Admin

'Adama Dayanma Ölür, Duvara Dayanma Yıkılır'

Admin

■ Duvar yapıldıktan sonra duvarcı unutulur. (Çin atasözü)

Duvar deyip geçmeyin duvarlarında kendine özgü bir edebiyatı, sanatı ve zanaatı var. Duvarlar da konuşur, şairlerin dizlerinde; roman ve öykülerin içeriğinde kimi koşullarda yaşamın acı gerçeklerini ya da güler yüzlerini

dile getirirler.

Duvarları siyaha boyayıp gece yapmışlar

Her yerde her an anılsın diye

Yârin adını hece yapmışlar.

Ha armağan olmuş ya da hediye

Kolay kolay çözülmesin diye

Aşkın tanımını bilmece yapmışlar.

(A.Rıdvan Bülbül)

Duvar’ın çeşitli anlamları vardır;

■ Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem.

■ Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel

Diğer anlamları; Sonuç alınamayan yer, engel, Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma.

Türetilmiş sözcük ve adlar; duvar ayağı, duvar bataryası, duvar bataryası, duvar bölmesi, duvar cinisi, duvar kağıdı, buz duvarı, duvar ayağı, duvar dayağı, duvar dişi..

Duvar “sözcük” olduğu gibi aynı zamanda kavramdır. Sosyolog Prof. Dr. Wallerstein ise duvarların, insanların paylaşmak istemediği şeyleri koruma düşüncesiyle inşa edildiğine vurgu yaparak diyor ki;

“ Duvarlar önce zihinlere örülür. Daha somutlaştırılarak özel mülk alanlarının çevresi ya da sınırlara örülmeye başlanır. Varlıklı insanlar davetsiz konuklarını mülklerinden uzak tutmak için duvar yaptırırlar.“

Duvar öylesine değişik fotoğraflar verir ki… Örneğin, hapishane duvarı, okul duvarı, köşk duvarı, bahçe duvarı, stadyum duvarları vb.

Bir de duvara toslamak vardır ki, bu da umutsuzluğu çağrıştırır. “Duvar gibi adam” deriz, konuşmayan insanın portresini çizeriz.

Duvar sözcüğü kimi koşullarda yalnızlığını simgeler. Havaya göre yalnızlığı ve yalnızları severim. O nedenle “Yalnızlık Duvarında Güvercinler İp Atlıyordu” şiirimi yazmışım. Yalnızlığa ıslık çaldırmışım kimi dizlerimde. Tutmuş yalnızlığa bir de“duvar” betimlemesi yapmışım. Duvar gibi yalnızlık, dili yok konuşmaz, kulağı yok duymaz demişim;

Benim yanmışlığımdan dakikalar haberli

O daha çocuksu ya da gitti düşünmeden

Şimdi konuşacak ikinci kişi

Sevgi dese, yüreği yanık

Biraz ötede ölüm ve yaşamak barışık mı, değil

Biraz ötede iki dünya yan yana duruyordu

Yalnızlık duvarında güvercinler yok

Üçüncü kişi susuyordu.

(A.Rıdvan Bülbül)

Duvar deyince de kuşkusuz ilk gündeme gelen yapı, tarihi Berlin Duvarı’dır.

O dönem Doğu Berlin, komünist Sovyetler Birliğinin güdümü altındaydı. Halk, Batı’ya geçmenin yollarını arıyordu. Berlin Duvarı, Doğu Almanya'dan Batı Almanya'ya insan akınını engellemek amacıyla 1961 yılında siyasal ve ideolojik nedenlerle yapılmıştı.

Özgürlüklere dikilen bu utanç duvarından insanlık ancak 28 yıl sonra kurtulabilmişti. ABD Başkanı Ronald Reagan’ın 12 Haziran 1987'de Berlin'i ziyareti sırasında, duvarının yıkılması için Sovyetler Birliğinin lideri Mihail Gorbaçov'dan destek ve ilgi istedi;

■ İnsanların hangi nedenlerle olursa olsun, istedikleri yere gidebilme, göç etme hakkı vardır. Bu hak kullanılmalıdır!

Berlin Duvarı nihayet özgürlüğün simgesi olarak 28 yıl 9 Kasım 1989'da yıkıldı. Berlin duvarı ortadan kalktı ama dünya maalesef duvarsız olamıyor. Duvarı'nın yıkılışından 21 yıl sonra bu kez ABD bir utanç simgesi Meksika sınırına duvar ördü. Proje, Latin Amerika ülkelerinden ABD’ne girişleri önlemeye dönük yapıldı. Genelde iş bulmak ya da ailelerini birleştirmek gibi sosyal nedenlerle ABD’ ne göç etmeyi yeğliyorlar.

Batı Şeria'daki İsrail yerleşim yerlerinin çevresi de duvarla örülüyor. Duvar arkasında dünyadan soyutlanan Filistin’de genç kızlar aç kalmamak için nişan yüzüklerini satıyor.

Duvar sözcüğü Edebiyatımızda ünlü şair

Faruk Nafiz Çamlıbel’in Han Duvarları ile edebiyatımızın içine dek girmişti;

“Aradan yıllar geçti işte o günden beri

Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,

Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim.

Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,

Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!

Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,

Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!”

Şiir bağlamda yalnızlık şair, roman ve öykü yazarlarının, edebiyat ve düşün adamlarının bir tür sermayesidir.

■ Ben bir duvarım hiç güneş görmedim

Sen hiç güneş görmemiş bir başka duvar

Yüzümüz benek benek tahta kurusundan

Ve sinemiz baştan başa ak üstünde karalar.

(Attila İlhan)

---

"Baktım gökte bir kırmızı bir uçak

Bol çelik bol yıldız bol insan

Bir gece Sevgi Duvarını aştık

Düştüğüm yer öyle açık seçik ki

Başucumda bi sen varsın bi de evren

Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi

Yalnızlığım benim çoğul türkülerim

Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi"

(Can Yücel)

Duvar, duvar, duvar

Sana ne desem ki ah

İncitmeden gözlerini mahkûmun

Her taşını kırmalı bir bir

Gerisi laf-ü güzaf.

(Nevzat Çelik)

İnsanlar hayatları boyunca birbirlerine destek verir, yardımcı olurlar. Ancak ne var ki, destek ve yardım sürekli değildir.

■ Yalnız taş duvar olmaz.

Toplumsal ve sosyal gerçek olarak bir arada yaşamak zorundayız. Zorunluluk dayanışmayı, yardımlaşmayı gerekli kılar. Tek taşla duvar yapılamazsa, insanlar da tek başlarına işlerinin üstesinden gelemezler. Bugün çektiğimiz toplumsal sancının özünde tek taşla duvar örmeye kalkışma güdüsü yatmaktadır.

■ Duvarın temelini kazdıktan sonra, dibinde durma. (Sadi)

Yazarın Diğer Yazıları