' BAKSA TABİBÂN-I CİHAN ÇAREME'
Admin
■
Sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var demektir. (
Arap
Atasözü)
***
Sağlıkta önemli gelişim ve değişimler yaşandı; öncelikle bunu yadsımamak gerekir. Örneğin, bu bağlamda emekli,
Bağ-kur ve SSK emeklilerinin eşit hizmet almaya başlaması, karneli bürokrasinden, kimlik numarasıyla işlemlere geçildi, vb.
Reform niteliğindeki gelişmelere karşın, sağlık alanında hala çağdışı olayların yaşanmasını da bir türlü anlamış değiliz.
Son günlerdeki garip olayları yayın organları sıraladı;
■Balıkesir:
Öldü diye margarin kutusu içinde ailesine teslim edilen bebeğin ölmediği anlaşıldı. Ancak bebek fazla yaşamadı.
■Bursa:
Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi’nde yangın çıktı, 8 hasta öldü.
■İstanbul:
Cerrahpaşa Hastanesi Dahiliye Bölümü’nde yangın çıktı.
■Yozgat:
Saraykent ilçesinde bir kişi kene ısırması sonucu hayatını kaybetti
■ Alanya:
Alkol kokuyor diye ambulansa alınmayan genç hayatını kaybetti.
■ Zonguldak:
Bıçakla yaralanan genci hastaneye götürmek isteyen sağlık görevlileri yaralıyı sedyeden düşürdü. Gencin hayati tehlikesi sürüyor.
■ Rize:
Ambulansın kapısı açılmadı, hasta öldü.
■ Sakarya:
Karapürçek ilçesindeki 112 ambulansının şoförü cuma namazına gidince kalp krizi geçiren hasta hastaneye taksiyle götürüldü, ancak kurtarılamadı.
■ Mersin:
Devlet Hastanesi’nde bir hastabakıcı ile iki görevli personel arasında çıkan kavgada taraflardan birinin yoğun bakım servisinde yatan çocuğun üzerine düşerek ölümüne sebep olduğu bildirildi.
***
Birde madalyonun öbür yüzüne bakalım;
Yapılan bilimsel bir araştırmada doktorların ne denli zor koşullar altında hizmet verdikleri saptandı. Konuya ilişkin
anket sorulara fakültelerde uzmanlık eğitimi alan 2442 hekimden 1712'si yanıt verdi. Anketten çıkan çarpıcı sonuçlar şöyle;
* Doktorların yüzde 66.7' si sözlü,15.9'u fiziksel, 3.1'i cinsel şiddet ve tacize uğruyor.
* Sözlü saldırılarda bulunan kişilerin başında yüzde 36.4’la hasta yakınları yer alıyor.
* Bunu yüzde 35.9 ile öğretim üyeleri, yüzde 20.6 ile kıdemli asistanlar, yüzde 20 ile hastanın kendisi, yüzde 14 ile anabilim dalı başkanı ve yüzde 6.2 oranıyla hastane personeli izliyor.
* Doktorlar fiziksel şiddeti yüzde 10.4 oranıyla hasta yakınlarından görüyor.
* Hekimlere en fazla cinsel şiddet uygulayanlar ise hastanın kendisi, öğretim üyeleri ve hasta yakınları.
* Uzmanlık eğitimi gören hekimlerin yüzde 60'ı görevleri sırasında şiddete uğrama endişesi taşıyor.
* Doktorların yüzde 39.4'ü sözlü, yüzde 20'si fiziksel, yüzde 1.1'i ise cinsel şiddet veya tacize maruz kalma endişesi taşıyor.
Halk arasında yaygın bir deyim vardır;
***
■ Allah hekime ve hâkime muhtaç etmesin.
Arkasından gelen cümle de besbellidir;
Onların varlığını da eksik etmesin!
Halkın seslendirdiği “hekime muhtaç etmesin “ olgusu, doktorların hor görülmesiyle değil, doğrudan hastalıktan kaçma dürtüsüyle ilgili bulunduğudur. “Muhibbî” mahlasıyla şiirler yazan Kanuni Sultan Süleyman’ın sağlıkla ilgili dizeleri evrensel bir değer taşımaktadır;
'Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi'
Kanunî’ni bu şiirinde “devlet” sözcüğüyle
“makam”a “saadet” sözcüğüyle “mutluluk”a vurgu yapmıştır. Ünlü İşadamı merhum Vehbi Koç, insan sağlığını dile getiriliyor;
■ “Evin varsa, varlıklar hanesine bir sıfır koymalısın!
İşin varsa bir sıfır daha koymalısın,
İş seninse üç sıfır daha koymalısın,
İşin iyi gidiyorsa üç sıfır daha,
Araban varsa bir sıfır,
Yazlığın varsa bir sıfır daha,
Daha sıralanabilir sıfırlar hanesi...
...
Sağlık, ülkemizin birincil sorununu oluşturuyor. Doktor açığı, kaliteli sağlık elemanı sorunu var. Sorunların çözümü, birbiri ardınca tıp fakülteleri açmak değil öncelikle yeter sayıda kaliteli öğretim elemanlarını bulmak gerekmektedir. Öğretim üyesi başına Almanya’da 22, İspanya’da 14, İtalya’da 12, Slovakya’da 7, Slovenya’da 6 öğrenici düşmektedir.
