'Ben Bu Adamı Hep Deliler Gibi Sevdim'
Admin
İşitin ey yarenler aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan kişi misali taşa benzer
(Yunus Emre)
***
Ne zaman aşktan, sevgiden ( sevda) satırbaşı açılsa doğumda, yaşamda (ölümde bile) o enfes söz gelir yüreğimin ortasına mıh gibi oturur:
Hz. Mevlana’ya sormuşlar;
“Aşk nedir?”
Yanıt vermiş;
“Ben ol ki bilesin!
Bana sorsalar tüm yaşanmış ve yaşanmamışları harmanlayıp son noktayı koyarım;
Aşk- ı sevda bazen ıslak bir mendildir...
Bir taraftan da derim ki; aşkın okulu yoktur.
Aşkın Okulu olmasa da öğrenicileri sonsuza değin giderek çoğalacaktır.
...
Daha önce değinmiştim; ölüm ayları, sür-git devam edip gidiyor. Eylül- Ekim- Kasım- Aralık- Ocak derken Şubat’ında kapısını çaldık. Bu ayları“ölüm ayları “ olarak nitelerken, ölümlerin giderek hızlandığını gözlemliyoruz.
Ocakta da sanatçı, gazeteci, düşün, bilim ve fikir adamları birer ikişer ak yolculuğu çıktı, birer ikişer gitti. Doğa Yasa değişmedi. Onlara rahmet diliyoruz. Dün öyleydi, bugün de öyle., belki yarın da öyle olacak...
Neyzen Tevfik’le, Özdemir Asaf aynı gün ayrı yıllarda beyaz atlarına binip gittiler. Listeye aynı 28 ocak olarak bir sanatçı daha eklendi;
Engin Cezzar. Ancak onun ölümünde ölümü değil, aşkı- sevdayı irdeleyeceğiz. Neden mi?
...
Saygı değer, kadim dost, meslektaş, bilge insan Prof. Dr. Attila Girgin hocam yazdı;
“ 28 Ocak 2017 tarihinde yitirdiğimiz, ünlü yönetmen, tiyatro, sinema sanatçısı ve dizi oyuncusu Engin Cezzar anısına.. 56 yıllık eşi, sanatçı Gülriz Sururi'nin sözleri...
“...Başımıza ne gelirse gelsin, bir şey hiç değişmedi: Ben bu adamı hep deliler gibi sevdim. Baharı da, yazı da, kışı da aynı adamla yaşamanın tadı hiçbir şeyde yok!
Dünyamızdaki hayat yolculuğu sona erdi. Dilediği gibi toprağa karıştı.”
Aşk ve sevda her sabah, her akşam yenilenir, eskimez ki; her sabah ve her akşam yinelenir durur, her saniye gündemden düşmez...
Benim de demem o ki;
Aşk ve sevda her sabah ve her akşam yenilenmezse, gerçek aşk ve sevda olmaz...
Her sabah ve her akşam yinelemezse, her saniye gündemde olmaza gerçek aşk ve sevda sayılmaz ; ancak bu hoşlantı aşkın ve sevdanın gerçeği değil,fotokopisi olur...
....
Prof. Dr. Attila Girgin, 1946’da İzmit de doğdu. Saint Joseph Fransız Lisesi, Abkara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulunu bitirdi; 1973’te Devlet bursuyla Fransa’ya gitti. Sorbonne Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde öğrenim gördü. Muhabirle başladığı Anadolu Ajansında İstanbul Bölge Müdürlüğü,TRT’ de Haber Dairesi Başkanlığı görevlerinde bulundu.
Kitapları;
“Türkiye’de Yerel Basının Gelişmesi”, “Haber Yazma Teknikleri”, “Yazılı Basında Haber ve Habercilik Etik’i”, “Türk Basın Tarihi’nde Yerel Gazetecilik”, “Haber Yazmak”, “Uluslararası İletişim, Haber Ajansları ve Anadolu Ajansı” , "Söyleşi mi Röportaj mı?" Atilla Girgin ayrıca, 2003 yılının başında, mesleki ve özel anılarından oluşan 41 öykülük “Gazeteci Olmak Önce Adam Olmak Demektir” adlı bir kitap yayımladı.
Evli ve üç çocuk babası olan Prof. Dr. Attila Girgin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Ankara Gazeteciler Cemiyeti İletişim Araştırmaları Derneği (ILAD), Türkiye Bilişim Derneği, Basın Enstitüsü Derneği, Basın Konseyi Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyesi.
...
Sözü sonunda Engin Cezzar’a getirelim;
Yönetmen, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu,
Engin Cezzar, 2011’de felç geçirdi, bir süre yatağa bağlı yaşadı ve sonuçta 28 Ocak 2017'de beyaz atına bindi, gitti; doğumu 1935- İstanbul.
Cezzar’ın tiyatroya ilgisi Robert Kolej’de başladı; ABD'de Yale Drama Schoo’da ve Aktors Studio eğitimiyle tiyatro sanatçısı oldu "Hamlet" rolüyle İstanbul Şehir Tiyatrolarında oyunculuğa başladı. Gülriz Sururi- Engin Cezzar Tiyatrosunu kurarak oyuncu ve yönetmen olarak görev yaptı. Dormen- Kabare- İstanbul-Antalya
(Devlet) Tiyatrolarında çalıştı. Sinema ve dizi filmlerde de rol alan sanatçı, "Kaldırım Serçesi" adlı filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını da üstlendi. Eşi Gülriz Sururi’nin yazdığı "Ayşe Opereti"`ni yönetti. Kendisini anlatan” Engin Cezzar’ı takdimimdir” adlı biyografik kitabı var.
