Adaleti ve İnsafı Öğrenmek
Admin
■ Kime şu 5 saadet verilmiş ise, tatlı yaşayışın dizgini de onun elindedir; 1-Vücut sağlığı,
2- Güven, 3- Rızık genişliği, 4- Feragat duygusu, 5- Vefalı arkadaş
. (Molla Camii)
***
Ünlü düşünür Horasan’lı Molla Camii, günümüzde de geçerli doğruları dile getiriyor;
“Adaleti ve insaf öğren! Yurdunu korumakta geçerli olan küfür ya da din değil, adalettir. Dünyanın düzeni içinde adaletin dini yoktur. Dini olan kötü hükümdarın zulmünü de adalet engeller. Hükümdarın yakın dostlarının, ağırbaşlı iyi düşünceli olmaları gerekir. Şaklabanlardan hiç bir hükümdara hayır gelmez. Bilginlerin dudaklarından dökülen her nükte mücevherdir. Göğsünü mücevher hazineleriyle süsleyen insana ne mutlu!
Engin gönüllü kimselerin hikmetleri de cevherle doludur. Aklın varsa hazinelerden faydalan, onlardan uzak kalma!”
---
İran kökenli düşünür Molla Caminin asıl adı Nureddin Abdurrahman bin Ahmet’tir;
1414’doğdu,1492’de yaşama veda etti.
Molla Camii, Arap Edebiyatı ve felsefede derinleşerek İran'ın büyük bilginlerinden biri oldu. Tasavvuf felsefesi içinde önemli bilginlerden sayılıyor. Medrese eğitimi aldı, Ali Kuşçu ile birlikte matematik konuları üzerine yöneldi. Döneminde allâme (her şeyi bilen, büyük bilgin) sayıldı. Felsefe alanındaki çalışmalarının yanında çok bilinmeyen etkili Arapça şiirler yazdı, bu arada musîkiyle de ilgilendi. Yusuf ile Züleyha ve Leyla ile Mecnun adlı şiirleri özellikle ses getirdi.
İran klasik şairlerinin sonuncusu sayılıyor.
---
Molla Cami, tasavvufa yöneldiği gibi Nakşi şeyhleriyle birlikte sufilerle de iletişim içinde
bulundu. Şeyh Ahrar, Abdullah Ansari, ve Sadedin Kaşgeri başta olmak üzre sufî düşünürlerin yolunu izledi. Bu bağlamda Kitabı Nefahat-ül-üns Nakşîliğin ve tasavvuf felsefesinin kaynaklarından birini oluşturuyor.
Molla Cami tasavvuf düşüncesinin derli toplu hale getirilmesinde, tasavvuf düşünürlerinin yaşamlarının yazılmasına katkıda bulundu.
İbn Arabi'nin zor anlaşılan düşüncelerinin açıklanması, sufiler, kelamcılar ve düşünürler arasındaki farkların, bu arada özelliklerinin belirginleştirilmesine dönük çalışmalar yürütü.
Mevlana Celaleddin Rumi - Feridüddin Attar
gibi tasavvufa düşünce yönünden katılması dahil olması ve bu alana felsefe düzeyinde katkıda bulunmasından dolayı Molla Câmî tasavvuf bilgeleri arasında yer aldı.
...
Molla Camii, İnsanlara bir şeyler öğretmek, doğru yola yöneltmek amacıyla “Baharistan" adındaki yapıtını 1400 yılında yazdı. Dikkat çektiği konu ve sorunlar yaşadığımız süreçte sözcük değişikliğiyle gündemde yer alıyor.
■ Padişah, çevresindeki leşleri kartal gibi gözlemelidir! Böyle yapmazsa, leşleri görmezse, biraz çıkar için gagalarını bilemiş akbabalarla çevrelenmiş bir leşe döner.
■ Cömert huylu bir hükümdar senin bir suçunu anlarsa, gerçeği ondan gizlemeye çalışma, özür dilemekten gocunma. İnkâr yoluna asla sapma, çünkü gerçeği inkâr, ikinci bir günahtır! Suçu gizlemek, özür dilemeyi bilmemek, o suçu işlemekten büyük bir suçtur.
■ Ey hükümdar, kudretli insan! Kullarına para vermekte de asla kıskanç davranma. Böyle hareket edersen cimrinin hırsını dindirirsin. Canını güvene almak için malını telef et. Bazıları senin malın için canını telef etmek ister, sen onlara fırsat verme!
■ Ey babayiğit! Yiğitliğin iki koşulu var. Bana iyi kulak ver, doğrusunu dinle!
Birincisi
; her dakika yüzlerce eksiğini gördüğün arkadaşların suçlarını bağışlamak,
İkincisi;
sonradan pişman olacağın ve özür dilemek zorunda kalacağın işi yapmamaktır.
---
Molla Cami'nin, "şaka-latife" adı altında toparladığı anlatılardan biri de şöyledir;
Bir bahar günü arkadaşlarla gezme, manzara seyredip hava alma ve eğlenme amacıyla kıra gittik. Çok güzel ve hoş bir yerde oturup soframızı kurduk. Uzaktan bir köpek soframızı görerek hemen yanımıza geldi. Arkadaşlardan biri yerden taş alarak onu ekmek verir gibi köpeğin önüne attı. Köpek önüne atılan şeyi kokladı ve geri dönüp gitti. Sonra ne kadar çağrıldıysa da aldırış etmedi, gelmedi. Orada bulunanlar dona kaldı. Biri, konuştu;
“ Neden geri gelmedi biliyor musunuz, köpek kendi kendine şöyle düşünmüş ve demiştir ki; bu adamlar hasislikten ve açlıktan taş yiyor. Bu gibi adamlardan ne hayır gelir? Sofralarında ne umulur ve ne yarar beklenir?
Molla Cami'nin hissesine gelince;
Efendi, sofrasını kurdu mu sevinir keyfeder. Sofrada uzaktan ya da yakından başkalarının da payı vardır. Ne yazık kedinin nasibi, hissesi yakından sopa; biçare köpeğin kısmeti, payı da uzaktan taştır.
Bu hisse günümüzün fotoğrafı sanki...
---
Molla Cami'den altın öğütler;
■ Kötü kimse, başkalarının ayıplarını saymak isterken, kendini dile getirir.
■ Seven o kimselerdir ki, sevgilisinden ne kadar düşmanlık görse yine de dostluğunu artırır. Sevgilisinden başına binlerce sitem taşı gelse, onlar aşk binasını sağlamlaştırır.
■ Bilim, sana zararı oldukça kazanmaya çalış sana gerekli olmayan bilgileri elde etmeye uğraşma, zorunlu bilgiyi kazandıktan sonra onunla amel etmekten başka şey isteme.
■ Üç zümreye, üç şey çirkin düşer: Padişahlara sertlik, bilgelere mal sevdası, zenginlere ise cimrilik.