Admin

Allah'ın aşkına nasıl bir kalp taşıyorsunuz?

Admin

Doğu ve Güneydoğu’da şehirlerimiz tehdit altında. Gaziantep’te mahalle düğününde kalabalık arasına karışan canlı bomba kendini patlatıyor 51 günahsız can düşüyor toprağa.

Elazığ’da Emniyet Müdürlüğü yakınında patlayan bomba da 5 şehit, yüzden fazla yaralı, bina savaştan çıkmış gibi.

Terör, hiçbir şehriniz güvenli değil demeye getiriyor.

Kanlı oyun her gün bir başka yerde, akla hayale getirilmeyen, bu kadarda olmaz denilebilen mekanlara pusu kuruyor.

Yollara tuzakladığı bombalarla, kalabalıklar arasına kolayca salıverdiği canlı bombalarla, karakollara, güvenlik kuvvetlerinin geçtiği yollara,  hedef aldığı askeri ve emniyet binalarına namlusunu çevirmiş her gün can almaya, kan dökmeye, vahşet sergilemeye devam ediyor.

Artık;

İçimiz yandı!

Kahrolduk!

İçimiz kan ağlıyor!

Kanları yerde kalmayacak!

Döktükleri kanda boğulacaklar!

Gibi kanıksadığımız sözler insanları tatmin etmiyor.

Türkiye, bu vahşetin sorumlularını döktükleri kanda ibreti alem için göstere göstere boğmak zorundadır.

Devletimizin bunun üstesinden gelecek gücü dünde vardı, bugünde var, yarında var olacaktır.

Ancak millet olarak anlayamadığımız, akıl-sır erdiremediğimiz, Doğu ve Güneydoğu’dan gelen şehitlerimize karşı göstermiş olduğumuz tutum ve davranıştır.

Şehitlerimizin Mısır’ın Mursi’si kadar, Rabia’sı kadar da mı değeri yoktur?

Daha dün Rabia demek bayrak demektir, vatan demektir gibi saçmalıklar, abartmalar, boyundan büyük, haddini aşan cümleler kuruluyordu!

Mesela şehrimizde, Konya şehidini unutma diyemeyenler, Rabia’yı unutma demekten kendilerini alamadılar!

O Mısır ki, bir tek gün, bir şehidimize yanmadı…

O Mısır ki, bir sefer olsun, bir şehidimizin adına bir fidan dikmedi!

Oysa biz Mısır için ağladık, çırpındık, yandık, birde orman diktik!

Kendi şehidine yanamayanlar, Allah’ın aşkına nasıl bir kalp taşıyorsunuz?

Şehirlerimize şehit cenazeleri gelmeye devam ediyor!

15 Temmuz tarihini takip eden günlerde Demokrasi meydanlarında, demokrasi nöbetleri tutan yüzbinler neredesiniz, nerelerdesiniz?

O insanları demokrasi meydanlarına davet eden, camilerimizden okunan

“selalar”

neden okunmaz?

Ellerinde Türk bayraklarıyla meydanlara koşan on binlerce insan neredeler?

Nerede o bayraklarla süslü konvoylar?

Nerede o sabaha kadar korna ve klakson çalan binlerce araç?

Sabahlara kadar naklen yayın yapan Televizyonlarımız nerede?

Maile nöbet tutmaya geldik diyen aileler neredesiniz?

Nerede o dev sahneler?

Elinden sabah ezanlarına kadar mikrofon düşmeyenler neredesiniz?

Demokrasi nöbetindeyiz diye, duyurmadığınız eş-dost, paylaşmadığınız takipçiniz kalmayanlar telefonlarınızın şarjı mı bitti, nerelere kayboldunuz?

Elazığ yanıyor!

Gaggoşların başı sağ olsun demiş geçmişiniz ekseriyetiniz!

Gaziantep yangın yerine dönmüş, Antep Gazi’dir, gereği her ne ise yapar diye yazmış geçmiş

bazılarımız!

Hakkari’den, Şırnak’tan, Bitlis’ten, Van’dan, Ağrı’dan geçtiğimiz günlerde gelen haberleri bilmeyen yok.

Duyarsızlık, samimiyetsizlik, isteksizlik gibi anlaşılmaz, anlam verilemeyen, saçma-sapan bir algı meydanlarda kol geziyor.

Böyle saçmalık, böyle algı, böyle üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi, boş gözlerle etrafı seyretmenin adı vurdumduymazlık algısı ise yazıklar olsun o algıya…

Yazıklar olsun kılı bile kıpırdamayan bizlere!

Bu konuyu daha öncede dile getirmeye çalışmıştım.

Demokrasi meydanlarında, yüz bini aşkın insan nöbet tutarken, şehrimizin Mevlana Meydanında ki dev sahnede, elinden mikrofon düşmeyenlerden hiçbiri,

“Ey Konya! Şehidimiz var, sizleri yarın şehidimizin cenazesini kaldırmaya, şehit yakınlarıyla birlikte olmaya çağırıyorum!”

demedi, diyemedi.

O günlerde Konya, kaç şehadete eren evladını cennete uğurladı haberiniz var mı?

Garip ve mahzun bir şekilde kaldırıldı şehit cenazeleri…

Bu vebal, kolay taşınacak, bir vebal değil sevgili Konyalılar!

15 Temmuz öncesinde ve sonrasında, şehit olan askerimize ve polisimize karşı göstermiş olduğumuz duyarsızlıkta, ülke olarak hepimize ağır bir vebaldir!

Yazarın Diğer Yazıları