Bahar Mevsiminde Bağa Gel
Admin
■ Dedin ki; “Bahar mevsiminde bağa gel. Bağ gülmekle neşeler içindedir. Orada aydınlıklar var, şarap var, güzeller var. Senin bulunmadığın yerde bütün bu güzellikler ne işe yarar? Senin bulunduğun yerde de, bu güzellerle benim işim ne? Sen varken başka güzellere güzelliklere bakabilir miyim?
(Hz. Mevlana)
***
Nisan’da baharı ancak ayak seslerini duymuştuk. baharı tam olarak Mayıs da solumaya başladık. Kürersel ısınma, mevsimleri ve ayları etkiledi; biri birinin içine girdi. Mart, kazma kürek yaktırdı. Nisan da kış karları yağdı, yolda kapandı. Gelişen koşullar nedeniyle Mayısa da güvenmiyoruz
“Acaba kışa evrilir mi, diye.
...
Erişti nev-bahar eyyâmı, açıldı gül-i gülşen
Çerâğan vakti geldi lâlezârın dîdesi rûşen
Çemenler döndü rûy-i yâre reng-i lâle vü gülden
Çerâğan vakti geldi lâlezârın dîdesi rûşen
Açıldı dilberin ruhsârı gibi lâleler güller
Yakıştı zülf-i hûban-veş zemîne saçlı sünbüller
Nevâsâz olmada bin şevk ile âşüfte bülbüller
Çerâğan vakti geldi lâlezârın dîdesi rûşen
Güfte: Nedim Beste:Arif Sami Toker
Makam: Nihavent Usûl: semâî
Mevsim bahara evrilirken, yağmur taneleri de yeryüzüne karşı selama durur. Ağaçlara özsuyu yürür. Tomurcuklar çiçeğe, güle dönüşmenin sancısı ve heyecanı içindedir.
Her yaşın, kendine özgü güzelliği olduğu gibi her mevsimin de çekici yönleri var, bu doğanın sunduğu değişmez yasadır. Öz olarak diyorum ki; en süslü, en görkemli, en şiir, en çoşkulu, en umut dolu bir mevsim içreyiz.
---
Ama yağmurmuş yağıyormuş,
Yazdığım satırları sel almışmış
Cebimde 25 kuruşum kalmışmış
■ Ne çıkar...
Bahar geldi bahar geldi bahar
Bahar geldi ulan!
Tomurcuklandı içimde kan!
(Nazım Hikmet)
...
■ Bahar; insanın çocukluğuna başkaldırması, isyan etmesidir. Bütün kadınların küçük bir kız, bütün erkeklerin küçük bir oğlan çocuğu olduğu, birlikte "yaramazlık" ettiği mevsimdir. Havada dolaşan bu nedensiz sevinç yaramazlık isteğinden başka bir şey değildir. (Nietzsche)
---
■ Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.
Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: ´Sıkıntılar duradursun!´
Şairliğimle yetinir,
Avunurum. (Orhan Veli Kanık)
...
Her bahar doğa gençleşir, kişioğlu ise - yaşlanır. “Bahar yorgunluğu” dediğimiz de bizim baharla uyumsuzluğumuzdur. Oysa Sevgi bahar gibidir; izin istemez Bahar, Türk ve Acem şairlerinin esin kaynağıdır Mevlana’nın şiirlerindeki güllerin açması, havanın mis gibi kokması bahar esintilerine koşut bir nitelemedir. Mevlana’da bahar algısı doğanın dirilişidir. Baharla birlikte sema ayinlerini Çelebi Hüsameddin’ in Meram’daki bağına taşıyan Mevlana, şiirlerinde herkesi baharın gelişini karşılamaya çağırmıştır;
■ Kutlu bahar, dost elçisi çıkageldi; sarhoşuz, âşık’ız, mahmuruz, kararımız yok. Bağ ve bahçeler kıştan kurtuldukları için sana şükür selamları gönderiyorlar. “
■ Ağaçlar kış günleri siyahlara bürünmüş matem elbiseleri giymişlerdi, çok ağladılar feryat ettiler de, sonunda güldüler ve açıldılar.”
...
Mevlana baharı seyretmeyi, can gözü ve gönül kulağı ile dikkat kesilmeyi önerir;
■ Toplamak için önce el kol salmak gerek, sonunda kol açıp oynayışta da topladıklarını serper, döker saçar. Yaratıcı, bahçede meclis kurdu ki, kuşlar, çalgılar gibi aferin demeye, nağmelerle ötüşmeye koyuldu.
■ Üveyk, kekliğe nerdeydin şimdiye dek der; o da, hani bir yer var ya der, orada ne mekan var, ne oturan, oradaydım.
Şahin, doğana der ki: Bu güzelim avları yokluktan kim avladı da yeryüzüne getirdi?
■ Gönül gözün dehlizidir; gönüle ne gelirse oradan göze gelir de bir şekle bürünüverir.
■ Sümbülün başı, sağa sola eğilmede; solunda bahar yelleri, sağında reyhanlar.
Mevlana’ya göre bahar ibret sahnesidir.
■ Bahar mevsiminde sevgilinin yüzünden uzak olunca, bayram benim ne işime yarar? Yiyip içip zevk u sefa sürmem neye yarar? De ki, sevgili olmayınca bağlarda bahçelerde yeşillik, çiçek yerine dikenler bitsin, bulutlardan yağmur yerine taş yağsın.”
