Admin

'Kara odun ateşe eş oldu aydınlık geldi!'

Admin

Karanlıkların aydınlanması için sebep lazım sevgili okurlar. İnsanlar, toplumlar, milletler, devletler ayakta durdukları ve kaldıkları süre içinde, aydınlığı görebilme adına çok mücadele ettiler.

Aydınlık kolay gelmedi.

Bütün hürriyet mücadeleleri, haksızlıklara, işgallere, işgal teşebbüslerine karşı koymalar, kanlıklardan kurtulma adına verilmiş mücadeleler olarak anlatılırlar.

Karanlıkların aydınlanması için sebep lazım demiştik.

Siz buna mum deyin....

Kandil deyin...

İdare lambası deyin....

Elektrik deyin...

Çıra deyin...

Odun deyin...

Kav deyin...

Ne derseniz deyin...

Ateşe eş olacak, onun yanına yakışacak, bir şey lazım.

Saydığımız bir çok şey, ateşe eş olmakla kalmaz, karanlıkların aydınlanmasına vesile olur.

Binlerce yıl önce ateşi sürekli hale getirmenin yegane çaresi odundu.

Kara odun, ister söğütten, ister çalı-çırpıdan, ister meşeden olsun ateşe eşti.

O eş olmasaydı, o denk olmasaydı ne ısınabilirdi insanlar, ne aydınlanabilir, nede yemeklerini pişirebilirlerdi.

Meydan ateşleri yaktılar odunsuz olmadı...

Ocağı icat ettiler, odun olmadan ne ocak tüttü, ne hanelerin yüzü güldü...

Odun ateşe eş oldu!

Eş oldu ki, yüzler aydınlandı, yürekler ısındı, çadırlar, haneler hayat buldu.

Eğer odun ateşe eş olmasaydı, çok beklerdik aydınlığı...

İki zıt karakterdiler oysa....

Biri soğuk, donuk, kara, kapkara bir şey...

Diğeri sıcak, yakıcı, göz alıcı....

Biri olmazsa diğerinin hükmü olmuyor, yarım kalıyor orta yerde...

İnsan da böyledir işte...

Tek başına bir hiçtir...

Hiç olmadığını gururla, kibirle örtmeye, saklamaya çalışsa da nafiledir.

Karun olsanız ne!

Firavun olsanız ne!

Nemrut olsanız ne!

Aydınlıkları karartmaya, kapatmaya, yok etmeye hangisinin gücü yetebildi ki...

Firavun'un karşısına bir Musa çıktı....

Nemrut'un karşısına da bir İbrahim!

Sonra ne Nemrut kaldı, ne de Firavun!

Aydınlık gelecekse, geceler gündüz misali aydınlanacaksa kendince hesap-kitap yapanların ters-kepçe geliverir hesapları..

Hesabında yanılmayan, ümitsiz sanılan gecelerden nice ümitler doğurur. Birleşmeyen elleri birleştirir. Küslerin, dargınların kalplerine yumuşaklık verip bir araya getirir.

Aydınlık, göz aydınlığı gibidir.

Bazılarımız muştu deyip geçer!

Bazılarımız tesadüf!

Bazılarımız da tevafuk!

"Kara gün kararıp kalmaz" " Bir elin nesi var, iki elin sesi var" diyen de bizim büyüklerimiz değil mi?

El ele verildiğinde, bir ve beraber olunduğunda aşılmaz dağlar, aşılmaz engeller aşılıp gidiyor.

Hz. Mevlana, "Kara odun ateşe eş oldu aydınlık geldi!" derken, anlayanlara sekiz yüz yıl öncesinden, neler diyor neler!

Yazarın Diğer Yazıları