'İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme!'
Admin
İnsan, bazen muhatabını, bazen en yakınında olanları, bazen en sevdiklerini yanlış anlamaya yatkındır. Bazılarımız yanlış anlamaya bayılır. Birilerine kulp takmak, bahane bulmak, ardından dedikodusunu yapmak, yanlış anlama konusunu otoban misali üç geliş, dört gidişli bir yola dönüştürmek gibi emsalsiz yeteneklerimiz vardır.
“Ay ben, yanlış anladım!”
gibi repliklerin çok tutmasının sebebini hiç düşündünüz mü?
Yanlış anlamayı sevimli hale getirmek gibi bir gayretin içinde bulunmakta vazgeçilmezimizdir.
İster kendi hayatınızı, ister çevrenizdeki insanların hayatlarını göz önüne getirdiğinizde, yanlış anlaşılmadık, yanlış anlaşılmayan insan neredeyse yoktur.
“Beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı!”
bir çoğumuzun ezberinde olan bir cümle.
Bu cümle ve benzeri atıflar, yaklaşımlar, yanlış anlama konusuna can attığımızı, insanları bile bile yanlış anlamak suretiyle, hedefimize rahat yürüyeceğimizi düşünmek gibi hiçte insani ve vicdani olmayan ruh hallerine sahip olmamız bile gözümüzü açmaz.
Yanlış anlaşılma noktasında, birçok görüşme, konuşma ve tanışma, peşin hükümlerle yapılmıştır.
Hiç bilmediğimiz, hiç görmediğimiz, hatta hiç tanışmadığımız insanların bize nasıl davranacağı konusunda çevremizden edindiğimiz duyumlarla hüküm vermemiz meşhurdur.
Şimdi varacaksın yanına, niye geldin diyecek, seni çağıran mı oldu diye ayağa kalkacak, bir yığın saçma-sapan laf sayacak!
Hem görüşmeye can atacaksınız, hem de gitmeden bir yığın laf sıralayacaksınız!
Sonra da, el mecbur!
Gidelim bari!
Korkunun ecele faydası yok!
Deyip bir koşmadığınız kalacak!
Karşımızdakinin de, nihayetinde bizim gibi bir insan olduğu, bizi bir şekilde anlayabileceğini, dinleyebileceğini hesaba katmak lazım değil mi?
Belki bunların hiçbiri olmayacak!
Tevatürler, rivayetler, eklemeler, allamalar-pullamalar yanlış anlamanın, yanlış anlaşılmanın kılavuzları olduğu sürece doğrularla ve gerçeklerle barışık kalamayacağımızı her ne hikmetse dikkate almayanlarda bizler değil miyiz?
İnsanlar, yanlış anlama kurbanı olsun diye, art niyetlilerin, oyunbozanların, kurdukları tuzakları, hileleri ve entrikaları hoş gören, mubah gören, destekleyen ve ciddiye alan bir de hastalığımız var!
Üç gün önce falanca gitti, adamı duman etmiş!
Dün bir başka arkadaş, izin diye gitmiş, baban mı, öldü, anan mı öldü, ne izni bu böyle diye bağırmış, çık dışarıya, bir daha keyfi sebeplerden izin istemeye gelme demiş!
Ya da laf curcunalarına meydan verip, yanlış anlama yelkenini şişirip, engin denizlere açılıveririz!
Bu arada, laf taşıyanların, insanları birbirlerine takanların, söylemediği, düşünmediği bir konuyu söylemiş gibi, düşünmüş gibi aktaran aracıların, hiçbir şeyden haberi olmayan insanlara verdiği zarar kolay atlatılan bir hadise değildir.
Tabi ki, bir yanlışımız daha var!
İyi tanıdığımızı düşündüğümüz insanları, yanlış anlamadan önce vicdanen kendimize soracağımız sorular var!
Benim dostum, benim arkadaşım, benim tanıdığım insan bunu bana yapmaz, böyle davranmaz diyebilirsiniz.
Laf taşıyana da;
Bana bir daha böyle bir laf getirme!
Utanmıyor musun laf taşımaya, diye ikaz edebilirsiniz!
Ancak, vicdanımıza danışmadan, lafı getirene hemen inanma eğilimine girdiysek!
Başka neler dedi, başka neler düşünüyor diye, lafın gerisini, neler denip denmediğini merak ettiysek!
Bu merak, dostluk ve arkadaşlık denen kopmaz halatı kopma noktasına getiren andır.
Benzer sorular sonrasında varabileceğiniz yer, kırıcılık, hesap sorma, karşınızdakini zan altında bırakma ve suçlama gibi birçok maddeyi sıralamanıza neden olur ki, bu işin içinden çıkamazsınız.
Siz nedenlerde, niçinler de takıntılar ve acabalar yaşarken, iyi niyetli, art niyet taşımayan insanın kırılan kalbinden başka kaybedeceği bir şey yoktur.
Gün gelip gerçekler ortaya çıktığında, özür dilemeniz, af dilemeniz kırdığınız kalbi tamir etmeye yetmeyecektir.
İnsan sevdiklerinden, dostlarından ve arkadaşlarından emin olmalıdır.
Dostluklar ve arkadaşlıklar, karşılıklı olarak sayısız sınamanın sonunda gerçekleşmiş, pekişmiş kardeşlik mertebesine yükseltilmiştir.
Hz. Mevlana, bu konuda bakın ne diyor, “
İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme, duydukları senin sesin, fakat aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir!”