'Bir ihtimal daha var!'
Admin
İnsanoğlunun hayatta olduğu müddetçe, her olayda, her durumda, hayatının her dönemecinde, en umutsuz sandığı anlarda bile, o durumdan, o sıkıntıdan kurtulma ihtimali vardır.
“Bir ihtimal daha var!” şarkısını bilirsiniz. Olumlu yorumlayanlar, olumlu bakmasını bilenler için, o güzel şarkının adı dahi umuttur.
İhtimal, bir şeyin olabilme durumudur, olabilirliktir.
Hayat sürprizlerle dolu demişler.
Kazandığınızı sandığınız olaylar kaybettiğiniz…
Kaybettiğinizi sandığınız olaylar kazandığınız olaylar olarak karşınıza çıkmadı mı?
Nasibinizde ne varsa onu görürsünüz.
Hani...Pilavında olanın kaşığında çıkarmış derler ya...
Aynen öyle...
İhtimallerin, kimin yolunu nasıl açtığına insanın aklı eren var mı?
İhtimaller, bazı insanları kazdığı kuyulara düşürür. Bazı insanın hesabı şaşar, bazısının pusulası durur, bazılarının aklı şok geçirir, bazılarının ise o çok güvendiği mantığı çakılır kalır!
Şems-i Tebriz’i bakın ne diyor;
“Başkasının rızkını sana vermezler, öyle ise vücudunu niçin üzmede, öldürmedesin”
Bu söz, kafasında ihtimaller olanlara adım attırmayan, kırk kere düşünmelerini tavsiye eden bir sözdür.
Zaten ihtimal dediğimiz şey de, durup, dururken insanın zihninde belirmez. Bu ihtimaller ya birilerinin önünü açmak yada kapatmak için belirir.
Belirten, belirttikten sonra iş sadece o sebebi işleyene kalıverir...
Her ne düşünülürse düşünülsün...
Bir insana bir şey nasipse, onu onun elinden kimse alamaz. Aklı karışır, kalbine ılıklık düşer, söylemek istediklerini söyleyemez.
KOMŞU
Komşularımız bizim rakiplerimiz mi?
Asla!...
İyi bir komşu, insana kendi öz kardeşi gibidir derler, doğru derler.
Hastan olsa o koşar...
Düğünün olsa o koşar...
Maddi sıkıntın olsa, yüzüne bir bakınca anlar...
Sırdaşındır, dostundur, en yakın arkadaşındır komşu...
Gerçek bir komşunun hakkını, inanın ödeyemezsiniz.
İster ev komşun olsun, ister dükkan komşun, isterse de tarla komşun...
Bu devirde, böyle komşu mu kaldı deseniz de, az da olsa var olmaları, varlıkları bir nimettir anlayana.
Hz. Ebubekir, Hazreti Peygamber, komşu haklarından o kadar çok bahsetti ki, bir an için, komşuyu, komşuya varis bırakacak diye düşündüm, buyuruyor.
Kanaat ve şükrü unutan bir toplum olduğumuzu kabul etmenin zamanı geldi de, geçiyor.
Komşumuzun dürüstlük gibi, doğruluk gibi, hakka riayet gibi güzel özellikleri varsa, alacağımız referanslar öncelikle onlar olmalıdır.
Üç günlük dünyada, salınızdan tutacak bir komşunuz olmasını istemez misiniz?
Arkanızdan bir fatiha okuyacak, komşunuz olsun istemiyor musunuz?
İlkokulda okuduğumuz yıllarda, “ Komşu komşunun külüne muhtaçtır” sözünün anlamını anlatırdı, nur içinde, yatsın diye dualar ettiğimiz öğretmenlerimiz.
Yarın huzuru mahşerde, referansımızın komşumuz olması sizce de, hoş değil mi?
KAHVE BAHANE…
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır demiş atalarımız... Kahve tiryakiliği malum. Kahve bulunamadığı yıllarda nohut kahvesi bile içilmiş...
“Bir fincan kahve olsam / Kırk yıl hatırım vardır...” diye türkülerimize konu olmuş kahve...
Kırk yıllık hatıra gelince, değer verdiğimiz misafirlerimize ve dostlarımıza en güzel ikramımız hep kahve olmuştur.
Bir fincan acı kahve, hatırını saydıklarımıza, hatırından geçemediklerimize kalbimizle birlikte sunulan bir nişane olmuş dünden bugüne...
Değil kırk yıl, yaşadığımız sürece yanımızda hatırları vardır sevdiklerimizin...
“Gönül ne kahve ister, ne kahvehane / Gönül dost ister kahve bahane...” diye hoş mu hoş mısralar yıllar yılı söylenir durur.
Günümüzde gençlerimiz, Türk kahvesine aşırı bir şekilde düştüler!..Tiryaki olduklarından değil tabi...Fal baktırmak için....Fala inanma, falsız kalma demişler ya...İşte ondan...
Gençlerimiz kahve konusunda, kendi kültürümüzü merak etselerdi, ne Nescafe’ ye, ne Capuccino’ya, ne de Espresso’ya dönüp bakmazlardı.
Allah’tan bu saydıklarımızın telvesi yok ve fala bakmak mümkün değil!..
Gençlerimizin fal merakı olmasa, galiba Türk kahvesinin yüzüne bile bakmayacaklar!