Başkan Akyürek'i dinlerken!
Admin
Başkan Tahir Akyürek'i, Mevlana Hoşgörü, Barış, Kültür ve Sanat Derneğinin Hoşgörü Sohbetlerinin 41’incisinde bir saatten fazla bir süre dinleme imkanı buldum.
Gençlik yıllarından bu yana hayatı sohbetler, seminerler ve konferanslarla geçen Akyürek, o dönemlerin izlerinden yürümeyi seviyor!
Akyürek, şehirlerin bir ruhu olduğunu, o ruhla nasıl tanıştığını, en iyi öğreneceği yerde yani İstanbul'da öğrenmiş!
En büyük Başkent'ten, Anadolu'nun Başkenti olan kendi şehrine geldiğinde, kendi şehrinin de ruhunu birçoklarından önce yakaladığı anlatımına ve sözlerine yansıyor.
Başkan Akyürek'in adeta dün gibi anlattığı Rüstem Paşa Medresesi, Kubbealtı Cemiyetine gidip-gelirken dinlediği o devrin meşhur isimleri, Akyürek'in hayatını ve dünya görüşünü değiştiren mekanlar ve insanlar olmuşlar.
"Şimdi geriye dönüp bakıyorsunuz, şu anda Belediye Başkanlığı yapıyorum. O dönemlerde ne elde etmişseniz, ne kazanmışsanız, bilgi adına ne biriktirmişseniz, ne öğrenmişseniz onları harcayarak yürüyorsunuz.
" derken samimiyetini ve vefasını ortaya koydu Başkan Akyürek!
Aynı zamanda, ulaşılamayan, ulaşılması zor, bunu kendisinin mi istediği, yoksa çevresinin mi, görüşmek isteyenlerle arasına kalın duvarlar ördüğü yıllardan beri tahlil münakaşa yapılan bir Başkan profiline sahip!
Yazdığımız birçok konunun ona ulaşmadığı, ulaştırılamadığı gibi düşünceler çok yaygındı.
Hoşgörü sohbetinde bu konuya girdi. Başkan olduktan sonra gördüm ki diye başladı ve devam etti;
"Her konunun üzerinde tartışılıyor, çalışılıyor ve hiç kimsenin gözü kapalı değil. Dünya hayatında hiçbir çözüm yüzde yüz bir çözüm değil. Mutmain olma diye de bir şey yok. Yazar, şair en güzel yazdıklarım yazamadıklarım demiş ya. Aslında bizim yapamadıklarımız, en güzel yaptıklarımız. Her şeye yetişemiyorsunuz. İmkan bulamıyorsunuz. Fırsat bulunamıyor, fırsat üretilemiyor. Bazen acımasızca eleştiriliyorsunuz!"
Anlaşılan o ki, bir şekilde hakkında yazılanlardan, çizilenlerden, konuşulanlardan habersiz değil!
İç dünyası oldukça duygusal, samimi ve içten bir Başkan dinledik o akşam.
Dinledik lakin, sohbet bitti, diyen gitti,
"Aramızda dağlar var!"
gibi durulmaya devam edilirse, kopukluklar, iletişimsizlikler, seneden seneye görüşmeler devam ederse, siz bizi, biz sizi nasıl tanıyabileceğiz, nasıl anlayabileceğiz sayın Akyürek?
Tesadüfen mi?
*****
Başkan Akyürek, sohbetinin bir bölümünde oldukça ilginç bir konuya değinmişti
Bu konu onun 4. dönem tekrar aday olup olmayacağının bir göstergesiydi adeta.
"Sonunda, görevi devrederken, en önemlilerini yapamadık diye bir dosya teslim edeceğim benden sonra görev alacaklara. Şunlarda programınızda olsun, eğer kabul ederseniz diyeceğim!"
Ne anladınız?
Tamam mı, devam mı?
Hoşgörü Sohbetinin başında,
"Hakikaten karşımda bir jüri oturuyor gibi"
demişti.
30-35 dakika kalabilirim diye bir süre koysa da, 1 saat 32 dakikaya uzadı o süre!
Şehir ve Başkan dediğimiz açılım, hoşgörü ile başlamalı, hoş görü ile devam etmeli ve hoşgörü ile sürdürülebilmeli!
Başkan şehrini karış -karış biliyor, tanıyor ve seviyor sevgili okurlar.
Şehrin dilinden yani kültüründen, dokusundan, kokusundan, şehri şehir yapan unsurlardan derinlemesine haberdar!
O gün duygu yüklü, insanı hislendiren ve duygulandıran cümlelerle süslemişti sohbet konuşmasını;
"Konya, her alanda çıkışını devam ettirmesi lazım. Sadece şehircilikte, sadece sanayide, sadece tarımda, sadece sporda değil, her alanda! Üniversitesiyle, eğitimiyle.
Kalkınma dediğiniz şey;
Tek kollu…
Tek kanatlı…
Tek yönlü olmuyor…
Topyekün olması gerekiyor!
Bizimde acizane söylemek istediğimiz bu Sayın Akyürek, tek kollu, tek kanatlı, tek yönlü olmuyor. Bir olmak, birlik olmak, beraber olmak, ayrı-gayrı olmamak, konuşmak, tanışmak, barışmak gerekiyor!