Doktor açığımız kapanmadığı gibi giderek artmaktadır. Doktor başına düşen nüfus açısından Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa bölgesinde yer alan 53 ülke içerisinde 52. sıradadır.
DSÖ Avrupa bölgesinde yüz bin kişiye yaklaşık 500 doktor düşerken, Türkiye’de yüz bin kişiye 140 doktor düşmektedir. Asıl acı ve hüzün verici olan da budur. Başka istatistiksel veriler;
ABD'deki doktor sayısı 700.000’dir ve doktorların neden olduğu kaza ölümleri yılda 120.000 dolayındadır. Doktor başına kazayla ölüm oranı 0.171’dir. ABD'de 80.000.000 ateşli silah sahibi kişi bulunurken, silahlarla kazayla ölüm sayısı da 1,500 olarak saptanmıştır. Başka anlatımla Silah sahibi başına kaza ile öldürme oranı 0.000.188 ’dir.
İstatistiksel verilere göre, ABD’de doktorlar, silah sahiplerine nazaran 9.000 daha tehlikelidir.
Sağlık insana yönelik olduğundan günü kurtarmakla sorun çözülmez; daha bir dizi reformlara gereksinim vardır.
***
İlk tıp büyüğü Aesculapius’dur. Homeros, İlyada adlı yapıtında Aesculapius için diyor ki;
“Çağır Asklepios oğlunu, kusursuz hekimi”
Zeus’un gazabı sonucu yıldırım çarpmasıyla öldürülen Asklepios, daha sonra yine Zeus tarafından tıp tanrısı olarak ilan edilmiştir.
Tıp amblemlerinde yer eden, temeli doğu kültürüne dayanan ve tarihi M.Ö. 3000’ lere uzanan yılan figürü de, Asklepios ve O’nun asasıyla bütünleşmiştir. Asklepios grekçe’deki “Askalabos” den gelmiştir, bu yılan anlamına gelir. Asklepios’un şifa veren gücünü yılandan aldığı, halkın da adaklarını Asklepios’a değil de bu yılana sunduğu söylenir. Tıbbın babası olarak kabul gören ise Hippocrates’tir.
M.Ö. 460–450 yılları arasında Kos adasında doğan Hipokrat’ın tıbba katkıları nedeniyle doktorlar mezun olurken “Hipokrat Andı” ile meslek yemini ederek çalışmaya başlarlar.
Ülkemizde Sultan II. Mahmut’un yenilikçi hareketleri sonucu, hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin de katkılarıyla batılı anlamda ilk tıp mektebi Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire 14 Mart 1827’de Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kuruldu İlk tıp bayramı 14 Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da, tıp öğrencileri tarafından kutlandı Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane, 1933’de
İstanbul Üniversitesi’ne katıldı; sonra 1945’te Ankara, 1954’te Ege Tıp Fakülteleri kuruldu.
***
Ciddiyeti, klasik yaklaşımları bırakıp, biraz gülelim. Gülmek en etkili tedavi yöntemidir;
■ Temel ve Dursun hastalanmışlar.Temel kör, Dursun da ölüm döşeğinde, saat sayıyor. Ertesi gün hemşire kapıyı açmış, ne görsün? Kör olan Temel görüyor, ölmek üzere olan Dursun tıpış tıpış yürüyor. Doktorlar uzun süre araştırmış ve tartışmış;
- Bu nasıl oluyor?
Sonunda yanıtını bulmuşlar;
Ölmek üzere olan Dursun hapşırmış;
Kör Temel
“Çok yaşa”
demiş
.
Dursun da
“Sen de gör”
demiş...
■ Çin’de bir hekim, ölen her hastası için kapısına bir fener asarmış, hastalar da kimin feneri çoksa ona giderlermiş. Neden;
Hastaları, öldüre öldüre iyi doktor olur, diye.
Öğrencilerden biri hocasına demiş ki:
“Hocam, biz mezun olunca sizi fener alayına bekleriz.”
Tanrı kimseyi hâkime ve hekime muhtaç etmesin, ancak onları da hiç eksik etmesin!
Doktor sağlık elemanları başta olmak üzere, 14 Mart Tıp Bayramını kutluyoruz
---
■ Dünyada dört nimet vardır, bunlar kendisine verilen kişi dünya ve ahiretin hayrını görmüştür: Bunlar; Zikreden dil, Şükreden kalp, Sıkıntılara katlanan beden ve Saliha kadın.
(Hadis-i Şerif)
■ İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur; sağlık ve gençlik. (
Hz. Ali)
...
Tarih boyunca tıp ilmi
* MÖ 2008 'İyileşmek için bu otu yemen lazım.'
* MS 1008 ' Otlar ile iyileşilmez, al şu duayı oku.'
* MS 1508 'Dua olmaz, şu iksiri iç.'
* MS 1858 'İksir ile olmaz, al şu hapı yut.'
* MS 1978 'Hap ile iyileşilmez, antibiyotik al.'
* MS 2008 'O antibiyotik kimyevi bir şey, al şu otu ye, bu daha iyi gelir.'
...
Olmaz ilâç sine-i sadpâreme
Çare bulunmaz bilirim yâreme
Baksa tabibân-ı cihan çareme”
(Namık Kemal)