■ Ey can! Bağ var bahar var, uzun boylu servi var. Biz bu güzel yerden, bu çevreden başka bir yere gitmeyiz. Ey can! Yüzündeki örtüyü aç, kapını kilitle. Şimdi bir biz varız, bir sen varsın. Eve gelince bomboş!
...
Her mevsimin kendine özgü bir güzelliği vardır ancak bahar başkadır. Baharda doğa canlanır, ağaçlarda özsuyu harekete geçer. Renk cümbüşü başlar, mavi, yeşil, eflatun, erguvan tüm renkler şaha kalkar. Bahar düğün dernektir; vuslattır.
...
Farsça Nevruz sözcüğün Türkçesi yeni gün demektir; Türklerin ortak kültürüdür. Orta Asya Türklerinden başlayarak Kazakistan ve Azerbaycan'a dek uzanan coğrafyada Nevruz resmi bayram olarak kabul edilmektedir.
Nevruz’u siyasal ve ideolojik açıdan istismar etmek ona gölge düşürmektir. Nevruz bahara “hoş geldin! demek ve özgürlük ve dirilişe selam durmaktır.
---
Nevruz, doğanın yeniden canlanışını kutlamak olduğundan, soylar bağlamında sınır çizmek de mümkün değildir ve olmamalıdır.
Nevruz bir gelenektir. Ayrıca doğaya dönük dinlerden 'Animizm' ve 'Şamanizm'de yer alır.
İnanış göre, baharla birlikte doğa yeniden canlanmaktadır. Hıdrellez şenlikleri de bahar kutlamalarının bir halkasını oluşturmaktadır. ---
İran’da Nevruz’a yılbaşı nitelemesi yapılır ve tatil günü de sayılır.
Nevruz, Alevî-Bektaşî topluluklarında bayram olarak kutlanır; 21 Mart Hz. Ali'nin doğum günü ve Hz.Fatma ile evlenme yıldönümü olarak da kabul edilir. Bu yüzden Nevruziye adı verilen şiirler yazılmış, besteler yapılmıştır. Geçmişte Nevruz geceleri ateşler yakılır, üstünden atlanır; böylece günahlardan arınıldığına inanılırdı. Gece ile gündüzün eşitlendiği ve baharın başladığı bugün; ölen doğanın yeniden canlanışını dile getirdiğinden eski çağlardan Nevruz şenliklerle anılıyor.
---
Cümbüşüne başladı yıldızlar gökyüzünde
Karları eridi Takkeli Dağın.
Beni yaşamaya bağlıyor sımsıkı
Yeşil yeşil gülmesi toprağın.
El etseniz avucunuzda yıldızlar
Hem içiniz gün kadar aydınlık.
Sonra bir rüzgâr esiyor kardeşim
Ilık mı, ılık.
(A.Rıdvan Bülbül)
...
Ünlü Ergenekon Destanı, yenki gün (yeni gün/nevruz)'de meydana gelir. Orta Asya'dan İran'a, Azerbaycan'a ve Anadolu'ya kadar uzanan büyük coğrafyada Nevruz, yılbaşı ve baharın başlangıcı olarak kabul edilir. Sünnî ve Şii Müslüman inancına göre Nevruz'un dinî bir özelliği yoktur. Ancak, kırmızı, sarı ve yeşil, Nevruz'un renkleri sayılır. Bu renkler T-Türk devletlerinin bayraklarına da yansımıştır.
---
Göktürkler döneminden Osmanlı'ya kadar bu renkler Türklük sembolü olarak kullanıldı.
Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun bayrağı yeşil-sarı-kırmızı renkleri taşıdı. Kırgız Türklerinde Nevruz gününün, Mart ayında olduğu ve yeni yılın ilk günü anlamına geldiği ifade edilir. Bu günde "Nouruz Köcö " denilen özel bir yemek yapılır. Kazak Türkleri, Kırgız Türklerinin yaptığı aşı pişirirler. Özbekistan'ın Semerkant, Buhara, Andican taraflarında, Nevruz günü başlayan törenler bir hafta kadar devam eder. Tacikistan'da Nevruz Mart ayının başından, 21 Mart gününe kadar baharın gelişini ve tabiatın canlanmasını karşılamak amacıyla kutlanır.
---
Yol derseniz kısalmaya hazır
Gurbet aradan kalkar isterseniz.
Yem olma korkusu yok balıklarda,
İyiliklerin annesi, deniz.
Erkek karınca dişisiyle sarmaş dolaş,
Bütün sevgiler ulu mavilikte.
Bu mevsim Tanrının nasibi bol
Kırlangıç da memnun, böcek de.
(A.Rıdvan Bülbül)
...
Türkmenistan'da Nevruz’da karşılıklı ev ziyaretleri yapılır, kutlama iletileri yayınlanır. Azerbaycan'da her yıl Mart'ın 21ve 23'ünde, Nevruz bayramı büyük törenlerle kutlanır. Mezarlık ziyareti yapılır. Ziyaretlerde, helva pilav ve yiyecekler yoksullara dağıtılır
---
Nevruz; Karapapaklar'da Nevruz, Kırım Türklernde Navrez (gündönümü); Batı Trakya Türklerinde Mevris, Makedonya ve Kosova Türklerinde Sultanı Navrız, Gagauzlarda İlkyaz bayramı adıyla ortak coşkular içinde ve geleneklerle kutlanmaktadır. Bağımsızlıklarını kazanan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi diğer Türk cumhuriyetlerinde ya da Türk topluluklarında “Türk Hürriyet ve Diriliş Günü- Ergenekon Bayramı” resmi devlet törenleriyle kutlanır.