Admin

'Türk var oldukça!'

Admin

"Türk var olduğu müddetçe, vatansız kalmaz" diyor Hz. Mevlana. Altaylardan Tunaya, Nil nehrinden Atlas Okyanusuna kadar üç kıtada dolaştı Türk Milleti.

Bir dönem Akdeniz Türk gölüydü, O devrin en büyük donanmasına sahip Venedik, Türklerden habersiz Akdeniz'de tahta parçası bile yüzdüremezdi.

En tehlikeli coğrafyalarda at koşturdu, yurt tuttu Türk Milleti, vatan toprağı yaptı, yüzlerce yıl o toprakları imar etti, mamur eyledi. Eşsiz sanat şaheserleriyle süsledi, donattı. Avrupa coğrafyasında yaşayan Türk izleri, o yüzyıllardan kalma!

Can verdiği, canından can kattığı topraklar vatan oldu. Asya, Avrupa ve Afrika'da devletler, beylikler kurdu.

Barışın, adaletin kalkanı olması, yeni fethettiği topraklara huzur ve sükun getirdi. Başlılara baş eğdiren, dizlilere diz çöktüren yapısı hiç değişmedi.

Bütün mazlum milletlerin, esaret altında inim inim inleyenlerin imdadına koştu.

Son büyük devletimiz olan Osmanlı kendisinden yardım isteyen bir çok ülkeye ve devlete yardım göndermekte tereddüt etmedi.

Esir düşen kralları, imparatorları bir sözüyle zindanlardan çıkartan, devleti sarsıntıya düşen Uzakdoğu sultanlarına destek gönderen, devletlerinin kurtarılmasına vesile olandır bu millet ve onun kurduğu hanedanlar.

Oğuz Boyunun lideri olan Selçuk beyin çocukları ve torunları önce Büyük Selçuklu'yu, sonra da Anadolu Selçuklularını kurmuşlardı. Pek az bildikleri coğrafyalarda savaşçılıklarıyla, cesaretleriyle, kendileri kabul ettirmeleriyle devletler kurdular.

1040'da Dandanakan'da Gazne Sultanı Mesud'u yenen Tuğrul ve Çağrı Beyler, Oğuzların bir anda prestijini yükseltmişlerdi.

Tuğrul beyin Sultan olması, onun ölümünden sonra ağabeyi Çağrı Beyin oğlu Alpaslan'ın amcası Tuğrul beyin yerine geçmesi tarihin önemli hadiselerinden biriydi.

26 Ağustos 1071'de Bizans İmparatoru Romanos Diogenes'in iki yüz bin kişilik dev ordusunu Malazgirt'te perişan eden, İmparatoru esir alan Sultan Alpaslan o devrin en büyük meydan savaşını kazanırken, Türk Milletine Anadolu kapılarını ardına kadar açıyordu.

Babası Çağrı Bey, Dandanakan'dan sonra defalarca Anadolu içlerine girmiş, bir anlamda oğlunun zafer yollarını açmıştı.

Malazgirt sonrasında Sultan Alpaslan, beylerinden Afşin beyi bir anlamda keşif gezisine göndermiş, Afşin Bey, İzmire kadar bütün Anadoluyu bir baştan bir başa yarıp, kılıcını denize daldırıp, geri döndüğünde Sultan Alpaslana denize daldırdığı kılıcını hediye etmişti.

Anadolu'nun gelecekte yurt olması, Kutalmışoğlu Süleymanşah'la başlar. Selçuk Beyin en büyük oğlu Aslan Yabgu'nun oğlu Kutalmış sultanlık üzerinde hak iddia ederek, Tuğrul beye isyan etmiş, ancak Tuğrul Beyin ani vefatından sonra, yerine geçen Sultan Alpaslan'la mücadele etmiş, mücadele sonunda hayatını kaybetmiş, kardeşi ve oğlu Süleymanşah Alpaslan'a teslim olmuşlardı.

Sultan Alpaslan'ın ölümünden sonra, Anadoluya yerleşen Oğuzların başına geçen Süleymanşah, Anadolu'yu gerçek anlamda şehir şehir fetheden insandır. Konya'nın fatihi de odur.

Türk Milleti vatan yaptığı toprakları savunma adına ya orada çarpışarak hayatını kaybetmiş, yada üzerine gelenleri püskürterek, dağıtarak, bir daha gelemez, yaklaşamaz hale getirmiştir, Anadolu coğrafyası merkezli devletler ve beylikler kurulması daha o zamanlarda mevcuttu. Danişmentoğulları, Çaka bey devleti gibi devletler aynı zamanda Selçuklularla birlikte hayatlarını devam ettirmişlerdi.

Hiç bilmediği Balkanlara, Avrupa yakasına ilk defa Sultan Murad'ın oğlu Süleyman Paşa zamanında çıkan Osmanlı, 1453 yılına kadar İstanbul'u çevreleyen ne kadar kale, ne kadar şehir, ne kadar üs varsa almış, İstanbul tek başına Osmanlı ile karşı karşıya kalmıştı. Balkanlarda fırtına gibi esen Yıldırım Bayezit Niğbolu'da öyle bir zafer kazanmıştı ki, o zafer Osmanlı'nın bundan sonra kazanacağı büyük zaferlerin adeta habercisi olmuştu. Varna, Kosova, İstanbul'un fethi, Otlukbeli, çaldıran, Ridaniye, Mercidabık, Mohaç destanlaşan zaferlerin ve olayların adıydılar.

Hz. Mevlana, yazımızın başına aldığım sözüyle ve devamında bakın neler söylüyor sekizyüz yıl öncesinden;

“Türk var olduğu müddetçe vatansız kalmaz. Bir hayâlden bile ürküp, kaçan her yufka yüreklinin işi değildir savaş.

Savaş Türklerin işidir, zayıf tabiatlıların değil!

Düşmanlığa kalkışacaksan, düşmanlık edebileceğin birisiyle savaş…”

Yazarın Diğer Yazıları