Admin

ARKA YOLLAR!

Admin

Yollar üzerine öncelikle şairlere kulak verilmeli. Yollar, umutla beklenenlere misal teşkil etse de, olmayan, yapılamayan, genişletilemeyen, virajlarına müdahale edilemediği için adı ölüm yoluna dönüşen yollarımız az mı?

Aşık Veysel, “ Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece / Bilmiyorum ne haldayım / Gidiyorum gündüz gece” diye başlamış o güzel şiirine.

Faruk Nafiz Çamlıbel, “Han duvarları” şiirinde şöyle anlatmış yolları, “Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık, / Yalnız arabacının dudağında bir ıslık! /Bu ıslıkla uzayan, dönen kıvrılan yollar, / Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar”

Bizde yol hikayeleri vardır…

Yol türküleri, yol şarkıları söylenir her tarafta.

“Ömür biter yol bitmez” diye deyimler gelir aklımıza…

“Yola gidenin halini Allah bilir” dememiz meşhurdur.

Yola bakmak, yollarını gözlemek, gözleri yollarda kalmak, yola düşmek, yola koyulmak, aynı yolun yolcusu olmak gibi neler söyleriz, neler!

*****

Yol var, yol var denmiş. Halk arasındaki ifadesiyle, torpilli yollar, öncelikli yollar, bakımı düzenli yapılan yollar var.

Biz, bu yollardan;

Arkada kalan,

Hatta en arkalarda,

En arka sıralarda kalan,

Göz ardı edilen,

Mecburiyet hasıl olmadan hatırlanmayan,

Akla gelmeyen, getirilmeyen,

Unutulmuş gibi davranılan yollardan bahsetmek istiyoruz.

Mevzu yol olunca,

Arka yol var,

Arkanın arkası yollar var,

En arka da kalan yollar var!

En arkada kalan yolların bulunduğu bir yerdeyseniz,

Ne yaz mevsimi doğru düzgün geçer, ne de kış mevsimi.

Göz önünde olmayan yollardır arka yollar.

Bu yolların sokakları, caddeleri, çıkmazları, kaldırımları, parkları ve bahçeleri de arkada kalmıştır.

Gözün arkada kalmasın derler ya…

Bu deyim, biraz buruk, biraz hüzünlü, biraz da teselli babından bir deyimdir.

Arka yolları olan semtlerimiz ve mahallelerimizde öyle…

Arka yollar, kadersiz yollardır…

Yamalı asfaltlar…

Tümsekler…

Çukurlar…

Nedense, çalınan, alınan ve kaybolmaya mahkum rögar kapakları…

Daracık kaldırımlar!

Bu yollarda bulunur hep!

Bu yolların içinden geçtiği, mahalleler uzak mahalleler, şehrin, merkez ilçelerin arkaları, en arkaları…

Arka mahallelerin, fazla gidilmeyen, gelinmeyen, bilinmeyen arka yolları, arka caddeleri olarak anlatılırlar.

Yani Büyükşehir Yasasına göre, Merkez İlçelere bağlanan kadim köy olmaktan, kadim kasaba olmaktan çıkarılmış, eski ışıltısı ve pırıltısı kalmamış yeni mahalle konumunda olan yerleşim yerlerimiz onlar.

Prestijli caddelere sahip değiller!

İki kat asfalt dökülmüş, Avrupai havası olan caddelerle tanışmaları da, oldukça zor bir ihtimal!

*****

“Orda bir köy var uzakta / O köy bizim köyümüzdür / Gitmesek de, gelmesek de / O köy bizim köyümüzdür” dörtlüğünü alın, köyden mahalle yapılan yerleşim yerlerine uyarlayın;

“Orda bir mahalle var uzakta / O mahalle bizim mahallemizdir / Gitmesek de, gelmesek de / O mahalle bizim mahallemizdir.”

Diye yeni bir dörtlük çıkar ortaya.

O mahallelerin her biri, arka yolların, merkezlere bağlandığı arka mahalle oldular!

Dar bir yol…

Bakım öylesine…

Hatırlamak, hatıra geldiğinde…

Yolun yamanması, asfalt dökmek gibi gelir dökenlere…

Arka yollarla bağlanmış kadim köylerimiz, kadim kasabalarımız eskiyi yad eder durur sessizce…

Arka yollarla bağlanmışsanız, merkezlere, bir cazibe merkeziniz bile olmaz.

Keşanlı Ali Destanında güzel bir anlatım vardı.

Ne mi diyordu;

Sinekli dağ burası…

Şehre tepeden bakar…

Ama şehir uzakta…

Masallardaki kadar!

Bizim yeni mahallelerin en büyük lüksü, mezarlık duvarı, küçük bir park ve arka yollarla yapılan Belediye Otobüs seferleri galiba.

Yazarın Diğer Yazıları