'Mevzubahis Vatansa Gerisi Teferruattır!'
Admin
■ Sıkıntıdan kurtuluşa giden gizli yol, o sıkıntının içindedir.(
Hz. Mevlana)
***
Mustafa Kemal Atatürk, dış politikamızın
ana eksenini yıllarca önce çizdi;
“Yurtta barış, Cihanda Barış!”
Bu özdeyiş aynı zamanda evrensel değer de taşıyor. Durduk yerde savaş isteyen başka topraklarda gözü olan bir ülke değiliz; hiç de olmadık. Bu aziz, kahraman ve Gazi Vatana göz dikenler çıkarsa o zaman durum değişir. İzlenen dış politikalar zemin-zaman ve koşullara göre yeniden değerlendirilir. Nitekim Atatürk’ün “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır'' sözünü iyi okumak ve algılamak gerekir.
Atatürk, demek istemiştir ki, Sakarya Savaşı sırasında, işgal altındaki ülkenin bir yanında oluşturulan savunma hattı yetersiz kalacak vatanın tamamı içine alınacak ve böyle savunma gerçekleştirilecektir Onun bu söylemi askeri dehasının somut ürünüdür.
...
Dünya dönüyor, koşullar sürekli değişiyor. Değişimleri dikkate alıp yorumlayarak Dış Politikamızda köklü bir revizyona gidilmesi zamanının da geldiği kanısındayız.
■ Ermeni sorunu güncelliğini korurken sancılı dönemin çok boyutlu ayak sesleri duyulmaktadır Entel olduklarını öne süren ukala bilgiçlerin (!) “ Tarihimizle yüzleşip soykırım varsa kabul edelim” yaygaralarının bizi felaketlere doğru sürükleyeceği ortaya çıkmaya başladı. Diyaspora ve hempalarının ağızlarındaki baklayı çıkarmak için sürekli fırsat kolladıklarını gözden ırak tutmayalım. Ermenistan Amerikan Üniversitesi’nde ders veren Vahram Matevosyan pusuda olduğunu gösterip baklayı ağzından çıkarıyor;
“Soykırımın tanınmasını iade ve tazminat takip etmelidir!”
Matevosyan daha sonra da tazminatın ne kadar olduğuna dönük ise şu bilgiyi veriyor;
“ABD’deki Worchester State University’ce hazırlanan ayrıntılı bir rapor var. Buna göre tazminat miktarı 43 milyar doları buluyor.”
Bu miktar hazinemizi zora sokacak hayali rakamdır ve bize göre de yok hükmündedir.
Dış politika ve uluslararası hukuk uzmanları, sorunun tazminatla bitmeyeceği, arkasından toprak isteklerinin geleceğini açıkça beyan etmektedirler. Soykırım söz konusu olmadığı halde soykırımı kabul etmenin Ulusumuzun başına ne denli çoraplar örüleceği ve belalar açacağını düşünmek bile istemiyoruz.
■ Bir de Eğe Denizinde 152 Ada konusu var. Lozan Anlaşmasıyla Türkiye’ye verilen adalara şu anda Yunanistan el koymuştur.
Yunanistan bize hep art niyetli davranmış; “Eli verirsek, kolu da isterler!” mantığı hep öne çıkmıştır. Entel ukalalar, uluslararası yasalara aykırı hak gasbına karşı seslerinin neden çıkarmıyorlar! Şuraya geleceğiz;
Bizim bizden başka dostumuz yok, üstelik içimizde ayrık otları da var.
...
Ortadoğu'yu sorarsanız karmakarışık; kaos yeni boyutlar eklenerek büyüyüp gidiyor. Komşularla da barışık değiliz, sorunlarımız tren yolları gibi uzanıp gidiyor. İşte böyle bir ortamda terör belası da canlarımızı almaya sür-git devam edip gidiyor,
...
Ne zaman zora ve dara düşsek, çıkmazlar kapımızı çalsa bir teselli kaynağımız vardır;
Atatürk olsaydı!
İç ve dış sorunlar kördüğüm olduğunda, çıkmaz sokaklarda yürüdüğümüzde, çaresiz kaldığımızda, “akil adamlar” aradığımızda
hep Atatürk’e çağrıda bulunuruz. Atatürk gerçekçiydi, abartıyı sevmezdi. Yandaşlara prim verme üslubu yoktu. Neyse oydu, Mevlana’nın deyişiyle “olduğu gibi görünen göründüğü gibi olan” bir kişilik sergilerdi. Atatürk “benim” demezdi, dediğim dedik, çaldığım düdükçü değildi. “Ben yaptım oldu” gibi çağdışı tek sesliliği ve düzeliği ters yüz etmişti; müşavereye, danışmaya önem verir, bunu her zaman ortaya koyardı.
...
Umutsuz muyuz, asla... Bu yüce Ulus ne zorlukları yenerek bugünlere gelmiş, her defasında “bahtı kara medarını yenecek” kişi ve kişiler çıkarmıştır. Ulusumuz birlik ve bütünlük içinde oldukça aşamayacağımız engel yoktur. Gelmiş, geçmiş ve şimdi ki yönetimler de bu konuda ödünsüz ve kararlı oldukları oraya koymuşlar ve koymaya da devam etmektedirler. Sözün burasında başa dönüp Atatürk’ten anımsamayı yineleyelim;
" Mevzubahis Vatansa gerisi teferruattır!"---
...
Vatan Şairi Namık Kemal’in dün söylediği ve bugünde geçerli söylemlerinden bir kesit;
Ne mümkün zulm ile bidad ile imha-i hürriyet.
Terbiyeana kucağından başlar; her söylenilen kelime, çocuğun kişiliğine konan bir tuğladır.
Köpektir zevk alan Sayyad-ı bi insafa hizmetten.
İnsan vatanı sever, çünkühürriyeti rahatı, hakkı vatan sayesinde kaimdir.
Kimsenin lütfûna olma tadip, bedeli cevheri hürriyettir.
Ne efsunkâr imişsin ah, ey dîdar-ı hürriyet; Esir-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten.
Vatanın bağrınadüşmandayamış hançerini
yok mudur kurtaracak baht-ı kara mâderini?
Vatan sevgisinden amaç toprağa değil, üstünde yaşayaninsanlara duyulan sevgidir.
Kimse takdir edemez âlemde
Kendi mahiyetini reyi ile
Münferit vasıta-i rüyet iken
Göremez kendini dide bile
(Kimse kendi niteliğini kendi görüşüyle algılayamaz. Tek görme organı göz olduğu halde gözün kendini göremediği gibi.)
Bazen fikirlerini de değiştirmelisin. Çünkü sen fikirlerinin kölesi değil, sahibisin.
Vatan, bize kılıcımızın ekmeğidir.
Yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya gelmek hüner değildir.
Barika-i hakikat, müsademe-i efkârdan çıkar.