını kesersem ne olur?
- Acı duyarım.
- Peki iki kulağını da kesersem?
- Göremem.
- Niye göremezsin ki?
- Çünkü iki kulağımı da keserseniz, gözlüğümü nereye takacağım?
...
Akıl hastanesinin koğuşlarını dolaşan doktor, hastaların kağıda bir şeyler yazdığını gördü ve sordu;
- Bu ne?
- Mektup!
- Kime?
- Kendime.
- Peki neler yazıyorsun?
- Laf mı senin ki? Doktor bey, daha mektubu almadım ki nereden bileyim?