Admin

BIRAKINDA, KONYA SOKAKLARINDA DOLAŞSIN MEVLANA!

Admin

2012 yılında Meracel Bahreyn adını verdiğimiz yedi kollu bir kandille temsili olarak iki denizin, iki deryanın, iki ummanın buluştuğu o yerde törenler yaptık.

Şems ve Mevlana bu civarda buralarda bir yerde ilk defa karşılaştılar dedik.

Olayı dün gibi mütalaa edenler, yok orasıydı, yok şurasıydı, lakin kesinlikle bu kandilin olduğu yer değildi demeye başlamışlardı.

Önemli olanın Şems ile Mevlana’nın buluşması olduğu, Şems’in onu bulmaya, onu görmeye Konya’ya geldiği buluşma yerinin neresi tartışmalarına kurban olmuştu.

Önemli olan Mevlana’nın, Şems’in Konya ile buluşmasıydı.

Biz bu buluşmanın neresinde olduğumuzu bir anlayabilsek diyenleri dinleyen olmadı.

Mevlana şehriyiz demek yetmiyor!

Mevlana diyarıyız demek de yetmiyor!

Konya, İstanbul’dan çok önce Asitane bir şehirdi!

Allah dostlarının gönül postlarını, serdiği bir şehir olarak İstanbul’un fethinden yüzyıllar önce o büyük zatların geldiği, gezdiği, gördüğü, yerleştiği, sohbet ettiği, nice öğrenciler yetiştirdiği bir şehirdi.

Gönül dostlarının, gönül erlerinin irşad ettiği gönüller yaşıyordu bu şehirde.

Kaç kişi gönlünü bırakıp gitti bu şehirden…

Hasretten bağrına taş bastı!

Selçuklu Medeniyetinin en güzel eserlerini bu şehre bıraktı.

Sevgi ve muhabbetleri nakış nakış işlendi, taş oymalara….

O oymalar ki, tac kapı oldu, han oldu, kervansaray oldu, Selçuklu usulü türbe oldu.

Mevlana’yı anma törenlerinin;

Heyecansız,

Rutin,

Sönük,

Coşkudan ve heyecandan uzak,

Yeknesak,

Hemen bir yıl öncesinin neredeyse tıpatıp benzeri bir şekilde takdimi,

Alternatif Şeb-i Aruslara yol açmıştı.

Ne yazık ki, zerre kadar ders çıkarmadık!

Alternatif programların;

Sanatçı ve mutrıp heyeti zenginliği,

Takdimi,

Konya’da ki mevcut salonlardan çok daha büyüklerinde icrası,

İcra edildikleri şehirlerde yapılan coşkulu ve heyecan yüklü duyuruları,

Konya’yı derin bir sessizliğe itti.

Cılız tepkiler, tepkilere katılımın yok denecek seviyelerde olması, Konya dinamiklerinin suskun kalması sonrasında geldik bugünlere…

Yine, bizde bir gelişme ve değişim olmadı.

Şeb-i Arus törenleri;

Yine bildik,

Yine tanıdık,

Yine rutin,

Yine coşkusuz,

Yine heyecansız,

Yine şehri içine almayan,

Yine şehri böyle bir heyecana hazırlamaktan uzak,

Yine vuslat törenlerinin olduğu hissedilmeyen bir programa daha hazırlanıyor.

Mevlana caddesinin, Vuslat törenleri için sözüm ona donatılması bu şehre yetmez!

Dün de yetmedi, bugünde öyle…

Şehir bütünüyle, sokaklarıyla, caddeleriyle bu heyecanı yaşamazsa nasıl buluşturacaksınız, Mevlana’yı Konya ile…

Mevlana türbesinde yatar, Mevlana Kültür Merkezine gelenler tarafından anılır, öylece kalınır.

2007’de bu yana 11 yıl geçti.

7-17 Aralık tarihleri arasında yüz binler gelmeliydi bu şehre.

Şehirde buluşmalıydı Mevlana’yla, gelenlerde.

On günlüğüne bu şehir bayram yerine dönemez miydi?

Bu soruyu hemen her yıl, bir buçuk iki ay öncesinden sora sora geliyoruz!

Sanıyorum bir iki sefer gerçekleşen çalışma yalan oldu.

Teselli babından Şeb-i Arus’un patentinin alınmasıyla derin bir nefes aldı şehir!

*****

Eylül ayının ilk haftasında Sivas’taydım. Sivas’ta bir Mevlana Mahallesi var. Ana caddenin girişinde ise Sema eden dev bir semazen!

Konuşulanlar, vaatler bugüne kadar hep lafta kaldı sevgili okurlar!

Mevlana hatırına bu şehir yılda 2.5 milyon insanla buluşuyor.

2007 Mevlana yılında vaatler arasında 5 milyon, 10 milyon ziyaretçiyle buluşma söylemleri vardı. Şehrin en önemli tepelerine neler yapılacaktı neler!

11 yılda gelinen nokta Mevlana ile Konya’yı buluşturamama noktası.

"Adım Hıdır, elimden gelen budur" hikayeleri hem yetti, hem kabak tadı verdi.

İşin özü özeti, Mevlana'yı Konya ve Konyalı ile buluşturmaktan geçiyor.

Geçmiş yıllarda şöyle yazmışım;

“Mevlana'yı kilitlediğiniz, kırk kilitli sandıklardan, sarıp sarmaladığınız kırk bohçanın içinden çıkarın artık! Ömrü boyunca halkın içinde olan Mevlana'yı halktan mı saklıyorsunuz? Bırakında, Konya sokaklarında dolaşsın Mevlana!”

Durum bu sevgili okurlar!

Yazarın Diğer Yazıları