Admin

'ORUÇ, ÖZLEM ÇEKENLERİN GÖNÜLLERİNİ TAZELEŞTİRİR'

Admin

Önümüzdeki Pazartesi Ramazan başlıyor. Ramazan ayı sabır ayı, hoşgörü ayı, her birimizin kendimizi vicdanen gözden geçirme ayı.

Orucun;

Bedenimizle birlikte,

Gönüllerimize de,

Tarif edemediğimiz manevi bir rahatlama getirdiğini,

Neredeyse fark etmeyenimiz yoktur.

Hele ki oruç tutan kardeşlerimizin namazlarıyla, teravihleriyle on bir ayın sultanı olan Ramazan ayını ihya etmeleri ne güzeldir.

Gönül, içerisinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinin de bulunduğu bu aya özlem çeker, özler denilmiştir.

Ramazan ayı gelse de, şöyle yapsam, böyle yapsam diye karar alanlar bir ay öncesinden, kendilerini hazırlamaya başlarlar.

Üç aylar girdiğinde oruç tutmaya başlayan arkadaş ve dostlarımız, Ramazanı üç aylarla birlikte karşılarlardı.

Ramazan ayları ne yazık ki,

Hiçte hoş olmayan,

Oruca sığınarak,

Normalde o hal ve hareketleri yapmayacak olanların,

Hiç olmadık davranışlarla kalp kırdığına,

Olay çıkardığına,

Küfrettiğine şahit olduğumuz günlerin maalesef tekrar ettiği günlerle doludur.

Oruç zedelenmemeli, oruçtan kazanılacak sevap azalmamalı diyen din adamlarımızı dileriz bu Ramazan da olumlu yönde dinleyenlerin sayıları daha da artar.

*****

Bu ayda oruç tutan kardeşlerimiz, keşke çok daha fazla anlayışlı ve sabırlı olabilselerdi.

Evlerde, iftara yakın dakikalarda mutfağa dalan,

Ne pişirdiniz?

Hani çorba?

Hani şu?

Hani bu?

Diye mutfağı birbirine katan,

Evde hanım, kız, anne, kız kardeş,

Hala, teyze kalp kırmadık kimse bırakmayanların,

İftar sonrasında kırılan kalpleri tamir etmek için giriştikleri çabalar yeterli olabilir mi?

Sigarasızlıktan eve gelinceye kadar,

Herkese,

Her şeye çatan,

Bağıran,

Tartışan,

Pide alırken fırınlarda olay çıkaran,

Kendisini ikaz etmeye çalışan en yakın arkadaşlarıyla kavga eden tiryakiler,

Her Ramazanda benzer olayları yaşamaya, korkarım yine devam edecekler!

*****

Oruca özlem duyan, Ramazan ayının gelmesini adeta iple çeken her birimizin tanıdığı yakınlarımızdan, tanıdıklarımızdan, dost ve arkadaşlarımızdan o kadar çok insan var ki…

Dedelerimiz, Babaanne ve Anneannelerimiz ne güzel karşılarlardı Ramazan ayını.

Onların özlemi görülmeye değerdi.

Oruçluyken, sözlerine, davranışlarına çok daha dikkat ederlerdi.

Kalp kırmamaya özen gösterirken, kızmazlar, daha şefkatli davranırlar, hoşgörüleri de bir başka olurdu.

O devrin mahallelerinde, evinizin bulunduğu sokakta ki, komşularınızda da, ramazan ayında bugün kaybettiğimiz oldukça hoş hassasiyetler yaşanırdı.

Hoşgörü sokaklarda tur atar,

Oruca sığınmaya kalkanlar,

Mahallenin büyükleri tarafından ikaz edildiklerinde özür diler,

Bütün bir Ramazan ayı boyunca bir daha o türden hareketleri yapmazlardı.

O günlerde sevgi vardı, saygı vardı…

Küçük küçüklüğünü, büyük büyüklüğünü bilirdi.

Yapma evladım, bu yaptığın sana hiç yakışmadı gibi bir ikaz karşısında, kimse ne ses çıkarır, ne de ailesi oğluma, kızıma bunları söylemeye ne hakkın var demez, bilakis, o ikazı yapana evlatlarının önünde teşekkür ederlerdi.

Mahalle camileri, sıcacık, herkesin birbirini tanıdığı, vakit namazları ve teravihlerin hep birlikte kılındığı, namaz sonrasında manevi sohbetlerin, gönül sohbetlerinin yapıldığı mekanlardı.

İftar anlayışı bambaşkaydı. Mahallede imkanı olmayan, fakir-fukara komşulara, komşu evlerden Allah ne verdiyse, o gün evin hanımları ne pişirdiyse birer tabak yemek götürürdü çocuklar.

Ne yemek götüren çocuklar bu işten yüksünürdü, nede yemek gönderen hanımlar.

Eski mahallerde ki komşular akrabadan ileriydi.

Bütün çocukların doğdukları günü bilirler, sünnetlerinin, sözlerinin, nişanlarının, düğünlerinin ilk şahitleriydiler.

*****

Ramazan ayları, oruç tutmayanların, oruç tutanlara göstermiş olduğu anlayışlarla da dikkat çekerdi.

Mahallenin iki paketten fazla sigara içeni, asla sokakta sigara içmezdi.

Oruç tutanlara ayıp olmasın diye, anneler çocuklarının dışarıda bir şeyler yemesine ve içmesine müsaade etmezlerdi.

Oruç tutanlar, oruç tutmayanlara neden tutmuyorsun demezlerdi. Tutarsın inşallah, başlarsın inşallah diye öyle tatlı üslupları vardı ki, kimse onlara değil kızmak, gönül koymak dahi akıllarından geçmezdi.

Ramazan ayı ve oruç özlemle beklenirdi.

Hz. Mevlana diyor ki; “Oruç, özlem çekenlerin gönüllerini, canlarını öyle tazeleştirir ki, zavallı balığı bile su o kadar tazeleştirmez.”

Yazarın Diğer Yazıları