Admin

'Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten'

Admin

■ Allahü teâlâdan, ihlâsla şehitlik isteyen, yatağında ölse de şehit olur. (Müslim)

■ Şehit, ölüm acısı duymaz. (Beyhekim)

***

Demokrasimiz uçurumun kenarından döndü. Zafer bütünleşik halkımızındır. İktidarıyla muhalefetiyle, halkıyla birlik ve bütünlük dayanışması içinde Kurtuluş Savaşından sonra bir destan daha yazdık şükürler olsun.

...

Bu vatan, bu halk , bu iman gerekirse daha nice destanlar yazamaya hazırdır.

Bu Vatan sevgisi, özgürlük, uygarlık, farkındalık bilinci ayakta oldukça iç ve dış düşmanlarımız hiçbir süreçte istediklerine ulaşamayacaklar

“Vatan Sevgisi İmandandır.”

...

Neler yapmadık şu vatan için

Kimimiz öldük.

Kimimiz nutuk söyledik

(Orhan Veli Kanık)

...

Hep ayakta, uyanık ve diri olacağız, ve diri olacağız ve unutmayacağız ki;

Su uyur, iç ve dış düşmanlar uyumaz...

...

Vatan senden hayat umar,

Sen yaşarsan o canlanır.

Vatan için ölmek de var,

Fakat borcun yaşamaktır.

(Tevfik Fikret)

...

Demokrasimizi kurtardık kurtarmasına da Güneydoğuda Terör belası yine korkunç dişi ve yüzünü göstermeye başladı. Daha önce vurguladığımız gibi analar yine ağlamaya, şehit cenazeleri yine gelmeye başladı;

“Şehitler ölmez, vatan bölünmez!”

Şehitleri binlerle ifade edilen coğrafyanın insanlarıyız. Cennet Vatanımızın toprakları onların kanlarıyla sulanmıştır. Şehitlerimiz bu vatanın manevi bekçileridir ve kutsal görevleri sonsuza değin sürüp gidecek.

---

Yine acı haber, yine gözyaşı;

■ Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Hakkâri Çukurca Taşbaşı köyü bölgesinde, bölücü terör örgütü mensubu teröristlerle çıkan silahlı çatışma esnasında yaralanan üç askerin daha şehit olduğunu açıkladı. Şehit askerlerin sayısı 8'e yükseldi. Bölgede süren operasyonlarda şu ana kadar 35 terörist öldürüldü.

...

■ Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz. (Bakara, 2/154)

---

Şehitin çoğulu “şüheda”dır. Yani, şehitler.

Şehit: Kutsal bir ülkü ve inanç, özellikle yurt için savaşırken ölen kimsedir.

Şehit olmak: Yurdu, ülküsü ya da inancı uğruna savaşırken ölmektir.

Şehit etmek: Yurdu, inancı ya da ülküsü için savaşan birini öldürmek.

Şehitlik (şahadet): Yüksek bir ülkü yolunda ölme, şehit olma.

Şahadet etmek: Tanık olduğu olayla ilgili olarak gördüklerini, bildiklerini söylemektir.

...

Kutsal dinimizde en yüksek mertebelerden biri de “şehitliktir. Tarihimiz şehit olma onuruyla yaşayan ve yaşatan insanlarla doludur. En çarpıcı örnekleri “Çanakkale ve Bedir Şehitleri”dir. İstiklâl Marşı şairimiz bu felsefeyi en güzel biçimde tarihe mal etmiştir: Çanakkale şehitleri için “Bedr’in Aslanları ancak bu kadar şanlı idi” diyerek milletimizin şehitlik anlayışını bayraklaştırmıştır.

...

■"Eğer Allah yolunda öldürülürseniz ya da ölürseniz, Allah’ın size lütfedeceği mağfiret ve rahmet onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. Ölseniz de öldürülseniz de Allah huzurunda toplanacaksınız. (3/157-158)

---

Hz. Muhammed’in Babası, Abdullah

Abdülmuttalib, annesi Âmine, Babaannesi, Fatıma, anneannesi Bere, süt annesi, Halime’dir. Halalar Beyzâ, Bera, Atike, Safiye, Erva ve Ümeyme’dir, amcaları

Haris, Zübeyr, Ebu Talib, Ebu Leheb, Kusem

Dırar, Mukavvim, Hacl, Hz. Hamza Hz. Abbas’dır. Teyzelerinin İsimleri Ferida ve Fahita’dır. İkisi de peygamberliğinden önce vefat etmişlerdir. Damatları ise Hz. Ali ve

Hz. Osman’dır. Eşi Hatice’den iki erkek, dördü kız altı 6 çocuğu dünyaya gelmiştir; Bunlar; Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah.

---

■ Dünya yaşamını ahiret yaşamı karşılığı

satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır sonra öldürülür ya da üstün gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz. (Nisa, 4/74)

...

Hz. Peygamberimizin babası Abdullah on yaşında iken şehitlik acısı yaşamıştı.

Hz. Peygamberin amcası savaşta şehit düşünce yetim kalmıştı. Baba acısını yüreğinde taşıyan küçük Abdullah gülmüyor, oynamıyor; oynayan çocuklara bakıyor ve hep ağlıyordu! Hz. Muhammed onu gördü; acıdı ve yanına yaklaşıp sordu;

“Evladım sen niçin oynamıyorsun ?”

Abdullah, başı yerde yanıt verdi;

“Benim babam yok ki”

“Kardeşlerin var mı?”

“Kardeşlerim de yok!”

Bu yanıtlar karşısında Hz. Peygamber de ağladı, sevgi ile başını okşayarak sordu;

“Sen Hasan ve Hüseyin’e kardeş olmak ister misin?”

Abdullah’ın gözleri parladı! Başını kaldırıp baktı, şaşırdı. Sevinçle yanıtladı;

“İsterim ya Resulallah!”

Tekrar sordular:

“Benim torunum olur musun?”

“Evet, hem de çok isterim.”

“Öyleyse sen benim torunumsun, haydi tut elimden bize gidelim!”

Birlikte eve geldiler. Abdullah mutluydu, yetimliğini unutmuştu. Hane-i saadette yemeğini yedi, güzel bir elbise giydi ve oyun yerine koşarak geldi. Sevinçten yerinde duramıyor “Peygamberimizin torunuyum!” diyerek neşeyle hopluyordu.

Diğerleri baktı ve gıpta ettiler;

“Keşke biz de yetim olsaydık da senin kavuştuğun onura kavuşsaydık!”

---

■Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın Onlar diri olup en yüce kattadırlar.. Allahın kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri müjdelerler. (Ali İmran, 3/169-170)

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten

Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma

Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten. ( Namık Kemal)

Yazarın Diğer Yazıları