'Vuslat Yine Mi Kaldı Güzel Fasl-I Bahara'
Admin
Her kar yağışında sıkça anımsarım;
■ İlk kar yağdı bahar yakındır demek!”
Bu dizeler, beni aynı zamanda Liseli yıllarıma götürür, nostalji kimi zaman bir pınar olur, şırıldar durur; kimi koşularda film şeridi örneği yaşam kesitleri gözler önünden kayar ve gider. Kar, Anadolu yorgandır. Kar, bir bakıma kartpostal güzellik olmakla birlikte, bettir ve berekettir.
...
■ Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.
(Ahmet Muhip Dranas)
...
Kar yağdı mı ulaşımda ve eğitimde aksamalar olur; buna karşın, haritalardan silinme tehlikesi içinde bulunan göl, gölet ve diğer su kaynaklarımız yeniden ayağa kalkar. Dileriz, Akşehir, Soğla başta olmak üzere, bölgemizdeki öteki göl, gölet ve akarsular ayağa kalkar, uygarlık çağında kuraklığa kafa tutarız.
...
Kar-kış, edebiyat dosyamızın da rengi ve zenginliğidir. Şarkılar, türküler ve şiirler nostalji demeti sunarlarken, ressam fırçaları da ”beyaz”a yöneliyor. Küresel ısınma, kışları da aldı götürdü. Hatta, “Nerede o eski kışlar?” özlemi içinde olduğumuz da bir gerçektir. Oysa, geçmişte, ne kışlar olurmuş, bunlar kış gibi kışlar. İstanbul’da 1620 yılında kış olmuş ki deniz donmuş, Neşati de hemen tarih düşürmüş;
“Emr-i hak ile İstanbul'da olan kış bu sene
Belki Dünya duralı olmadı bu resme şitâ
Lâfzanü ma'nen ana dedi Neşati târih
Meded dondu soğuktan bin otuzda derya.
...
Firak da, vuslat da, gurbette olsa, kış ıslığını çalar durur. Ancak, gurbet ellerdeki kış, daha dokunaklı, kar daha duygusaldır.
Yahya Kemal’in Varşova’da Büyükelçi iken yazdığı “Kar Musikisi” şiiri yankılanıyor;
■ Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu;
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.
Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanburi Cemil Bey çalıyor eski plakta.
...
Kar, berekettir, su kaynaklarını besler; bolluk olur; kayak sporunu canlandırır. Kar, çocukların sevincidir, kardan adam yapar, kartopu oynarlar. Kar kart postal manzaradır, doğa beyaz giysisini örtünür. Kar, beyazlığın yansımasıdır; aynı zamanda romantizmin kişi ruhuna işleyen beyaz aydınlığıdır.
Şiirler, öyküler, türküler, şarkılar...
Gökyüzünün çiçekleri kar tanelerini şiir ikliminde anlamak yaşamak gerek; kar-kış, şairlerin, yazarların ve diğer sanatçıların sürekli ilham kaynağını oluşturmuştur;
Penceremden karşı dağlara bakıyorum, kar yağıyor, hafiften.
Kendimi Şevki Beyin hüzzam şarkısına kaptırıyor, dalıp gidiyorum;
■ Kış geldi, firak açmadadır sineme yare
Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahara
Bari bulayım söyle de sen derdime çare
Vuslat yine mi kaldı güzel başka bahara?
...
■ Doğanın yasaları bizim yaptıklarımızdan her zaman daha akıllıcadır.
(Montaigne)
■ Doğa ne garip şeyler yapıyor. Bir bakıyorsunuz genç omuzlar üzerine yaşlı bir kafa koymuş, bir bakıyorsunuz seksen kışın altında çarpan gencecik bir yürek.
(Anonim)
■ Kışın sıcakta oturmak isteyenler, yazın terlemek zorundadır.”
Jacobsen
■ Tabiat bir aynadır, hem de aynaların en parlağı. (
Dostoyevski)
■ Tabittan ayrılma, mutluluktan ayrılmadır. (
S. Johnson)
■ Düşen bir çığda, hiçbir kar tanesi kendini olup bitenden sorumlu tutmaz.”
(
Winston Churchill)
■ Tabiat gençlere kuvvet, yaşlılara hikmet vermiştir. (
Aristoteles)
■Başına dolu yağan dünyanın 4 bucağını fırtına içinde sanır.
(Montaigne)
■ İnsanı daha az değil tabiatı daha çok severim.
(Lord Byron)
■ Tabiat boşluktan nefret eder. (
Pascal)
■
Tabiat, çok defa pislikleri bir güzellik duvarı ile çevirir.
(Shakespeare)
...
■ Sen karşıma her özlediğim anda çıkarsın;
İzmir’de çıkar, Kars’ta çıkar, Van’da çıkarsın
Hiç böyle vefa görmedi alemde hakikat,
Yollar kapanır, sen yine fincanda çıkarsın
.(Bekir Sıdkı Erdoğan)
...
“
Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın.”
(Sezai Karakoç)
...
Kar olgusu, edebiyatımızın renklerinden ve zenginliklerindendir. Nufus kimliğinde “şükür Konya yazılı” bizim Bekir Sıdkı Erdoğan’da, kar falına bakıyor;
“
Sen karşıma her özlediğim anda çıkarsın;
İzmir’de çıkar, Kars’ta çıkar, Van’da çıkarsın
Hiç böyle vefa görmedi alemde hakikat,
Yollar kapanır, sen yine fincanda çıkarsın.”
...
Metin altınok’tan bir kar şiiri;
“Kar var yaşadığımız günlerde.
Umutsuzluk çevremizi kuşattı,
Kıtlık kıran gündemde.
Yine de ele güne karşı,
Özenle saklıyorum yüreğimde
Sana duyduğum aşkı,
Dört yanım kar içinde.”
...
Murathan Mungan’dan “Kar prensesi”; “ne duello kanunları, ne görünmez kelepçeler tabiatı keşfeder
kutuplarından ekvatoruna
kendin indir doğal afetlerini
haritanı sağlamlaştır
anıların ve geleceğin için
iki kişi olana kadar yaz kendini
biri emekli bir hayalet
shakespeare sonesi
öteki, mahzun şiirlerin yedek yolcusu
bir kar prensi
Döndüğünde orada olacağım Karlı fundalıklarda bekleyeceğim seni.”...
Kar- kış içerikli şiirlerim;
Kar yağanda melül, mahzun olurum
Uçarı gündüzlerde yitirdim seni.
Geceler içinde yeniden bulurum
Hatırlasam deli olurum
Hatırlamasam edemem
Hatırlarım.
...
Yağan kara bakıyorum sokak ortasında
Karlı dağlara bakıyorum umudum üşüyor
Yolları sorarsanız dağlarla kardeş
Takvimlere bakıyorum tedirgin
Olduğuna bırakıyorum günleri
Kolumdaki saate bakıyorum ikide bir
Fotoğrafına bakamıyorum.”
…
Baharı özlüyorum diz boyu kar içinde
Gerçek şu ki, dört mevsimde çiçeksin
Besbelli, kış sonrası bahar da gelecek,
Ama, sen gelmeyeceksin.”
...
Memesiz kalmış çocuklar gibi ağlar
Karların altında toprak ana.
Ağaçlar bir mahzun, kuşlar neşesiz,
Uzun ve efkârlı gecelerin beyaz karanlığında, büyük yalnızlık içindeyiz.
(A.Rıdvan Bülbül)