'Kendi yüzünü görmek herkese nasip olmaz!'
Admin
İnsan yüzünü nasıl görür? Aynalara bakarak! Aynaya bakmak kolay bir mesele mi? İşte en zor soru bu!
Hiç bir şeye aldırmıyor, hiç bir şeyi umrunuza takmıyor, haklı kim, haksız kim, hatalı kim, hatayı kim yaptı demiyorsanız, yastığa başınızı koyduğunuzda hiç bir şeyi düşünmeden yastığı görür görmez uyuyabiliyorsanız, ayna ne yapsın size?
Nasıl göreceksiniz yüzünüzü?
Kime soracaksınız?
Kime danışacaksınız?
İnsan kendi yüzünü görmek istemez mi?
Bari, birisi anlatsın ben ne yapıyorum diye vicdanına danışmaz mı?
Kendi yüzünü görmek, ne vaziyette olduğunu, ne hallere girdiğini görmek, vicdan muhasebesi yapmaktır anlayana!
Bu muhasebeden bir ömür boyu kaçanlar olduğunu söyleyelim!
Kendi yüzünü görmemek için ayak direyen, kendi üzerine toz kondurmayan, kendini yere-göğe sığdıramayan, egosunu dizginlemek için hiç bir gayrette bulunmayan insanlar, aynanın dev aynaları olmasını ister!
İster ki, nereye baksa dev gibi görünsün, gerçeklerden olabildiğince uzaklaşsın!
İnsanın kendi ile yüzleşmesi dediğimiz o anlar nefislere çok ağır gelir!
Hata yaptığı anlarda bile, kendini haklı gören, hatasını karşı tarafa yükleyen egolar bu duruma tahammül edemez!
Hele etrafında devamlı onu öven, hiç bir yere baktırmayan, siz sorun biz sizi hem size, hem de dışarıya anlatalım diyenler varken, Kolay mı insanın kendisiyle yüzleşmesi?
Kolay mı kendi yüzünü görmesi?
İnsanın kendini görmesi, aslanın durgun bir suyun içinde kendini ilk defa gördüğünde, kim bu asık suratlı, korkunç bakışlı, canavara dönüşmüş aslan, bu suda ne işi var diye onunla mücadele etmesine benzer.
İnsan, aynen aslan kıssasında olduğu gibi, ne hale geldiğini, ne durumda olduğunu görmeyi istemelidir!
Bu talep dahi, hepimizi yaratan yaratıcının nasip etmesiyle gerçekleşebilir!
Duygusuz, insafsız, merhametsiz, kendinden başkasını düşünmeyen bir insanın kalbinde yumuşama alametleri olmadığı müddetçe, o insanların kendi yüzlerini görme isteği oluşmamıştır.
Maneviyat yüklü gecelerden birinde...
Birdenbire duygusallaşan...
Gözlerinden yaşlar dökülmeye başlayan...
Hıçkıran insanların o gecelerin yüzü suyu hürmetine yumuşamaya başlayan kalpleri...
Sabaha kadar ben ne yaptım diye inleyip durmuştur da...
Kendi yüzünü görme isteği o güne kadar olmayan insan, kendisinde birdenbire oluşan bu değişikliğin farkına o gecenin sonlarına doğru anlayabilme ve kavrayabilme imkanına kavuşmuştur.
Bir çok kendi yüzünü görmeyen, kendini tanımayan, başkalarının sözleriyle hayatına yön veren insan, aslına dönmeye doğru o geceden itibaren olumlu adımlar atmaya başlamışlardır!
Görülen bir rüya!
Defalarca dinlediği halde onu hiç etkilemeyen ancak o gecelerden birinde onu kendine getiren bir cümle,..
Yürek dağlayan bir söz...
Kalplerin derinliklerinde öyle bir sızı meydana getirmiştir ki, yüreğim,
"Cııız!..."
diye yandı geçti demiştir bir çok insan!
Bu yanma, bu ağlama, bu secdelere kapanma, bu titreme, bu pişmanlık dahi nasip meselesidir sevgili okurlar!
Nasip eden nasip etmişse, o nasip edeceği ana kadar o kulunu bir çok olayla zaten o ana hazırlar. Gecenin takdir edilen zamanında ve tam anında, pişmanlıkla savrulan o insana kendi yüzünü gösterildiğinde, o kul tövbeler etmiş, gözyaşlarıyla ellerini semaya açmıştır.
Hz. Pir, bu konuda "Kendi yüzünü görmek herkese nasip olmaz!" diyor. Rabbimiz hepimize kendi yüzlerimizi görmeyi nasip etsin inşallah!