Admin

'Uzun ince bir yoldayım!'

Admin

Rahmetli Aşık Veysel,

" Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece / Bilmiyorum ne haldayım / Gidiyorum gündüz gece"

demiş ya.

Yola çıkan, yolda kim varsa görür derler. Derler de, ne kadarı doğrudur bu sözün. Yolda kar yağar, tipi çıkar, yağmur kırbaç misali yağdıkça saklanacak bir saçak altı ararsınız, şimşekler öyle bir çakar ki, ellerinizle yüzünüzü ve kulaklarınız kapatırsınız. Rüzgarın adamı yoldan alıp uçuracak şekilde esmesi insanı sağı-solu göremez hale getirir.

Öyle bir yolda, ne yolcu görünür, ne atlı!

Görmeniz gerekeni göremezsiniz o anlarda!

O anlarda kimse kimseyi göremez. Herkesin can derdine düştüğü o anları yaşayan bilir denmiştir.

Yola çıkmadan, yolu görmeden, yolun resmine bakıp, anlatılanlardan hisse kapmaya çalışıp yolun edebiyatını yapanlar, oturdukları yerde yol destanları yazanlar, ne bilsinler yolu!

Ah edebiyat ah!

Yolun ezasını, cefasını, hakikatini yazanlar, yazar terki dünya ettikten sonra kıymete binerde, oturduğu yerden yol üstüne yazanların yazdıkları okunma rekorları kırar, dizi olur, film olur! Yola çıkacağım diye konuşanlar destanlaştırılır da... Yol üstüne destan yazanlar dikkate bile alınmaz!

Gerçek ve yaşanmış yol hikayeleri şöyle bir anlatılır geçer. Arada falanca-filanca yol hikayeleri yazmıştı, programlar yapmıştı, gerçekten güzel şeylerdi o yapılanlar denir sadece! Çoğu kez yol hikayeleri yazanların adı bile hatırlanmaz!

Yolun başında kürsüleri parçalayanlar, yola çıkmak için burada toplanmış bulunuyoruz diye nutuk çekenler, yol dedi, yola çıkıyoruz dedi, yolun kıymetini biz biliriz dedi, yol bizi bilir, biz yolu biliriz dedi diye haklarında övücü, göklere çıkarıcı neler yazılmaz neler!

Yol üzerinde yürüyen yolcuyu bilir. Niyeti halis mi değil mi, attığı adımlardan hisseder.

Yola çıkan eğriyi-doğruyu görür. Doğruyu-yanlışı tespit eder, yol herkesin niyetini ortaya koyar.

Yol hayatın ta kendisidir.

Dostunuzu, arkadaşınızı, yola çıktıklarınızı yolda anlarsınız, yolda çok daha iyi tanırsınız.

Yol, yolun sahibine aittir. Biz insanlara ait olmadığını anlayıncaya kadar birde bakarsınız ki, bizim için yol bitmiştir. İşte onun için, benim yolum, senin yolun, onun, yolu, şunun yolu, ötekinin, berikinin yolu olmaz.

Yol anlatımları insanların kendi ifadeleri, kendi yaklaşımlarıdır. Bu yaklaşım yolu değil, insanın bizatihi kendisini bağlar!

Sevgi, muhabbet, bağlılık insanları sevdiklerinin, saydıklarının, değer verdiklerinin yolunda olduğunu söyletir.

O yol insani değerler açısından başlı başına ayrıcalıklı bir yoldur.

Sevenlerin, bağlananların, inananların, gönül verenlerin yoludur çünkü.

Yol vefadır anlayana. Sevgidir, hoşgörüdür. Muhabbettir.

Yolun sonu diye bir şey yoktur. Ömür biter yol bitmez diye onun için söylenmiştir. Yolda yürüyen, pişman olan, küsen, darılan, incinen, karar değiştiren, fikir değiştiren, geri dönen, tali yollara sapan, tali yollarda kaybolan, bir türlü ana yola dönemeyenler vardır.

Yol bahttır, tahttır, talihtir, şanstır insan için!

Hem tuzaklarla doludur. Hem de insanı şevke ve heyecana getiren olayların habercisidir. İnsanın o yolda karşısına ne çıkacağı belli değildir.

Yol bir anlamda kaderdir insan için. İnsan kaderine doğru yürür o yolda. Kader kaç bilinmeyenli bir denklemdir bilen olmaz. Matematiğiniz yüz üzerinden yüz de olsa da, çözemezsiniz bu denklemi.

Yolun yazı, yolun kışı, yolun güzü, yolun baharı ayrı ayrı özelliklere sahiptir derlerde yolda kim var, kim yok bilmek için yola çıkmak, yolda olmak, yolda yürümek, yolda ilerlemek lazım gelir!

Yola düşmek bizden bir tabirdir. Biz yola düşeriz, çünkü yola düşmek, yola çıkmaya cesaret etmek demektir. Yol bilinmeyendir. Onun için yola çıkmışın, yola çıkmışların, yola birlikte düşmüşlerin dostluğu ve arkadaşlığı bir başkadır. Yol yüründükçe, yolun halleri ortaya çıkar. Yol demek meşakkat demektir. Yol demek sabır demektir. Yol demek tahammül demektir.

Yola düşüldüğünde o yolda kim var, kim yok, dost-düşman, hısım-hasım, içten pazarlıklı, fitneci, sadık, yol şartlarını kendi lehine çevirmek isteyen belli olur.

Yol mihenk taşı gibidir.

Yola çıkan, yola düşen, ilerledikçe, virajlara, dönemeçlere, yokuşlara, inişlere, kıvrımlara, uçurum kenarlarına, tatlı eğimlere, dağlara, tepelere, ovalara, yol üstündeki köprülere, soluklanacak duraklara ulaştıkça yol sizi tanır, siz de yolu!

Bu konuda en güzel sözlerden biri

"Yolunuz açık olsun!"

sözüdür. Hayat, Aşık Veysel'in dediği gibi uzun ince bir yoldur, yolunuz, bahtınız ve şansınız açık olsun sevgili okurlar!

Yazarın Diğer Yazıları