'HER YÜZE GÜLENİ OY VERECEK SANIYORSANIZ…!'
Admin
Siyaset havaları insanın içini ısıtan havalardır. Millet olarak siyasete olan vurgunluğumuz apayrı bir konudur.
Siyaset yapmayı, siyaset konuşmayı, siyasilerle tanışmayı, onlara sorular sormayı, onlarla karelerde yer almayı sevmem, sevmiyorum, ilgilenmiyorum diyene henüz rastlamadım.
Bizim seçmenimizin en büyük özelliği güler yüzlü oluşudur.
Gülerek karşılar, gülerek uğurlar.
Bir bakıma ser verir de sır vermez!
Oyunun rengi her ne olursa olsun, belli etmemeye özen gösterir.
Nadiren de olsa şakayla karışık, benim oyum şuraya amma, hoş geldiniz, sefa geldiniz demekten kendini alamayanlarda yok değildir.
Siyasi görüşlerin keskinleşmesinin acılarını, felaketlerini, facialarını, onulmaz yaralarını, dönüşü olmayan açmazlarını 12 Eylül öncesinde dolu dolu yaşayan bir millet olarak, siyasi görüşümüz, oy vereceğimiz partinin ne olduğunu kolay kolay muhatabımıza aktarmayız.
Birçoğumuz için, sandığa giderim, oyumu verir geçerim. Ne konuşurum, ne de bu konuyu tartışma konusu haline getiririm yaklaşımı adeta prensip edinilmiştir.
Özelikle 12 Eylül sonrası, seçmenimiz bazı şehirlerimizde oyunun rengini gümbür gümbür söyleme, açıklama konusunda kendince bir usul geliştirmiş ve oy rengini belli etmeme, açık etmeme gibi bir yöntemde karar kılmıştır.
Bu şehirlerden biriside Konya’dır.
Ketum Konya seçmeni kararsızım demeyi de alışkanlığa döndürme eğilimi olan bir seçmen profili çizmeyi seviyor.
Böyle bir profil, size net cevaplar verebilir mi?
Seçmenin dilinden anlıyorsanız elbette…
Siyaset yapanların çaldığı kapılardan istedikleri desteğin adı olan oy’un kendilerine gelme ihtimali nedir sorusunun cevabı bugünlerde isli, sisli ve puslu bir havaya benziyor!
Bir dostumuz, bu seçimler üç ihtimalli maç gibi diyor.
İnsanımız Cumhurbaşkanlığında oyum şu adaya derken, Milletvekili seçimleri için oy vereceği parti için, bir başka partinin ismini veriyor!
“YALAN… YALAN… BİLLAHİ YALAN, VALLAHİ YALAN”
Adaylarımız kimin kapısını çalsalar, hangi esnafın kapısından içeriye girseler, yolda kimlerin elini sıksalar, insanlar yüzleri gülerek, gülümseyerek bu tanışmadan memnun bir şekilde karşılıyorlar adayları.
Birçoklarımız adaylarla karelere giriyorlar!
Adaylarımız mest, karelere girenler mest!
Herkes samimi ve mutlu gülümsemişler!
Oradan birileri soruyor, oylar adayımıza değil mi?
Tabi ki, öyle!...
Yalandan kim ölmüş değil mi efendim!
Bestesi ve güftesi Yusuf Nalkesen’e ait Kürdilihicazkâr şarkının o meşhur dizeleri gibi “Yalan… yalan… billahi yalan, vallahi yalan”
Sosyal Medya’da adaylarımızın seçmenlerle birlikte girdikleri karelere yorum yapanlar, “Her yüze güleni oy verecek sanıyorsanız havanızı alırsınız!” babından cümleler yazıyorlar!
Hava alanda olacak, ümidini kesmeyende, sandıkları dolduranda.
Birçok aday, hatırlı birinin yanına gidecekse, onun tanıdığı, nazından ve sözünden geçemeyeceği insanı da yanına alıp varıyor, çalıyor kapısını oy verecek insanımızın.
Ne yapsın o insanlar, ne desinler?
Seçmenimiz ariftir.
Halden anlar.
Ahvali bilir.
Misafirperverdir.
Gönlü zengindir.
İstisna diyebileceğimiz birkaç münferit hadise dışında, gelen hangi partiden olursa olsun, yüzünü ekşitmez, neden geldin, niye geldin demez!
Bizim haneden size oy çıkmaz, gelmişsiniz amma boşa zahmet etmişsiniz diyenler olursa da, böyle konuşanlar ve davrananlar, kınanır, ayıplanır, pek hoş karşılanmaz.
Gelen misafire, kem söz, çiğ söz söylenmez, kırıcı davranılmaz.
SİYASET EKİP İŞİ!
Siyaset yapanlar, adaylar ve adayların yanında bulunanlar, eğer oy verecek insanların eğilimlerini çözebilecek kabiliyette olan insanlarsa, çaldıkları kapıdan kendilerine oy gelip gelmeyeceğini anında kestirirler.
Beden Dili kitaplarında ve anlatımlarımda yer almayan, birçok inceliği çözebilen alaylı ve deneyimli siyasetçileri ekiplerinden bulunduran adaylar en şanslı adaylardır. Çünkü siyaset ekip işidir.
Siyaset, kendine aşırı güvenenleri, tecrübeye önem vermeyenleri, bulundukları sırayı kendine garanti görenleri öyle bir hüsrana uğratır ki, nasıl kaybettim diye uzun süre düşünmekten kendini alamayanlardan olurlar.
Gülen yüzler, gülen gözler, hararetle sıkılan eller, dostlar alışverişte görsün dercesine kucaklaşmalar, tabi ki bize gelecek, gidecek başka yer mi var gibi yaklaşımlar, birçok adayı hayalleriyle birlikte sandıkta yapayalnız bırakmıştır.
Her yüze güleni banko kendisine oy verecek zanneden adaylar!
Seçim dönemi finali, kendileri için, hayal kırıklığından ibaret bir seremoniye dönüştüğünde, o gülen yüzleri, o verilen sözleri bir daha hatırlasınlar!