'HOŞGÖRÜLÜ OLMAK'
Admin
Hoşgörü dillerden düşmeyen bir kavram! Lakin, hoşgörülü davranmak en fazla zorlandığımız, kendimizi zorladığımız bir davranış biçimi.
Sevgi olmazsa, saygı olmazsa, vefa olmazsa, hoşgörünün kanatları kırık kalır.
Sevgi eksikliği,
Sevgisizlik,
Tahammülsüzlük,
Sabırsızlık,
Öfke, kin ve nefret,
Kıskançlık,
Hasetlik ve fesatlık birbirine eklendiğinde,
Her Allah’ın günü hoşgörü nutukları çekseniz de, inandırıcı olamazsınız.
Hoşgörü dairesinden uzaklaşmak, çözüm yolu değil.
Kavgayla, münakaşayla, bağırıp-çağırmayla dediğim dedik olsun diyenlerin, hoşgörülü olmasına imkan var mı?
*****
Hoşgörülü insanlara karşı genel anlamda garip, anlaşılmaz ve karşı koyamadığımız bir tepkimiz var!
Bu tepkiyi,
Elimizden geldiği kadar yumuşatarak,
Kendimizi zorlayarak, belli etmemeye çalışsak da,
Sirke satan yüzlerimiz,
Bu seferlik böyle olsun demeye getirilen sözlerimiz,
Memnuniyetsizliğini her haliyle belli eden gözlerimiz,
Sevgisizliğin bir nişanesi olarak,
Öylesine ortaya bir koyar ki,
Arif olan anlasın lafı fersah-fersah aşılarak, anlamayan hiç kimse kalmaz!
Bazılarımız sevildiğini bil, değilse…
diye başlayan cümleler dahi kurarlar.
Hoşgörülü olmak, yaratılanı sevmektir.
Yunus Emre’nin dediği gibi, “ Yaratılanı hoş gör, Yaradandan ötürü” sözünün tam merkezindedir hoşgörülü insanlar.
Hoşgörü sahibi,
Kızmaz, kızdığını belli etmez!
Acı sözler, tatlılaşarak çıkar ağzından…
Ağzından bal damlıyor diye anlatılan insanlardır, hoşgörülü insanlar.
Öfkelenmezler, kinlenmezler!
Her şeyden önce, küfretmezler…
Küfredenleri uyarmaları dahi, edep ve adap çizgisini asla aşmaz.
Küfreden,
Mahcup olur,
Kızarmayan yüzü kızarır, ter basar,
Ben ne yaptım diye pişmanlık hisleriyle dolup taşar!
Hoşgörülü olmak, Yaradan’ın bazı kullarına ihsanıdır.
*****
Hoşgörülü insanlardan ziyade hayranlık duyduklarımızın,
Hoşgörüsüzlüğü eline almış,
Sevgisizlikte,
Saygısızlıkta,
Terbiyesizlikte,
Kavgacılıkta,
Küfürbazlıkta nam ve şöhret sahibi olmuş insanlar olması
Ve onlara olan derin hayranlığımızı nasıl anlatsak bilemiyorum!
Yaşlı dünyamızın,
Savaşlardan,
Kavgalardan,
Ülkelerin gelir düzeylerindeki uçurumlardan,
Tok olanların açların halinden anlamamasından, kıtlıklardan çekmediği kalmadı!
Bazı devletlerin israf ettikleri, çöpe kaldırıp attıkları gıdalarla, açlık problemini çözebilecek ülkelerin var olduğunu unutuyoruz.
Hoşgörüye sadece kendimiz için değil,
Dünyamız içinde şiddetle ihtiyacımız olan bir dönemi yaşıyoruz.
İnsanlık tarihimiz savaşların, kan ve vahşetin, gözyaşlarının dinmediği, insanların çaresizlikten inim-inim inlediği yılları yaşıyor.
Açlıktan ölen çocukların sayısı milyonları aşarken, katliama uğrayan coğrafyalardaki vahşeti ne duyan var, ne duyuran!
Hoşgörü sevmek demek, bu davranışı görenler tarafından sevilmek demek.
Hoşgörü sahibi insanlardan kurulu yöneticilere, liderlere, vizyon sahibi insanlara hasretiz ve işin en acı tarafı hasret gidiyoruz.
Hoşgörü sahibi, bizleri anlayan, sabırla dinleyen, hoş gören, elimizden tutan, tuttuğu eli bırakmayan, derdimize derman olan yöneticilere her şeyden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bu zaman diliminde dualarımız hoşgörü sahibi yöneticileri Rabbimizin bizlere nasip etmesidir.
Hz. Mevlana bakın ne diyor, “ Hoşgörülü olursanız seversiniz. Sevilirsiniz. Karar verirseniz ve de bu yolda çalışırsanız her şeye ulaşırsınız.”