Ağabey!..
Admin
Başbakanlı şehir olma özelliği avuçlarının arasından kayıp giden Konya, yeni oluşum için papatya falına bakmaya başladı!
Bu papatya falına Bakan niyetine baktığını söyleyelim.
En azından bir tane!..
O da yetmez iki tane!..
Niye olmasın üç tane, diye coştu gidiyor!
Tabi ki bu arada kimlerin Bakan olup olmayacağı ve isimleri de gündemde!
Başbakanlı şehir olmayı anlamak gibi bir derdimizin hiç olmadığını da, bu şekilde hep beraber, hep birlikte görmüş olduk!
Başbakanlı şehir olma özelliğinin kaybedildiği gerçeğini kimse dikkate bile almadığı gibi, bu işe sevinenler oldu.
Seviniyorlar çünkü!
Bu sevinme
Anadolu'nun kasaba politikası
geleneğidir.
Konya bu takıntısını bir Başkent olmasına rağmen üzerinden atabilmiş değil!
Öyle olunca da, mesele öncelikle karınların şişinin inmesi meselesi oluyor.
Yani, iç hesaplaşma...
Yani, eline fırsat geçenin alamadığı ne kadar ah varsa bir-bir alması!
Bunu dört gözle bekleyenler, telkin edenler, insanları kışkırtanlar, zaman, zemin ve fırsat kollayanlar var!
Bu olaylar, bu beklentiler ve sonrasında ki yaşananlar hemen her siyasi parti için yarım asrı aşan bir süredir yapılmaya devam ediyor!
Bu görüntü, kendine hoşgörü şehri denilen şehrimize yakışan bir görüntü değil.
Lakin, bundan vazgeçmeye, geri adım atmaya da kimsenin niyeti yok!
Bu dönem kol kırılır yen içinde kalır düsturu, düstur manzumesinin ilk maddesi olarak yazılacak!
Konya, Başbakanlı bir şehir olarak, hayalleri olan, hayallerini tahakkuk etme yolunda kenetlenen, bir araya gelen şehir görünümü vermişti.
Yerli Otomobil Fabrikası gibi, Milli Tüfek gibi, Lojistik Merkez gibi, Akdeniz'e inme hayalini daha ön sıralara alarak gerçekleştirmek gibi bir gayret vardı.
Tabi birde Metro gibi dev bir proje!
Şehir koşmaya başlamıştı ki...
Dur denildi, bekle denildi!
Bugün konuşulanlar neden durduk, neden bekliyoruz değil!
Kim nereye gelir?
Kim kime ne der?
Kim kime ne eder?
Kim kalır-kim gider?
Gibi alakasız, gündelik, zaman öldüren, zaman kaybettiren, dur kavramını durmaya ve beklemeye devam et haline dönüştüren konular!
Bu hale ne denir diyenler için söyleyelim. Bu hale, şehrin Başbakansız kalma hali deniyor!
Koşan şehre zaman kaybettirenlerin, böyle daha iyi oldu diyenlerin, şehrin şevkini kıranların eline ne geçtiğini dileriz bir düşünen ve sorgulayan çıkar!
O düşünene, o düşünür ve gereğini yapar denilene Konyalı,
“Konya’nın Abisi”
yani "
Ağabey"
diyor!
Ağabey, vatandaşımızın deyimiyle,
“tabiri caizse şeytan taşlamaktan”
kendini kurtarabilir, şehrin koşmasına yüzünü çevirebilirse,
"Şen ola Konya şen ola!"
diyeceğiz inşallah!
Konya hemen her dönemde etrafında toplanacağı, gözünün içine bakacağı, bütün işleri organize ve koordine eden bir
ağabey
profilini kabullenmiş bir şehir.
Her yeni dönemde sorulan ilk soru,
Konya'nın ağabeyi
kim olacak, kim olmalı sorusu.
Bu sorunun cevabı Konya için, Bakanlıktan çok daha önemli.
Çünkü,
Ağabey
anahtar hükmünde.
Kapısı çalınan ilk kişi.
İlk danışılan, ilk görüşü alınan güvenilen, itimat edilen bir isim.
Konya,
Ağabey'in,
Vekil olmasa da, vekilden çok daha tesirli ve etkili olduğuna inanır.
Başbakan ve Cumhurbaşkanı nezdinde de, hatırı olan ve kabul gören bir isimdir.
Konya'nın Ağabeyi
olmak, bir yerde şehrin karar mekanizmalarının da bizatihi içinde olmaktır.
Ankara'ya ulaşsanız da, her makamla görüşemezsiniz amma, Ağabey bir şekilde bütün makamlara ulaşabilen, sözüne itibar edilen, makamlar nezdinde mutemet ve güvenilir biridir.
Bu soru neredeyse karşılığını buldu sevgili okurlar.
Dedem Korkut misali boy boylayıp, soy soylamayacak lakin, eline taşı aldığında, fırlatmasına gerek kalmadan, her şey kendiliğinden hallolacak. Geçtiğimiz hafta adı da, rüzgarı da gerekli mesajları verdi-geçti her yöne!