Admin

Artık yaraları sarma zamanı!

Admin

15 Temmuz darbe teşebbüsü ve sonrasındaki gelişmeler tabiri caizse kırılma noktası oldu sevgili okurlar.

15 Temmuz neleri test etmedi ki...

Güven kavramı belki de en baştaydı...

Bundan sonra, bir çok kurum, bir çok yönetici, yoğurdu dahi üfleyerek yiyecek!

En güvendikleriniz sizi, en umulmadık bir anda, derdest etmeye kalkarsa bu işin içinde işler var demektir.

Roma'nın hakimi Sezar, ilk hançeri kendisine saplayan evlatlığı Brutus'e ne demişti?

Sen de mi Brutus?

Brutus'ler tarih boyunca hiç eksilmedi...

Bizde ki Brutus'ler büyük oranda Emir Subayları arasında çıktı. Yani paşaların en yakınında olanlardan.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Emir Subayı da Brutus çıktı. Sayın Abdullah Gül'ün Emir Subayı da!

Belki hançer vurmadılar, ancak, yaptıkları iş en az hançerlemek kadar alçakçaydı!

Ülkenin birliğine ve bütünlüğüne kasteden,  alçakların, namussuzların ve hainlerin affı olmamalıdır!

*****

En zedelenen kavramların bir başka yelpazesinde ise liyakat ve işi ehline verme konusu bulunuyor. Bu kavramların oldukça hırpalandığı görülüyor.

Görevden alınanların, gözaltında olanların, tutuklananların sayılarına bakıldığında, geçmiş dönemlerde kimlere ne görevler verildiği, onlara yer açmak içinde kimlerin biçildiği çok daha net ortaya çıkıyor.

İki bin yılıyla başlayan KPSS'nin şu anda af edilecek, hoş görülecek bir yanı olmadığı da gözler önüne serilmiş durumda.

Derin yaralar nasıl sarılır bilemiyorum, lakin haksız yere görevden alınanların, mevki ve makamını kaybedenlerin kayıpları telafi edilebilir diye düşünüyorum.

Özellikle Milli Eğitim'de bu yaralar çok daha derin!

Devlet kurumları, iş dünyası, ekonomi dünyası düne kadar kendini en akıl almaz bir şekilde bağlayan bağlardan kurtulduğuna göre, artık yoluna devam etmeli.

Liyakat ve işi ehline teslim etme kavramı, 15 Temmuz sonrasının getireceği en gerçekçi ve akılcı bir açılım neden olmasın?

Bugüne kadar, liyakat ve işi ehline teslim etme konusunda kendimizi bildik bileli neler söylenmedi, neler yazılmadı ki...

Liyakat her dönemin dillerden düşmeyen kavramıydı.

İşi ehline vermek, ehline teslim etmek gibi kavramı ise uçura-uçura, bir türlü bir yerlere konduramadık.

Yazık ettik...

Milletimizin içinde kapanmayan en hazin hicran yarası ise KPSS oldu! KPSS gibi bir seçme sınavını bazı kesimlere öncelikler tanınan bir konuma getirdik. Belgelere, şikayetlere, bulgulara itibar etmedik. KPSS, elinde diploması olan insanları küstüren, bezdiren, aldığı puanlarla bir yere giremeyen on binlerce gencimizi mağdurların mağduru etti. Bugün her hanede en az bir tane KPSS mağduru bulunuyor.

Öte yandan, sorular kendilerine verilenler, soruların tamamını yaparak, binlerce insanın önüne geçtiler, büyük hak gasplarına neden oldular.

Bugün bunlarla ilgili gerçekler yazılmaya başladı. Neye yaradı?

Askeri Okullara alınmalar, özel sınavlar, seçmeler yoluyla bu ülkenin zeki çocukları yıllarca engellendi.

Sınav sorularının çalınması, verilmesi, şikayetlerin göz ardı edilmesi, dikkate alınmaması, ülkemiz gençlerinin ümitlerinin kaybolmasına neden oldu.

Özel sınavlar yoluyla, bu ülkenin bir çok zeki öğrencisi girdikleri sınavları kaybettiler.

Haksızlıkların yapıldığı söylemleri dikkate alınmadı…

Gençlerimizin hayalleri yıkıldı,  mağdur edildiler.

Liyakat sahibi bir çok insan, değişik kumpaslarla görevlerinden alındı, yerlerinden yurtlarından edildi. Ölenler, uzun süre haksız yere hapis yatanlar, neden sonra aklananlar, kırgın gönüllerden oluşan insanlara dönüştüler!

15 Temmuz, bu pencereden bakılarak, kırgın gönüllerle barışma, barış yolunu arama, gönüllerini alma, kendilerine iade-i itibar yolunun açıldığı bir tarih olmalıdır.

Bir olmak, beraber olmak, yaraları sarmak, barışmak, kol kola girmek zor değil, imkansız hiç değil sevgili okurlar.

Yazarın Diğer Yazıları