BAYRAK YARIŞI!
Admin
Bayrak yarışı atletizmde, takım yarışıdır. Ekip ruhu çok önemlidir. Birbirine oldukça güvenen ve kendinden emin bir ekip, kazanılması en güç bayrak yarışlarından zaferler çıkmasını bilmiştir.
Bizim literatürümüze görev değişimi olarak yansımıştır.
Görevi devralanların, üzerlerine almış olduğu sorumluluğu, kendinden bir önceki görevlinin getirdiği noktadan daha ilerilere taşıması olarak anlatılır.
Siyaset ve iş dünyasındaki birçok devir-teslim töreni;
Bu bir bayrak yarışıdır…
Bayrağı kardeşime devrediyorum…
Hayırlı uğurlu olsun, Allah utandırmasın diye başlar.
Bazen hüzünlü, bazen buruk, bazen gözyaşlarının ağır bastığı, gurur ve heyecan veren törenlerdir bu törenler.
Bizdeki bayrak yarışları, daha törenler başlamadan dedikodularla başlar ve her zaman olduğu gibi o meşhur, “gelen gideni aratır” hikayeleriyle çalkalanır.
Gidenin arkasından konuşanların prim yaptığı,
Yeni geleni yere göğe sığdıramayanların el üstünde tutulduğu,
Gidenin arkasından ağlayanların, üzülenlerin takibe edilip kara listelere alındığı günler başlar!
Neden mi?
O kurumda, o işletmede, o siyasi teşekkülde bayrağı devralan, kısa bir süre sonra, hemen yeni bir sayfa açar.
Bazen o sayfa, ilk gün, ilk konuşmada açılıverir.
O yeni açılan sayfada, duygusal konuşmaların yanı sıra, kendisine görev tevdi edilen insanın geçmişte yapılanlardan, oldukça yüzeyden bahsetmesi, hatta hiç söz etmemesi hemen dikkat çeker!
Bizden önce, buraya bir çivi çakandan Allah razı olsun denerek teslim alınan bu görevde, kısa bir süre sonra çakılan çivilerin yanlışlığı, eğriliği, yamukluğu iddia edilmeye başlanır.
Bayrağı devralan, kendisinden önce çizilen rotadan devam etmez.
Kendince bir rota tayin eder. Yeni açtığı beyaz sayfanın başına, bu bir milattır diye süslü bir ifade yazarak, geçmiş geçmişte kaldı babından, o güne kadar elde edilen başarılardan özellikle kapak dahi kaldırmaz!
Kendinden önceki insanın geçmişteki başarıları, üç gün önce görevi devralan insanı nasıl rahatsız edebilir?
Mesela, aynı siyasi partiden gelen, Belediye Başkanlarında, bu yaklaşımı bariz bir şekilde görebilirsiniz.
Parti aynı parti,
İktidar aynı iktidar,
Lakin, Başkanlar bayrağı devraldıkları ismi sehven mi unuturlar?
Unutmuş gibi mi yaparlar?
Yeni Başkanın ekibi, unutturma konusunda fazla mı mahirdir?
Orası da sizlerin takdirine kalmış!
Anlayacağınız, yeni bir beyaz sayfa açıldığından, eskisinin hükmü yokmuş gibi davranılması, galiba bayrak yarışının şanındandır!
İstisnasız bütün siyasi partilerin İl ve ilçe Başkanlarının bu bir bayrak yarışıdır diye başladıkları seremonilerde, birçok kez çokta farklı olmayan yaklaşımlar sergilenmiştir.
Devlet kurumlarında ki görev değişimleri sırasında ve sonrasında da, aynı şeyler göze çarpar.
Bu durumu, “ Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” diyerek, zevahiri kurtarmaya çalışmak bazen bir hayli zor, hatta imkansızdır.
Bugüne kadar;
Temcit pilavına dönen,
Ve hatta, temcit pilavı konusuna rahmet okutan,
Yeni bir beyaz sayfa açmalar,
Bu bir milattır demeler,
Taşın altına elini koyma, gövdesini koyma, yüreğini koyma nutukları,
Her bayrak yarışı söylemiyle başlayan törenlerde,
“ Eyvah! Yine aynı bildiğimiz şeyler söylenecek, adamı niye aldılar ki” benzeri konuşmalara sahne olur durur.
Önemli olan, bizlerin bu söylemlere neden bu denli bayıldığımız!
Bayrak yarışında, bayrağı devralmak denen o duygu, hemen birçok insanın başından geçmiştir. Kendisiyle barışık,
Kendinden önce yapılan edilene saygı duyan,
Kendisinin yapmadıklarını, açmadıklarını dahi, ben yaptım deme cüretini göstermeyen,
Benden önce ne yapıldı diye küçümsemeyen,
Ne yapılmış ki diye yapılanları hafife almayan,
Bizden önce hiçbir şey yoktu, ne olduysa ben yaptım,
Biz yaptık demeyen,
Gani gönüllü,
Kadirşinas, hatır-gönül bilen,
Kendinden önce görev yapanlara teşekkür etmeden konuşmasına devam etmeyen,
Önemli bütün açılışlarda bayrağı devraldıkları insanlar hayatta değillerse onları anmadan,
Yaşıyorlarsa çağırmaktan ve onlarla yan yana oturmaktan mutlu olan insanlar,
Bayrak yarışının hakkını veren insanlardır.
Büyüklerimiz vefa duymayana, vefa göstermeyene, kimse vefa göstermez, adını, sanını anmaz derken, bu türden konulara işaret ediyorlar.
Bu şehre bir çivi çakandan Allah razı olsun dedikten sonra, kendinden öncekileri her daim hayırla yad edenlere, ananlara, hatırlayanlara, unutmayanlara ve unutturmayanlara ne mutlu!