Admin

'Kula vefası olmayanın Hakk'a vefası olmaz..!'

Admin

Ah vefa ah!... Seni nerelerde kaybettik acaba? Ne kaybettiğimizden, ne seni bulamadığımızdan, ne de sana ihtiyacımız olduğundan bihaberiz!

Vefa denen duyguyu karşımızdakine yıkma açıkgözlülüğümüz meşhurdur.

Aramadı ki!

Sormadı ki!

İnsan bir telefon açar!

Bir SMS atar!

Kapımızı çalar, nasılsın, iyi misin diye sorar!

Ey vefayı, vefasızlığa dönüştürmeye heves eden!

Sen ne yaptın?

Arayan oldun mu?

Soran oldun mu?

Meraklanan oldun mu?

Üzülen, düşünen oldun mu?

Dostlarını, dostum, arkadaşım dediklerini, vefa ile anmayana, hatırlamayana ne demek lazım gelir ki!

Vefa hatırlamaktır, hatırlanmaktır.

Güzel günlerin, güzel anların, sohbetlerin bir hatırı, bir hatırası vardır çünkü…

Vefa olmasa, vefa bulunmasa, vefalı olunmasa…

Neye yarar senin dostluğun?

Neye yarar benim dostluğum?

Vefanın birleştiremediği insanların dostlukları, bir yere kadardır.

Ya arada çıkar vardır, ya menfaat!

Çıkar biter, menfaat pılını-pırtısını toplar!

Bir de bakmışsınız evli evine, köylü köyüne, yolcu yoluna diyenler kalkmış gitmişler.

Sonrasında da, ne gidenlerden, ne geriye kalanlardan ses seda çıkmamış!

Vefa bu değil elbette!

İşi bitene, işi görülene, işini gördürdüğü zaman dolana kadar sözde  bir vefa gösterisin başka bir şey değildir ortaya konan!

Vefa yalancıdan,  sahtekardan, göz boyayandan, çıkarcıdan, kendinden başka kimseyi düşünmeyenden, işini gördürdüğüne bakandan zerrece hazzetmez!

Çünkü vefa, baştanbaşa sevgidir.

Sevginin olmadığı yerde vefadan bahsetmek, boşuna kürek çekmektir!

Vefa yalnızlıkların, imkansızlıkların,   çaresizliklerin, tutunacak dal aramaların ümit çiçeğidir. Güneşin doğduğu, karanlıklar arasından ayın yüzünü gösterdiği anların nişanesidir.

Vefa, vefakârların ,işidir.

Vefa gösterenlerin olmadığı yerde, vefa alıp başını gitmiş demektir.

Vefa kula ve kullara gösterilirse vefanın hası olur, özü olur.

Vefa, unutulanı unutmamaktadır.

Hatırlanmayanı hatırlamaktır.

Kulun gönlündedir vefa.

O gönüle o vefayı yerleştirene kurban olayım!

Vefasızlar, ne bilsinler, vefa ne?

Sevgi, ne, sevilmek ne?

Özlenmek ne, beklenmek ne?

Sevgiden intikam alan,  mutluluk düşmanı kesilen, kimi mutlu, sevinçli görse krizlere giren yüreğinde sevgi kırıntıları dahi olmayan ne bilsin vefayı?

Kin fışkıran gözlerin feri yoktur. Derler ki, böyle gözlerde nuru, parlaklığı ve ışığı Allah çekip almış gibidir!

Vefa kelimesi, kavramı düşmandır böyle gözlülere, edepsiz sözlülere!

Vefa ile alay edenler, senin o vefa dediğin bozacı mı, küme düşen vefa takımı mı,  şu eski İstanbul semti mi, diye kendilerince aşağılamaya çalışırlar.

Vefa, ancak ve ancak vefasızların diline yakışmaz!

Vefa bir nimettir anlayana!

Hele vefalı bir dosta sahipseniz, bilin ki sizde de o vefadan bir nasiplenmişlik vardır!

Vefa, vefalı ile bir başka vefalıyı eninde sonunda bir yerlerde karşılaştırır, buluşturur, tanıştırır, küs iseler barıştırır!

Vefa öylesi bir ruh güzelliğidir ki, güzel huyluların nasibi olmuştur.

Hz. Mevlana, vefayı bakın nasıl anlatıyor: ”Dostlarını daima vefa ile hatırla can ! Arayan sen ol, bulan sen ; Tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefası olmayanın Hakk’a vefası olmaz..!”

Yazarın Diğer Yazıları