Adım adım Avrupa'ya
Admin
Konyaspor artık alıştırdı bizi iyi sonuçlara.
2016 yılının nerdeyse 4’te 1’ini geride bıraktık ve yenilgiyle tanışmadık.
Eski adıyla 1. Lig şimdiki adıyla Süper Lig’de geçirdiğimiz 15 sezon içinde böylesine bir tabloyla hiç karşılaşmamıştık.
Genelde düşmeme mücadelesiyle geçen sezonlar ve adrenalin dolu maçlar kaderimiz olmuştu.
Aykut Kocaman’ın gelişiyle birlikte sanki takıma sihirli bir dokunuş oldu.
Öyle yüksek bütçeli bir takımda kurulmadı aslında.
Hatta ligin en ekonomik kadrosu biz de diyebiliriz.
Kesinlikle tesadüflere bağlanamayacak ancak araştırılması gereken bir başarı yaşıyoruz.
4-5 sezon önce kapısına kilit vurulması düşünülen bir kulübün kısa sürede kat ettiği mesafeyi bir düşünün.
Bence ‘Tez’ konusu olacak bir durum Konyaspor’un bu başarı hikayesi.
Konyaspor, Avrupa’nın önde gelen liglerindeki takımları bile gerisinde bıraktı son dönemdeki bu çıkışıyla.
***
1 hafta içerisinde son derece zorlu 3 maçtan alnımızın akıyla çıktık.
Önce küme düşme hattındaki Mersin’i deplasmanda 2-0, ardından kupada Beşiktaş’ı 1-0 ve son olarak ligde Trabzonspor’u 2-0 ile geçerek 3 büyük galibiyete imza atan yeşil-beyazlılar, iki kulvarda da yoluna kayıpsız devam etti.
Ligde üçüncü sıraya kurulmamız, kupada da yarı final başarısı koltuklarımızı kabarttı.
Yakalanan başarı spor kamuoyunda büyük takdirle karşılanırken, bazıları için ise durum çok farklı seyretti.
Özellikle kupada oynadığımız Beşiktaş maçını yayıncı kuruluş mikrofonlarına anlatan spiker arkadaşımız ve maçı yorumlayan Ömer Üründül hadlerini biraz aştılar.
Stadyumda olduğum için maçı televizyondan izlemedim.
Gelen tepkilerin ardından uzun özette duyduklarım taraftarımızın tepkisine katılmamı sağladı.
Tamam Beşiktaş sizler için daha önemli, yorumlarınızın çoğunu reyting hesaplarıyla yapıyorsunuz ama bu kadarda taraf olduğunuzu belli etmeyin.
Adam nerdeyse Meha’nın golünün ardından, milli maç anlatan spiker edasıyla ‘Golü yedik’ diyecek hale gelmiş.
Bu kadar da güç sevdalısı olmayın ve işinizi adam gibi yapın yada yapmaya çalışın.
***
Trabzonspor maçına geçersek.
Rakibin konumu itibariyle tansiyonu yüksek bir maça çıktık.
Çok sayıda eksiği olmasına karşın Trabzonspor kesinlikle küçümsenemeyecek bir takım.
Bunu maç içerisinde de fazlasıyla gösterdiler zaten.
Hücumsal anlamda daha etkili bir maç çıkarttığımızı söyleyebilirim.
Hakem iki taraf içinde kritik hatalar yaptı.
Biraz futbol şansı ve biraz rakibin beceriksizliği sayesinde maçı zorda olsa kazandık.
Avrupa Kupalarına katılma yolunda rakiplerimizin nerdeyse tamamının puan kaybını böylelikle iyi değerlendirdik.
Şimdi 5’i deplasman 10 maçımız kaldı.
Ligdeki 7 maçlık yenilmezlik, son 3 maçtaki galibiyet serisiyle çıkacağımız Gaziantep maçı da çok zorlu bir deplasman olacak.
Bu maçın da kazanılması halinde hedefe çok yaklaşacağız.
Ardından Başakşehir ile sahamızda oynayacağım final niteliğinde bir maç bizi bekliyor.
Galatasaray’ın Avrupa yasağı almasıyla büyük bir şans yakaladık.
Sezon sonunda gerekli sıralamayı yakalayıp bu şansı iyi değerlendireceğimizi düşünüyorum.
***
Gelelim istek ve dilekler bölümüne.
Stadyuma kaçak girişlerin yapıldığını biliyorum.
Özellikle güvenlik görevlilerinin bu girişlere göz yumması açıklanamaz bir durum.
Hemen hemen her maçta yanıcı ve patlayıcı cisimlerin kol gezdiği tribünlerde, görevlilerin asıl işlerini bırakıp eşini-dostunu stadyuma sokma çabası içine düşmesi düşündürücü.
Son Trabzonspor maçında tribünde bulunan biletli taraftar sayısı da kaçak girişin hangi noktalara taşındığını gösteriyor.
Açıklanan rakamla bizim gördüğümüz taraftar sayısı arasında en az 2-3 bin fark var.
Maçlara kombine veya bilet alarak gelen binlerce taraftara karşı yapılan bu haksızlığa artık ‘dur’ denilmeli.
Kulüp idarecilerinin bu konuyu dikkate almalarını bekliyorum.
Bir diğer konu da son yıllarda sürekli olarak İstanbul takımlarına karşı ‘Bizans’ tabirinin kullanılması.
Kupada son oynadığımız Beşiktaş maçında da buna şahit oldum.
Belki düşünülmeden yapılıyor ama peygamber efendimizin övgüsüne mazhar olan o güzel şehre ‘Bizans’ demek aslımızı inkar etmektir.
1453 yılındaki büyük fetihten sonra Bizans diye bir şey kalmamıştır.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın önderliğinde yok edilen bir imparatorluğu, 3 İstanbul takımıyla özleştirerek yeniden canlandırmak hiç hoş bir durum değil
Tribünlerimizin ve taraftarımızın bu hassas konuda daha dikkatli olmalarını bekliyorum.