'İnsan, Her Dönemin Adamı Değil, Her Dönem Adam Olmalıdır!'
Admin
■ Asil insan idare eder, aciz insan şikayet eder, basit insan iftira eder, dürüst insan sabreder
. (Hz. Mevlana)
■ İnsan, her dönemin adamı değil, her dönem adam olmalıdır.
(Rauf Denktaş
)
***
Toplumsal sıkıntının nedenini “adam gibi adamlardan” yoksunluk oluşturuyor. Böylesi nitelikli adamlar yok mu, kuşkusuz var, ama sayıları giderek azalıyor. Bu tablo sadece bize özgü değil, tüm dünya aynı sıkıntıyı yaşıyor. Oysa, Mecliste, siyasette, adalette, bürokraside, ticarette, tüm kamuda, sokakta, tarlada, işyerinde, halk içinde her yerde, “adam gibi adamlar yetiştirirsek ya da köşede bucakta kalmış, unutulmuş değerleri bulup onları sisteme sokabilirsek sorunların çözümüne ivme kazandırılacağı kuşkusuzdur. Elimize fenerleri alıp güpegündüz adam gibi adam aramaya başlanmalıdır ki, öngörülen hedefe ulaşılmalıdır.Konüçyus’un önerdiği gibi, baktıklarında berrak gören, dinlediklerinde iyi dinleyen, görünüşleri sıcak, davranışları saygı yüklü, konuşmaları doğru, işlerini ciddi yapan, kuşku duyduklarında doğru soru sormasını bilen, öfkelendiklerinde nedenini düşünen, kazandıklarında adaleti düşünen insanları buluncaya ulusal bilinç önde tutularak aramalar devam edilmelidir.
…
Adam gibi adam olmanın kimi koşullarını ünlü düşünür Konfüçyus bir portede çizerek bütünleştiriyor;
... Baktıklarında berrak görürler.
... Dinlediklerinde iyi dinlerler.
... Görünüşleri sıcaktır.
... Davranışları saygı yüklüdür.
... Konuşmaları doğrudur.
... İşlerini ciddi yaparlar.
... Kuşku duyduklarında doğru soru sormasını bilirler.
... Öfkelendiklerinde nedenini düşünürler.
... Kazandıklarında adaleti düşünürler.
…
Bir kez daha yinelersek sıkıntı budur;
Adam gibi adam yok ya da olsa da çok az.
Hz. Mevlana diyordu ki;
■
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok!
İşte Hz. Mevlana da öz anlatımıyla “adam gibi adam” sıkıntısına vurgu yapıyor
Adam gibi adam yokluğu ya da azlığının tüm ülkelerde yaşanması bizi ulusal sınırdan Uluslararası bir gerçeğe de götürüyor.
Sinop’tan Atina’ya sürgün edilen ünlü düşünür Diyojenin sokaklarda güpegündüz elinde fenerle dolaşarak adam gibi adam araması, bu yokluktan kaynaklanıyordu;
■
Adam gibi, namuslu adam arıyorum!
…
Sözü diyojen’den açtık devam edelim.
Büyük İskender’in Diyojen’i Korent’te ziyaret eder. Sabah sabah onu güneşlenirken gören İskender sorar;
- Benden bir isteğin var mı?
Diyojen, ünlü yanıtı verir;
- Güneşimin önünden çekil, yeter!
Bu sözlerin Türkçe versiyonu şöyle:
- Gölge etme başka ihsan istemem!
B
üyük İskender ünlü düşünürün anlamlı sözünden etkilenir, kendi kendine söylenir;
- İskender olmasaydım Diyojen olmak isterdim!
Diyojen, İskender’in ziyareti sırasında bir kemik yığınını izlemektedir. İskender sorar;
- Ne yapıyorsunuz?
Diyojen yanıt verir;
- Babanızın kemiklerini arıyorum ama kölelerin kemiklerinden ayırt edilemiyor.
(
Diyojen’in ölümü Büyük İskender’in Babil’de öldüğü güne rastlar.)
Birisi Diyojen’e demiş ki;
- Herkes seninle alay ediyor!
Diyojen, sözün altında kalır mı hiç;
- Belki eşekler de onlarla alay ediyor.
Ama onlar eşeklerle ilgilenmiyorlar. Ben de onlarla ilgilenmiyorum.
…
■ Çözümde görev almayanlar sorunun bir parçası olurlar.
(Çin Atasözü)
■ Hayatta üç çeşit insandan korkacaksın: Dağdan inme, dinden dönme, sonradan görme.
(
Necip Fazıl Kısakürek)
■ Yiğit savaşta, dost dertte, olgun adam hiddette belli olur. Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı aşamaz.