...
24 Temmuz 1924 doğumlu İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Bölümü'nde sahneye çıkan Gülriz Sururi, sinema sanatçısı Ali Sururi'nin yeğenidir; Muammer Karaca topluluğunda
oynamaya başladı; Dormen Tiyatrosuna geçip “Sokak Kızı İrma” rolüyle en iyi kadın oyuncu İlhan İskender ödünü kazandı. Engin Cezzar’la
Engin Cezzar- Gülriz Sururi tiyatrosu” nu kurdu.
(1962), “Teneke” oyunundaki rolüyle, “En iyi kadın oyuncu” ödülünü aldı. Aynı yıl Türk Kadınlar Birliğince “Yılın Kadını” seçildi. “Hint Kumaşı” adlı oyundaki rolüyle 3. kez “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü.
Mehmet Akan’la o güne dek sahnelediği oyunlardan “ Uzun İnce Bir Yol” adlı derleme yaptı . “ Kaldırım Serçesi” müzikal oyunda da Edith Piaf yorumuyla , “ Avni Dilliğil En İyi Kadın Oyuncu, İzmir Gazeteciler Derneğinin Altan Artemis ve Milliyet Gazetesinin Süper Star Tiyatro Oyuncusu ödüllerini kazandı.
Gülriz Sururi, oyunculuğunun yönetici olarak da katkıda bulundu. 1990'lı yılların unutulmaz yemek programı A La Luna adlı programında sunuculuk görevini üstlendi.Yazıp yönettiği “Biz Sıfırdan Başladık” oyunuyla başarılarına bir yenisini daha ekledi; Kültür Bakanlığı'nca Devlet Sanatçısı ünvanı verildi.(1998)
Bana göre Saygı değer Gülriz Sururi için
Ödüllerin Sultanı “ demek doğru olacaktır.
....
Engin Cezzar – Gülriz Sururi çiftiyle İzmir’de Operatör doktor Ali Bülbül sayesinde tanıştım. Dr. Ali Bülbül, amcam ünlü din bilgini Mehmet Bülbül’ün oğludur. Dönemin yurt çapında adını duyurmuş, İzmir’de Doktorlar, özel Hastanenin sahiplerindendi Tıp dışında edebiyat ve sanatla iç içeydi. Üç yabancı dil bilir, dünya ve Türk klasiklerini okur, ucundan kıyısından ben de yararlanırdım. Özcesi doktor- düşün adamı, sanat ve sanatçı dostuydu.. Sanatçılar sağlık sorunları için yurdun neresinde olurlarsa olsunlar İzmir’e gelir kapısını çalarlardı. Henüz Ortaokul öğrenicisiyken şiir ve düzyazı yazıyor; Ali ağabeyimle kan uyumu dışında, düşün ve sanat yakınlığımızda vardı. İzmir’e gidişlerimde ünlü sanatçılarla tanışma ve söyleşi imkanı buluyor, görüş açımı genişletiyordum.
Dr. Bülbül, İzmir başta yurdun her yerinde geniş çevresi olmasına karşın eşinin (Ayşe- Aysel yengem) ölümü sonrası da o da İzmir-Karşıyaka’daki evinde yalnız yaşama veda etti. Vasiyeti üzerine Konya/ Beyşehir/ Doğanbey mezarlığında şırıl şırıl aka duran tarihi çeşmenin ve eşinin yanı başında toprağa verdik.
Yüce Yaradan gani gani rahmet eylesin..
...
Yazımızın anahtar sözcüklerinden biri sevgi olduğundan kısa bir giriş yapacak, devam için topu taca değil yarınki yazıya atacağız
■ Sözü süz de söyle. Mânâyı inci gibi diz de söyle. Yüzde söyle, gıybet olmasın. Ukdeyi içinden çöz de söyle, yapmasın yara.. Öyle bir söyle ki hoş gelsin yâre .
(Şems-i Tebrizi)
...
Âşık Veysel'e sormuşlar;
- Sizce aşk nedir?
Gülümsemiş ve demiş ki;
- Seversin, kavuşamazsın, aşk olur!
...
Gerçek sevgi, zamanın kısıtlayıcı sınırına sığmayacak kadar yüce ve büyüktür. Fuzuli, her şeyin aşktan ibaret olduğuna vurgu yaparken, Tolstoy, “Hayat Üzerine” adlı yapıtında diyor; “Aşk, insanın mantıklı olan tek işidir; aşk, en mantıklı, en ışıklı ruh halidir. Biricik ihtiyacı akıl güneşini hiçbir şeyin kendisinden gizlememesidir, onu hep geliştirir. Aşk, gerçek zenginlik, en üstün zenginliktir; hayatın bütün zıtlıklarını çözer; ölüm dehşetini silmekle kalmaz, insanı kendini başkaları için feda etmeye yöneltir; çünkü hayatını sevdikleri için feda edenlerin aşkından başka aşk yoktur; aşk, ancak kendi kendimizin feda edilişi olduğu zaman bu ada layıktır. Bunun için de gerçek aşk, bireysel mutluluğa erişmesinin mümkün olmadığını anladığı zaman gerçekleşir.”
...
Sevgi, duyguların şaha kalkması, yüreklerin durulanması, heyecan fırtınasıdır. Sevgide yalan, dolan, kalkışma, diklenme yoktur; saygı, sabır, özveri, insanca yaklaşım vardır; gerçek sevgi de sevgi, sevda vardır, gerisi teferruattır.
“Sev seni seveni hak ile yeksan olsa
Sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan olsa”