(Arap Atasözü)
■ Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğe ulaşır, bazılarının üzerine ise büyüklük toplu iğne ile tutturulur.
(George Ade)
…
■”Adam hacı mı olur ulaşmakla Mekke'ye,
Eşek derviş mi olur taş çekmekle tekkeye.”
Adam vardır, adamcık vardır. Siparişle “adam “ olunmaz; adam adam gibi olunur.
Günümüzde çekilen sıkıntılarının ana eksenini “adamcıkların adamların önüne geçmesi oluşturmaktadır. Başka anlatımla “adamcıkların” sayısı adamların sayısını geçince toplumsal sıkıntı tavan yapmaktadır. Sık fikir ve görüş değiştiren dönekler de var;
■ Pek rengine aldanma felek eski felektir
Zira feleğin meşreb-i nasazı dönektir.
(Ziya Paşa)
Yaşanan manzara-i umumiye bu; adam az; adamcık çok; dönek de ayniyle vaki.
…
Dale Carnegie diyor ki;
* Karşınızdakinin fikirlerine saygı gösterin ve asla “yanılıyorsun” demeyin...
* Eğer hatalıysanız bunu hemen kabul edin.
* Yargılamayın ki, yargılanmayınız.
* Eleştiri insanları kendilerini savunmaya ve genellikle kendini haklı görmeye iter...
* Karşımızdakilerle ancak, onlar bizimle ilgilendiğinde ilgileniriz...
* Çoğu insan, tek istedikleri kendilerini dinleyecek biri olmadığında doktorunu arar...
* Fikirlerinin yanlışlığı kanıtlanan kişi, hâlâ aynı fikirleri savunur...
* Nefreti nefretle değil, ancak sevgiyle yok edebilirsiniz.
…
Yazar Borges, yolda yürürken hayranı yanına yaklaşmış ve emin olmak için sormuş;
- Siz Sinyor Borges misiniz acaba?
- Bazen!
Borges’in yanıtı şöyle algılanabilir;
Bazen adam gibiyim, bazen değil!
Doğru olan kişilerin sürekli adam gibi olmalarıdır. Ama nerede? Maddenin ve çıkarların öne geçtiği günümüzde her dem adam gibi adam bulmak da zorlaştı.
…
İnsanlar günümüzde fır döndü” oldu Ziya Paşa boşuna söylememiş demek ki;
■ Dehri ararsan binde bir âdem bulamazsın
Adem görünen harları adam mı sanırsın.
…
Dr. Wayne Dyer’in iyi insan niteliği;
■ İyi insanlar, yaşamın her yönünü severler, şikâyet etmekle ya da olayların daha değişik olmasını istemekle vakit kaybetmezler. Onların sevgi anlayışları, sevdiklerine hiçbir değeri zorla kabul ettirmemeyi gerektirir.
…
Geçmişte bir kasabada varmış ki, insanlar hava kararınca maymuncuk ve fenerlerini alır, komşu evlerini soymaya giderlermiş.
Fakat gün doğarken geri döndüklerinde de doğal olarak kendi evlerini de soyulmuş bulurlarmış. Ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü herkes birbirinden çalarmış. Adamın biri, hırsızlığa çıkmaktansa, evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş. Bir süre sabreden adam sonunda dayanamamış, o kasabayı terk etmiş. Kasaba, işi geliştirmiş. Hırsızlıkta ustalaşıp zenginleşenler soygun yapmak için kendilerine maaşlı hırsızlar tutmayı yeğlemiş Mallarını korumak için de bekçiler bulmuş, hapishaneler kurmuşlar. Kendi mallarının çalınmasını da yasadışı ilan etmişler! Çoğunluk fakirleşmiş. Sonuç mevcut düzeni sürdürecek bir çözüm üretmeye gelmiş.
Kasaba ileri gelenleri uzun düşündükten sonra düzeni sağlamak için oraları ilk terk eden dürüst adamı başa getirmeye karar vermiş. Nerede yaşadığını öğrenmişler ve evine gittiklerinde kapıda bir kâğıt görmüşler. Kâğıtta şunlar yazıyormuş:
■ Bir insan dürüst olduğu için aranıyorsa, her şey için çok geç olmuş demektir.
Biz de deriz ki; anlayana sivri sinek saz…
…
■ Aklı boş insandan hikâye dinlersin.
Aklı başında insandan hayatı öğrenirsin.
■ Bir can var canında o canı ara.. Beden dağımda gizli mücevheri ara. Ey yürüyüp giden dost bütün gücünle ara. Ama dışarıda değil aradığını kendi içinde ara.
(Hz. Mevlana)